İstanbul Modern’in “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, fotoğraf alanında son zamanların en ufuk açan projelerinden biri olarak karşımıza çıktı. Fotoğrafa ilgisi olan, olmayan her sanat izleyicisi için, belki de birkaç kez görülecek bir vizyon sunuyor sergi. Farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lardan bugüne uzanan üretimlerini salt ‘yan yana’ getiren bir ‘karma’ değil bu seçki. Üzerine düşünülmüş ve en sonunda fotoğrafın kendisine odaklanan/odaklayan bir toplam karşımızdaki. Öyle ki teknik ve içerik olarak çoğu zaman yan yana gelmez farklılıklar, izleme süresince seyircisine bambaşka sorularla aynı cevabın yanıtını genişletiyorlar. Eski ama yeniden ve hep sorduğumuz soru bu; nedir fotoğraf? Galeriler boyunca devam ederken, izlemeye/görmeye sorular da eşlik ediyor: Neyi ‘gösterir’, neyi ‘saklar’, neyi ‘hatırlatır’, nasıl ‘yalan’ söyler, hangi gerçeği ‘gösterir’? Ve dahası… Müzenin birinci katındaki galerileri bir araya getiren ve yeni binasında fotoğraf alanındaki ilk grup sergisi olan seçkide çok kişisel düşsel manzaralar da, kurgu­sal portreler de, içine seçilmiş objeler ve giren yerleştirmeler de yer alıyor. İstanbul Modern’in yeni müze binasının açılışından bu yana fotoğraf sergilerinin sponsor­u olan Burgan Bank, dijital bankacılık markası ON Dijital Bankacılık ile desteğini sunuyor burada da. Larissa Araz, İlgen Arzık, Emre Baykal, Silva Bingaz, Hasan Deniz, Umut Erbaş, Cem Ersavcı, Ece Gokalp, Cemre Yeşil Gönenli, Ege Kanar, Zeynep Kayan, Metehan Özcan, Yusuf Sevinçli, İrem Sözen, Selim Süme, Kerem Uzel, Begüm Yamanlar ve Cansu Yıldıran’ın çalışmalarında yapay zeka uygulamalarından arşivsel malzemelere uzanan çok katmanlı bir üretim çeşitliliğini izliyoruz.

Müzenin artistik direktörü Çelenk Bafra ve fotoğraf küratörü Demet Yıldız Dinçer küratöryel bakışı üstlenmiş. Bafra, “Panorama”ya ilerleyen yıllarda farklı alt temalar etrafında devam edecek araştırma odaklı grup sergilerinin üst başlık olarak baktıklarını söylüyor: “İlk sergimiz, Türkiye’de son on yıl ağırlıklı olmak üzere fotoğraf ve mercek temelli üretimlerin panoramasını çıkarmayı denerken günümüz dünyasında hayal kurma, mekanla ilişki kurma ve gerçekliği yeniden düşünme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Sergi, aynı zamanda farklı kuşaklardan sanatçılar için yeni üretim alanları açmayı, farklı sergileme ve anlatım biçimlerini denemeyi teşvik eden bir yaklaşımın parçası olarak şekillendi. Bu bağlamda ‘panorama’ kavramı, yekpare bir bakışı değil; kırılgan, parçalı ve sürekli yer değiştiren bakışları çağırıyor. Sergi, izleyiciyi tamamlanmış bir bütünle karşı karşıya bırakmak yerine, imgeler arasında gezinmeye, duraksamaya ve kendi bakışını yeniden kurmaya çağırıyor.”

Sergide yer alan pek çok iş, projeye özel yeni üretimler ve mekana özgü yerleştirmeler olarak ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Fotoğrafı ve mercek tabanlı sanatı bazen de kesilen, yeniden birleştirilen ve izleyiciyle tamamlanan bir alan olarak ele alan sanatçılar, kişisel arşivlerden yapay zeka tabanlı görüntü üretimlerine, ekolojik perspektiflerden farklı varoluş biçimleriyle kurulan ilişkilere uzanan geniş bir düşünsel alan açıyor bize. Larissa Araz’ın “Karanlıktan Başla Görmeye” adlı çalışması, içinde fotoğraf olan yerleştirme üretiminin iyi bir örneği olmasının yanı sıra, 1974 Kıbrıs’ından ilham aldığı hikayeyi duyusal ve akılcı biçimlendirmesiyle de etkiliyor. Serginin en büyük sürprizlerinden biri özel bir odada deneyimlediğimiz Cemre Yeşil Gönenli’nin “I Want to Always be with You” adlı yerleştirmesi. Uykunun tatlılığı ile ölümün bilinmezliği içinde kurgu­ladığı bu hikayede kişisel ve iz bırakan fotoğraflarla bezediği aile yatağını, izleyiciyi de ‘o anlar’ın içine sokarak çarpıcı bir biçimde paylaşıyor sanatçı. Ege Kanar, “Bir Kazı Alanına Yaklaşırken” adlı çalışmasında 1924’te Chitawa Havzası’na odaklanan kurgusal bir jeolojik keşfi, görüntü ve metinler aracılığıyla çok katmanlı bir anlatı olarak kurgularken, yapay zekayla salt ‘taklit’ değil ve fakat gerçeklik üzerine nasıl bir yeni ‘varoluş’ yaratılabileceğinin çok şaşırtıcı bir örneğini gösteriyor. Serginin aklımızda yer eden bir başka ismi de Emre Baykal. Sanatçının siyah beyaz serileri, konuşmadan hayatın tesadüfi şiirini yazar gibi, ’yan yana’ gelen ve tekrarlanan muzip bir göz kırpma gibi adeta! Sergi 18 Ekim’e dek İstanbul Modern’de görülebilir.

Hayal kitaplığı
İster serginin başında, ister sonunda müzenin nefis Boğaz manzarasına karşı oturup bir mola vererek inceleyebileceğiniz bir okuma alanı yaratılmış. “Hayal Kitaplığı” adı verilen bu alanda sergi katalogları ve fotoğraf alanından seçilmiş kitaplar yer alıyor. İzleyiciler için hayal kurmaya destek bir buluşma noktası olarak tasarlanan bu alan, yavaşlamaya, düşünmeye ve anlamaya davet ediyor biraz da gözlerimizi. İngilizce ve Türkçe basılan Panorama katalog-kitabı da müzenin danışma kurulu üyeleri Refik Akyüz, Serdar Darendeliler ve Orhan Cem Çetin ile birlikte Çelenk Bafra ve fotoğraf bölümü yöneticisi Demet Yıldız Dinçer’in yazılarına yer verirken, serginin sorularını derinleştirmeyi amaçlıyor.