İnsanlar, en yakın akrabalarımızda bile bulunmayan bir özellik olan belirgin bir çene ucuna (İng: "chin") sahip tek türdür. Aslında bu o kadar eşsiz bir anatomik özelliktir ki, antropologların fosil kayıtlarında Homo sapiens kalıntılarını tanımlamak için kullandıkları temel özelliklerden biridir. Ancak bu kadar tanımlayıcı bir özellik olmasına rağmen, çene ucunun evrimsel amacı hakkında şaşırtıcı derecede az şey biliyoruz. Peki neden çene ucuna sahip tek tür biziz? Bu soruyu cevaplamak zordur; çünkü uzmanlar tek bir çene ucu tanımı üzerinde henüz uzlaşmış değildir. Bazı araştırmacılar filler ve deniz inekleri gibi hayvanların çeneye benzer çıkıntıları olduğunu öne sürse de bunlar, alt dişlerimizin ötesine uzanan T şeklindeki yapılarla aynı anatomik kökene sahip değildir. Sonuç olarak bazı bilim insanları çene ucunu tek bir özellik olarak düşünmekten uzaklaşmış; bunun yerine onu başımızın ve alt çenemizin (İng: "jaw" veya "mandible") birçok farklı parçasının etkileşimlerinin kolektif bir sonucu olarak ele almaya başlamışlardır. New York Üniversitesi'nden evrimsel morfolog Scott A. Williams durumu şöyle açıkladı:

Çene ucu ile ilgili pek çok şey oldukça karmaşıktır. Tek bir metrikle ölçülemez, aksine bir dizi morfolojik özellikten oluşur. Çene ucunun işlevinin daha iyi anlaşılması, bilim insanlarının bir tanım oluşturmasına yardımcı olabilir. Uzmanlar, çene ucunun varlığına dair birkaç olası amaç öne sürmüşlerdir. Bazı araştırmacılar, daha küçük dişler evrimleştirdikçe çene ucunun alt çenemizi güçlendirmek ve çiğneme sırasında dişlerimizin kırılmasını önlemek için ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Diğerleri, çene ucunun dil kaslarımız için bir bağlantı noktası sağlayarak benzersiz bir başka insan özelliği olan konuşma kapasitemizle bağlantılı olabileceğine inanmaktadır. Yine de bazıları, çenelerimizin ne kadar belirgin olduğu konusundaki varyasyonun, eşeysel seçilimle (İng: "sexual selection") bağlantılı olabileceğine dair bir ipucu sunduğunu söylemektedir.

Çene Ucu, Evrimin Bir Yan Ürünü Olabilir mi? New York'taki Buffalo Üniversitesi'nden evrimsel morfolog Noreen von Cramon-Taubadel, çene ucunun rastgele şans eseri mi evrimleştiğini yoksa evrimin doğrudan bu yapı üzerinde mi etki ettiğini belirleyerek bu listeyi daraltmak için yola çıktı. Bunu yapmak için von Cramon-Taubadel ve ekibi, çene ucuyla ilişkili dokuz özellik de dahil olmak üzere baş ve alt çene boyutuyla bağlantılı düzinelerce özelliği incelediler. Daha sonra insanlar, fosil ataları, goriller, şempanzeler, orangutanlar ve gibonları içeren bir grup olan 15 insansının (İng: "hominoid") evrim ağacını kullanarak bu özelliklerin zaman içinde rastgele şansa kıyasla daha mı fazla yoksa daha mı az değiştiğine baktılar. Her iki sonuç da alt çenenin evriminde doğal seçilimin bir rolü olduğunu gösterecekti.

Von Cramon-Taubadel, diğer türlerle karşılaştırıldığında insan kafatasının, aradan geçen zaman göz önüne alındığında atalarımızdan beklediğimizden çok daha farklı olduğunu belirtti. Ancak çene ucuna özgü dokuz özellikten sadece üçü doğrudan seçilim altında gibi görünüyordu.

Ekibin PLOS One dergisinde yayımlanan sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çene ucunun mimariden ödünç alınarak başka bir şeyin yan etkisi olan bir özelliği tanımlamak için kullanılan kemerlik (İng: "spandrel") olarak bilinen bir yapı olabileceğini göstermektedir. 1979 yılında evrimsel biyologlar Stephen Jay Gould ve Richard Lewontin tarafından ortaya atılan kemerlik kavramı, her özelliğin evrimleşmiş belirli bir amaca hizmet etmesi gerektiği görüşüne karşı çıkmak için literatüre sokulmuştur. Von Cramon-Taubadel, bu kavramın çene ucuyla olan ilişkisini şöyle açıkladı: Bunun yerine, yapısal olarak bir çene ucuna sahip olmamız gerektiği anlaşılıyor ancak bunun nedeni çene ucunun belirli bir işleve sahip olmak üzere evrimleşmesi değildir. Giderek daha fazla çalışma, insanlar ve diğer kuyruksuz maymunlar arasındaki farklar açısından son derece önemli olduğunu düşündüğümüz şeylerin aslında sadece genetik sürüklenme ve gen akışı ile evrimleşebileceğini gösteriyor.

Bu çıkarımlara rağmen von Cramon-Taubadel ve Williams, konunun henüz tam olarak çözülmediği konusunda hemfikirdirler. Örneğin konuşma gibi özelliklerin ilk ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir; bu nedenle bunları çene ucunun evrimiyle ilişkilendirmek zordur. Williams, çene ucunun belirli bir amaç için evrimleşmemiş olabileceğini kabul etse de bu durum onun tamamen keyfi bir yapı olduğu anlamına gelmez. Araştırmacı sözlerini şöyle tamamladı: Bu, bugün gezegende yaşayan her insanda bir şekilde var olan, soy hattımızın tanımlayıcı özelliklerinden biri olmaya devam etmektedir.