İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tartışmalı bir şekilde iptal edilen diplomasına karşı açtığı davanın ilk duruşması 15 Ocak'ta görüldü. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde duruşmada yaptığı savunmayı paylaştı. İmamoğlu, paylaşımına, "Diploma iptali davasının duruşması sırasında mahkeme heyetine tüm süreci anlattım. Sizlerin de dinlemesini ve bilmesini isterim" notunu düştü.
İmamoğlu'nun sesi kullanılan video 17 dakika 14 saniye sürdü. Duruşma da Silivri (Marmara) Cezaevi'nin kampüsünde görülmüştü. İmamoğlu'nun yapay zeka yardımı ile kendi sesinden dinlenen savunmasında, 17 yaşında Kıbrıs’a gittiğini, üniversiteye kayıt olduğunu ve yatay geçiş başvurusu yaptığını belirtti. Tüm belgeleri eksiksiz sunduğunu ifade eden İmamoğlu, "Bu kötülüklerin, bu kötü zihnin, bu zalimliğin, bu yapılan en pespaye hareketlerin bir kâğıt parçasının köşesi yırtık olsa acaba neler yaparlardı?" şeklinde konuştu.
İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi'nin verdiği cevapların hiç değişmediğini, üniversitenin kendisinin kabul koşullarını yerine getirerek mezun olduğunu açıkça ifade ettiğini belirtti. Ancak, 30 yıl sonra bir vatandaş tarafından yapılan CİMER başvuruları ile diplomasının tartışmalı hale geldiğini vurguladı. İmamoğlu, "Bugün aradığınız şartlar, o gün yoktu. Yani 35 yıl önce, bugün aradığınız şartlar o gün yoktu." dedi.
Savunmasında İstanbul Üniversitesi'nin hazırladığı "Yatay geçiş bilgi notu" başlıklı raporu gösteren İmamoğlu, üniversitenin kendi yazdığı belgeye rağmen, siyasi baskıyla yok saymaya çalıştığını ifade etti. "Devletin kurumlarına bakar mısınız? Böyle bir alabora olabilir mi?" diyerek, sürecin hukuki bir tartışma olmadığını, kurumsal bir çelişki olduğunu belirtti.
Duruşmada, İmamoğlu'nun diplomasının iptaline neden olan CİMER başvurularının organize biçimde yapıldığını ve bunun ardından savcılığın YÖK'e yazı yazarak araştırma başlatmasını eleştirdi. İmamoğlu, "35 yıl boyunca geçerli olmuş diplomam hakkında, 21 gün içinde rahatlıkla, utanmadan usule aykırı kanaatine varılabiliyor." diyerek, sürecin siyasi bir talimatla yürütüldüğünü öne sürdü.
İmamoğlu, tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirterek, mahkemenin adalet duygusuna ve hukukun üstünlüğüne uygun bir karar vermesini istedi. "Bu dava, Türkiye'de hala hukuk devleti var mı, yok mu? sorusunun cevabını arayan bir davadır." diyerek, sürecin önemine vurgu yaptı.
Son olarak, "Devlet bana 35 yıl sonra dönüyor, diyor ki: "Benim verdiğim belge geçersiz." Bu cümle yalnızca bana söylenmiyor; bu cümle hukuk devletine söyleniyor." şeklinde ifadelerle bitirdi.





