İran’da riyalin dolar karşısında tarihi değer kaybı sonrası başlayan ekonomik kriz, esnaf protestolarını ülke geneline yaydı. Gösterilerde polisle sert çatışmalar yaşanırken can kayıpları bildirildi. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, halkın memnuniyetsizliğini kabul ederek sorumluluğun hükümete ait olduğunu söyledi; bu açıklama İran’da alışılmadık bir çıkış olarak değerlendirildi. Yönetim tansiyonu düşürmeye çalışırken, protestoların seyri belirsizliğini koruyor.

Ekonomik kriz, riyalin dolar karşısında sert değer kaybetmesiyle derinleşti. Tahran’da başlayan eylemler kısa sürede birçok kente yayılırken, gösteriler sırasında protestocular ile polis arasında sert çatışmalar yaşandı. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, yaşananları “ekonomik baskıyla yürütülen topyekûn bir savaş” olarak nitelendirdi. Protestoların fitili 28 Aralık’ta Tahran’da ateşlendi ve riyal tarihi bir düşüş yaşayarak 1 dolar 1 milyon 450 bin riyale kadar geriledi. Bu düşüşün ardından esnaf kepenk kapatarak protestolara başladı.

Uzun yıllardır ağır ekonomik yaptırımlar altında bulunan İran’da, kuraklık ve artan maliyetler ekonomik darboğazı derinleştirdi. Riyaldeki tarihi değer kaybı, eylemlerin başlangıç noktası oldu. Protestoların bu kez farklı kılan iki temel dinamik öne çıkıyor: halk üzerindeki ekonomik baskının dayanılmaz hale gelmesi ve protestoların sadece ekonomik taleplerle sınırlı kalmaması. Ülke genelinde düzenlenen gösterilerde rejim karşıtı sloganlar da yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, kameraların karşısına çıkarak halkın memnuniyetsizliğinin giderilmesi için hükümetin etkili hizmetler sunması gerektiğini belirtti. Bu açıklama, İran’da üst düzey yöneticilerden duyulmamış bir çıkış olarak değerlendirildi. Protestocuların taleplerinin anlaşıldığı ve çözüm için çalışıldığı mesajı verilirken, Tahran Başsavcılığı’ndan gelen açıklamada ise ekonomik protestoların kamu malına zarar vermesi durumunda “yasal, orantılı ve kararlı” şekilde karşılık verileceği belirtildi.

Protestoların seyrinin hassas bir çizgide ilerlediği ve ekonomik tepkinin zaman zaman doğrudan rejime yöneldiği ifade ediliyor. 28 Aralık tarihinin dikkat çekici bir zamanlamaya işaret ettiği, aynı günlerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran konusunu görüştüğü hatırlatılıyor. Protestoların bu temasların gerçekleştiği günlerde patlak vermesi dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.