Yeraltındaki Fordo tesisine yönelik bir saldırının, atmosfere zehirli kimyasallar salması endişe yaratıyor. Çernobil, felaketten etkilenen Sinop'a 1522 km uzaklıktayken, İran'ın Kum kentindeki Fordo'nun Hakkari merkeze uzaklığı 1017 kilometre. Türkiye'deki risk durumu ne? Çernobil gibi olur mu? Milliyet'ten Pınar Tarcan Solak'ın haberi.
İran'ın ana nükleer zenginleştirme tesislerinden biri bir dağın derinliklerine gömülmüş durumda. Kum kentinin yaklaşık 32 km kuzeyinde yer alan Fordo nükleer tesisi, doğal korunaklılığı nedeniyle öyle güvenli kabul ediliyor ki, dünyada onu yok edebilecek yalnızca bir silah var. Bu silah, ABD'nin yaklaşık 13 bin 600 kg ağırlığındaki GBU-57F/B MOP (Massive Ordnance Penetrator) bombasından başkası değil. Bu bomba, yeraltına yaklaşık 60 metre kadar nüfuz edip ardından patlama gerçekleştirebiliyor.
Uzmanlar, tesiste silah kalitesinde uranyum üretildiğinden şüphelenildiğini ve burada bulunan tehlikeli hammaddeler nedeniyle büyük olasılıkla ciddi sonuçlar doğabileceğini söylüyor.
Fordo, resmi adıyla Şehit Ali Muhammedi Nükleer Tesisi, güvenlik amacıyla dağın içine yaklaşık 800 metre derinliğe inşa edildi. MOP bombasının yaklaşık 61 metre betonu delme kapasitesine sahip olduğu düşünülüyor ve tesisi doğrudan tehdit edebilecek tek silah olarak kabul ediliyor. Bu bomba yalnızca B-2 'stealth' (radara yakalanmayan) bombardıman uçağı tarafından atılabiliyor ve her uçak sadece iki bomba taşıyabiliyor. MOP, derin yer altı tehditlerini etkisiz hale getirmek için tasarlanmıştır.
Tesisin girişlerine ve havalandırma bacalarına yönelik daha küçük çaplı saldırılar, işleyişi aksatabilir fakat MOP’un yaratacağı ölümcül etkiyi sağlayamaz.
1945'te Hiroşima'ya atılan U-235 bazlı nükleer bomba, yaklaşık 15 bin ton TNT gücünde bir patlama yaratmıştı. Bu tür nükleer patlamalar, kontrolsüz bir fisyon zincirleme reaksiyonuyla gerçekleşir. Teorik olarak Fordo tesisinin bombalanması böyle bir olayı tetikleyebilir. Ancak uzmanlara göre bu ihtimal, çünkü kritik kütleye ulaşacak kadar zenginleştirilmiş uranyumun aynı yerde bulunması gerekiyor.
1986’daki Çernobil faciası, radyoaktif kirlilik nedeniyle 30 km’lik bir tahliye bölgesine yol açmıştı. Uranyumun ayrışması sonucu ortaya çıkan stronsiyum, sezyum ve iyot gibi tehlikeli izotoplar atmosfere yayılmıştı. Ancak uzmanlar, santrifüjlerde kullanılan uranyum hekzaflorür (UF6) gazının katı uranyuma kıyasla daha büyük bir tehlike oluşturduğunu belirtmektedir.
Türkiye, İran'daki nükleer tesislerin güvenliği konusunda potansiyel olarak etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Çernobil Nükleer Santrali'nde 1986’da meydana gelen felaketin ardından, radyasyon etkileri Türkiye’nin 1522 kilometre uzaklıktaki Sinop'ta gözlemlendi. İran’daki nükleer tesislerin Türkiye sınırındaki illere uzaklığı ise değişiklik göstermekle birlikte, Fordo Nükleer tesisinin, Türkiye'de en yakın olduğu il olan Hakkari merkezine uzaklığı 1017 km.
Fordo, bir uranyum zenginleştirme tesisidir. Ancak İran, burada nükleer silah üretmeye çalışmadığını, yalnızca nükleer enerji elde etmek için uranyum zenginleştirdiğini savunuyor. Son dönemde İran'ın yaklaşık yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu öne sürüldü. Bir nükleer bomba yapımı için yüzde 90 oranında zenginleştirilmiş uranyıma sahip olmak gerekiyor. Ancak İran iddiaları reddediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Grossi, İsrail'in saldırılarının ardından UAEA raporunun İran'a saldırmak için İsrail'e gerekçe sunduğu iddiasına dair, "UAEA'nın rolü ve raporu, İsrail'in veya başka bir ülkenin askeri harekatını haklı göstermek için asla kullanılamaz." dedi.




