Milli İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Hakkı Uygur, ABD saldırılarının ardından İran'ın atabileceği adımları AA Analiz için kaleme aldı.
ABD Hava Kuvvetlerinin 22 Haziran Pazar günü sabahın erken saatlerinde ağır bombardıman uçaklarıyla İran'ın nükleer tesislerine saldırması, 7 Ekim 2023 ile başlayan 13 Haziran 2025'te İsrail'in İran'a saldırıları ile devam eden bölgesel gelişmelerde yeni bir dönüm noktasını teşkil ediyor. ABD'li yetkililerin açıkladıklarına göre saldırıda başta Fordo olmak üzere Natanz ve İsfahan'daki nükleer tesisler B-2 ağır bombardıman uçakları ve seyir füzeleri ile hedef alındı. ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada saldırının başarılı olduğunu, İran'ın nükleer tesislerinin büyük hasar aldığını ve nükleer programının yok edildiğini ileri sürdü. Trump ayrıca saldırıların sona erdiğini, İran misillemede bulunmazsa ABD güçlerinin İran'a tekrar saldırmayacağını da ifade etti.
İran'ın uzun soluklu stratejisi, askeri saldırı riskine rağmen uranyum zenginleştirmesi başta olmak üzere kritik nükleer teknolojiden vazgeçmemesi yönünde şekillenmiştir. İran lideri Ayetullah Ali Hameney, ülkenin nükleer eşikte bir ülke olma statüsünün dış baskılardan koruyacağını düşünmektedir. Ancak bu durum, İran'ın nükleer silah üretmeye yakın bir noktada durmasına olanak tanımakta ve herhangi bir tehdit karşısında hızlıca nükleer silah üretimine geçebilecektir.
ABD'nin tavrı, 13 Haziran sonrası gelişmelerde oldukça belirleyici oldu. İran'ın nükleer kapasitesinin yok edilmesinin ancak ABD'nin doğrudan çatışmalara müdahil olmasıyla gerçekleşebileceği ortaya çıktı. İran, ABD'nin görüşme tekliflerini reddetmiş ve şartlar arasında yer alan nükleer faaliyetlerin tamamen yok edilmesini kabul etmemiştir.
İran'ın önünde, ABD ve İsrail'in baskılarıyla Libya modelini kabul etmesi durumunda rejim değişikliği ile eşdeğer bir durumla karşılaşması söz konusudur. 22 Haziran sonrası askeri çatışmanın şiddetlenmesi, İran'ı büyük tahribatlara uğratabilir. Dolayısıyla İran, ABD'yi daha fazla çatışmalara çekmeden İsrail'e yönelik saldırıları arttırmayı ve çatışmayı zamana yaymayı tercih edebilir.
Rusya ve Çin'in İran'daki çatışmaları yakından izlediği öngörülmektedir. İran'ın saldırılarında gözle görülür bir etki artışı ya da hava savunma konusunda belirgin başarılar görüldüğünde, Tahran'ın üçüncü ülkelerden destek aldığı sonucuna varılabilir. Böyle bir durumda kısa sürede başlayan bir savaşın daha uzun bir yıpratma savaşına dönüşmesi muhtemeldir.






