ORSAM Irak Araştırmacısı Dr. Sercan Çalışkan, Irak’ta devam eden hükümet krizindeki son durumu ve bölgesel gerilimin ülkeye etkilerini AA Analiz için kaleme aldı. 11 Kasım 2025’te gerçekleştirilen Irak Parlamentosu seçimlerinin üzerinden dört ay geçti ancak Irak’ta halen yeni bir hükümet kurulamadı. Bu siyasi belirsizlik sürerken 28 Şubat'ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar, bölgeyi yeni ve daha geniş bir çatışma sarmalının içine çekti. Böylece Irak’ta hükümetin kurulamamasına yol açan iç siyasi dengeler, siyasi gruplar arası rekabet ve dış müdahale dinamiklerine ek olarak, ağır bir güvenlik ve jeopolitik baskı da ortaya çıktı, zaten kırılgan olan siyasi zemin daha da karmaşık bir hal aldı.

Maliki'nin adaylığı ve iç siyasi tıkanıklık

Şii Koordinasyon Çerçevesi (ŞKÇ) tarafından aday gösterilen eski Başbakan Nuri Maliki, ABD’nin açık ve güçlü vetosuyla karşılaştı. ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin adaylığını “kötü bir seçim” olarak niteledi ve yeniden başbakan olması halinde Washington’ın Irak’a yardım etmeyeceğini duyurdu. En üst düzeyden yapılan bu açıklama, ABD’nin Irak’taki hükümet kurma sürecini Orta Doğu politikasının önemli bir başlığı olarak gördüğünü net biçimde ortaya koydu.

Irak’ta Nuri Maliki’nin adaylığı ve hükümetin kurulamaması, yalnızca ABD’nin vetosuyla açıklanamaz. Nuri Maliki, hem toplumsal hem de siyasal düzlemde ülkenin en tartışmalı figürlerinden biri olmayı sürdürüyor. 2006-2010 ve 2010-2014 yıllarını kapsayan iki başbakanlık döneminde izlediği mezhep temelli politikaların, Irak’taki toplumsal ayrışmayı derinleştirdiği yönünde yaygın bir kanaat var. Bu nedenle Maliki, ŞKÇ’nin adayı olarak haftalar süren müzakereler sonucunda ismini resmileştirmiş olsa da Irak toplumunun önemli bir kesiminde güçlü bir muhalefetle karşı karşıya. Bu tablo, parlamentoda mutlak çoğunluğu sağlayabilmesini de zorlaştıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

28 Şubat itibarıyla Irak’taki hükümet kurma krizi, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların gölgesinde ilerlemeye devam edecek görünüyor. Erbil’e yönelik saldırılar, ülkenin farklı noktalarına düzenlenen hava operasyonları ve Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği çevresinde büyüyen protestolar, siyasi süreci daha da kilitleme potansiyeline sahip. Buna karşılık ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak’taki son temasları, Washington’ın hükümet kurma sürecini kendi lehine şekillendirmek için aktif diplomatik çaba yürüttüğünü gösteriyor.

ABD’nin Irak stratejisi ve İran’ı sınırlandırma hedefi

ABD, İran’ın askeri ve siyasi kapasitesinin zayıflatıldığı bir tabloda Irak’ı da Tahran’ın etkisinden uzaklaştırmayı hedefliyor. Bu çerçevede yalnızca başbakanlık makamının değil kurulacak kabinenin genel kompozisyonunun da İran etkisinden arındırılması, Washington açısından öncelikli bir mesele olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla ABD’nin Irak politikasında iki öncelikli hedefinin olduğu söylenebilir: Siyaseten İran’dan görece bağımsız bir hükümetin ortaya çıkması ve milis yapılar üzerinden tesis edilen İran kaynaklı askeri etkinin sınırlandırılması.

Türkiye’nin öncelikleri: İstikrar ve kalkınma gündemi

Irak’taki hükümet kurma krizi sürerken Türkiye de süreci yakından izliyor. Son yıllarda ekonomik işbirliği, güvenlik alanındaki koordinasyon ve su meselesi gibi hassas başlıklarda önemli ilerleme kaydeden Türkiye-Irak ilişkilerinin mevcut ivmesini koruyabilmesi için Bağdat’ta istikrarlı bir hükümetin kurulması kritik önem taşıyor. Hükümetin bir an önce kurulması, mevcut işbirliği alanlarında ortak iradenin sürdürülmesi açısından kritik olsa da Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacminin 30 milyar dolara çıkarılması, Kalkınma Yolu Projesi’nin tamamlanabilmesi ve terörle mücadelede ortak adımların derinleştirilmesi gibi stratejik hedeflerin kalıcı şekilde hayata geçebilmesi, Irak’ın bölgesel güç mücadelesinin aktif bir cephesi haline gelmemesine bağlı.

Bu çerçevede Türkiye, Irak’ı bölgesel çatışma alanlarının dışında tutacak, ülke genelinde egemenlik kapasitesini güçlendirecek ve toplumsal refahı önceleyen kalkınma politikalarına odaklanacak bir hükümetin kurulmasını destekleyen yaklaşım izliyor.