İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Avrupa Birliği ile yaptıkları anlaşmanın ilişkilerde "yeni bir döneme" işaret ettiğini ve ülkeyi Brexit tartışmalarından uzaklaştırdığını söyledi. Starmer, İngiltere ile AB arasında geniş kapsamlı bir anlaşma imzalandığını açıkladı.

Anlaşma savunma, ticaret, balıkçılık, enerji, pasaport kontrolleri, olası bir gençlik programı ve halen müzakere aşamasında olan bir dizi politika alanında bağların güçlendirilmesini kapsıyor. Başbakan Starmer, AB ile ilişkilerinin büyük ölçüde yeniden başlayacak şekilde anlaşmaya varmasıyla birlikte Brexit konusundaki "siyasi kavgaları" geride bırakmanın zamanının geldiğini söyledi. İngiltere 2020'de AB'den resmen ayrılmıştı.

Bu anlaşma, o tarihten bu yana ilişkilerde en büyük yeniden başlangıca işaret ediyor ve Brexit konusunda yıllarca süren anlaşmazlıkların ardından geliyor. Muhalefetteki Muhafazakâr Parti ve aşırı sağcı Reform UK Partisi anlaşmayı AB'ye "teslimiyet" olarak nitelendirirken, Liberal Demokratlar hükümetin Avrupa ile bağları yeniden inşa etmek için bazı "olumlu ilk adımları" attığını söyledi.

Pazartesi günü Londra'da AB liderleri Ursula von der Leyen ve Antonio Costa'nın da katıldığı bir zirve düzenlendi. Zirvede konuşan Starmer, "Eski bayat tartışmaları ve siyasi kavgaları bir kenara bırakarak, Britanya halkı için en iyisini sağlayacak sağduyulu ve pratik çözümler bulmanın, ileriye bakmanın zamanı geldi" dedi.

Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen düzenlediği basın toplantısında zirveyi "tarihi bir an" olarak nitelendirdi ve "İlişkimizde yeni bir sayfa açıyoruz" dedi. Hükümet, anlaşmanın evrak işlerini ve kontrolleri azaltarak gıda ve içecek ithalat ve ihracatını kolaylaştıracağını söyledi. Hayvansal ve bitkisel ürünler üzerindeki bazı rutin kontroller de tamamen kaldırılacak.

Bunun karşılığında Birleşik Krallık denizlerinde balık avı için AB'ye 2038 yılına kadar erişim hakkı tanınacak; bu da mevcut düzenlemelerin 12 yıl uzatılması anlamına geliyor. Balıkçılığın ülke gayri safi yurtiçi hasılasındaki payı sadece %0,4, ancak avlanma suları üzerindeki kontrol Brexit kampanyasında önemli bir konuydu.

Anlaşma, İngiltere'nin gıda ticareti, emisyon ticareti ve elektrik piyasasındaki potansiyel işbirliğini kapsayan alanlarda Brüksel tarafından belirlenen kurallara uymasını gerektiriyor. Dinamik uyum olarak bilinen bu düzenleme, herhangi bir ticari anlaşmazlıkta Avrupa Adalet Divanı'na rol verme anlamına gelecek.

Eski başbakan Boris Johnson, sosyal medyada paylaştığı bir mesajda, anlaşmayı "satılmış" olarak nitelendirdi ve İngiltere'nin birçok alanda "AB yasalarını kabul etmek zorunda kalacağını" söyledi. Anlaşmanın merkezinde bir güvenlik paktı da yer alıyor. Zira Avrupa ülkeleri, Rusya'nın geniş çaplı işgaliyle karşı karşıya kalan Ukrayna'yı desteklemek için savunmaya daha fazla yatırım yapılmasını gündemde tutuyor.

Hükümet, emisyon ticareti programlarını birbirine bağlama planları kapsamında, İngiliz işletmelerinin önümüzdeki yıl yürürlüğe girecek olan AB karbon vergisinden etkilenmeyeceğini söyledi. Hükümetin tahminlerine göre ticaret ve enerji alanındaki anlaşmalar 2040 yılına kadar ülke ekonomisine yaklaşık 9 milyar Sterlin katkı sağlayacak.

Anlaşma ayrıca şunları kapsıyor:

  • Gençlerin karşılıklı olarak daha rahat dolaşımını sağlayacak bir program üzerinde daha fazla işbirliği
  • İngiltere'nin Avrupa çapında öğrenci değişimi ve eğitimi için fon sağlayan bir AB girişimi olan Erasmus programına katılması yönünde çalışma taahhüdü
  • İngiliz yolcuların Avrupa havalimanlarındaki otomatik self-servis e-pasaport kapılarını daha fazla kullanmasına izin verilmesi
  • Özellikle Kuzey Denizi'nde enerji ağlarının geliştirilmesi konusunda daha yakın işbirliği
  • İngiltere'nin AB'nin iç elektrik piyasasına katılma olasılığının araştırılması
  • İngiliz çelik ihracatı yeni AB kuralları ve gümrük vergilerinden korunacak
  • Daha fazla istihbarat paylaşımı dâhil olmak üzere, yasadışı göçle mücadele konusunda daha fazla işbirliği.

Yeniden yapılanma, İngiliz siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini tetikleyen Brexit nedeniyle Birleşik Krallık ve AB arasında yıllarca süren kötü ilişkilerin ardından geldi. Kamuoyu araştırma şirketi YouGov'un yaptığı bir ankete göre Britanyalıların çoğunluğu Brexit oylamasından pişmanlık duyuyor ve AB ile daha yakın ilişkiler kurulmasından yana.