İngiltere'de bilim insanları doğumda beyin hasarını tespit edebilecek başlık geliştirdi. Araştırmacılar, ışık ve ultrason kullanarak yenidoğanların beynini izleyebilecek bu başlığın dünyada ilk olduğunu söylüyor.

İngiltere'nin Cambridge kentinde bulunan Rosie Doğum Hastanesi'nin görüntüleme odasında, üç haftalık Theo bir beşikte derin uykuda. Dr. Flora Faure, küçük siyah bir başlığı Theo'nun başına dikkatlice yerleştiriyor. Başlık, bir yüzücü bonesine ya da bir ragbi oyuncusunun takacağı koruyucu başlığa benziyor. Üzerinde altıgen çıkıntılar bulunuyor; bu çıkıntıların içinde, Theo'nun beyninin nasıl çalıştığını izleyen bir teknoloji yer alıyor.

Yeni Doğanlarda Fonksiyonel Ultrason ile Optik Görüntülemenin Entegrasyonu araştırmasından (kısaca Fusion) Dr. Faure, "Bu, ışık ve ultrasonun birlikte bu şekilde kullanıldığı ilk örnek. Bu sayede beynin daha kapsamlı bir görüntüsünü elde edebiliyoruz" diyor.

Yeni doğanlarda görülen beyin hasarı, ömür boyu süren engellerin başlıca nedenlerinden biri. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) genelinde, doğum sırasında meydana gelen beyin hasarlarını azaltmayı hedefleyen bir program yürürlüğe konmuş durumda. Beyin hasarı, beynin vücutla iletişim kurma yeteneğini etkileyebilir ve bunun sonucunda epilepsi veya hareket ve koordinasyonu etkileyen serebral palsi gibi durumlar ortaya çıkabilir.

İngiltere'de her bin bebekten beşi beyin hasarıyla doğuyor. Ancak mevcut izleme yöntemleri, çocuğun büyüdükçe ne ölçüde ve nasıl etkileneceğini öngörmekte yetersiz kalıyor. Dünya genelinde, doğum sırasında beynin yeterli oksijen ve/veya kan akışı alamamasıyla ortaya çıkan Hipoksik-iskemik ensefalopati (HIE), zamanında doğan bebekler arasında ölüm ve engelliliğin başlıca nedenlerinden biri. Her yıl yaklaşık 3 milyon bebek bu durumdan etkileniyor.

Dr. Faure, başlığın nasıl çalıştığını şöyle açıklıyor: "Işık sensörleri, beynin yüzeyindeki oksijen değişimlerini izliyor. Bu yönteme 'yüksek yoğunluklu yaygın optik tomografi' deniyor. Fonksiyonel ultrason ise beynin derinlerindeki küçük kan damarlarını görüntülememizi sağlıyor."

Cihazın bir diğer önemli özelliği taşınabilir olması. Böylece bebekler, kendi beşiklerinin konforunda, düzenli aralıklarla izlenebiliyor. Danışman beyin cerrahı Dr. Alexis Joannides, cihazın geleneksel MRI veya CUS taramalarına göre bir dizi avantaja sahip olabileceğini düşünüyor.

Joannides, "Birincisi, maliyet ve tarama zamanı bulmanın zorluğu. İkincisi ise, bebeği gürültülü bir tarayıcıya götürmek, 20 dakika kadar beklemek ve sonra geri getirmek zorundasınız. Bu da, bir dizi ardışık tarama yapmanızı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Oysa ilk haftalarda beyin her gün değişiyor; düzenli testler yapabilmek inanılmaz derecede değerli olurdu" diyor.

Serebral palsili çocuklara destek veren Action Cerebral Palsy adlı hayır kurumu, araştırmayı memnuniyetle karşıladı. Kurumun kurucusu Amanda Richardson, "Bu tür teknolojiler büyük fark yaratabilir, ancak topluluk terapistlerinin kapasitesinin de artırılması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Dr. Joannides, "Önümüzde hâlâ aşmamız gereken engeller var, ancak üç ila beş yıl içinde daha geniş çapta değerlendirilebilecek bir ürüne sahip olmayı umuyoruz. Maliyet uygun olursa, bu cihaz yalnızca bilinen bir sorunu olan bebekleri izlemekle kalmaz, risk altındaki diğer bebekleri de belirlemeye yardımcı olacak bir tarama aracı haline gelebilir" dedi.