Enerji piyasalarında alarm zilleri 9 Mart Pazartesi sabahı çaldı. Brent petrolün varil fiyatı hızla yükselerek 120 dolar seviyesine yaklaştı. Bu, piyasaların 2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana gördüğü en yüksek seviyelerden biri.

Yarım yüzyılın en ciddi enerji krizlerinden birinin yaşanabileceği endişesi, G7 ülkelerinin maliye bakanlarını acil toplantıya zorladı. Masadaki seçeneklerden biri, stratejik rezervlerden 300 ila 400 milyon varil petrolün aynı anda piyasaya sürülmesi.

Asıl sorun fiyat değil, arz krizi
Uzmanlara göre asıl sorun sadece fiyatların yükselmesi değil, fiziksel arzın çökmesi. Hürmüz Boğazı’ndaki blokaj nedeniyle piyasadan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol adeta kayboldu.
Karşılaştırmak gerekirse bu miktar, 1973 Arap petrol ambargosunun etkisinin yaklaşık beş katı.

Bu kriz ortamında gözler dünyanın en büyük üçüncü stratejik petrol rezervine sahip olan Japonya’ya çevrilmiş durumda.
Japonya aslında bu krizden en çok etkilenme riski taşıyan ülkelerden biri.
Ülke petrolünün büyük bölümünü Orta Doğu’dan alıyor ve tankerlerin Japon limanlarına ulaşması 20 ila 25 gün sürüyor.
Resmi açıklamalarda ise temkinli bir dil kullanılıyor. Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Ryosei Akazawa, rezervlerin yalnızca fiyatları düşürmek için kullanılmasının planlanmadığını, esas amacın arz güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi.
Ancak perde arkasında hazırlıklar başladı. Muhalefet milletvekili Akira Nagatsuma, Reuters’a yaptığı açıklamada Japon Doğal Kaynaklar ve Enerji Ajansı’nın (ANRE) ülkenin önemli depolama tesislerinden Shibushi üssüne olası petrol salımı için hazırlık yapılması talimatı verdiğini açıkladı.

Stagflasyon riski büyüyor
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve Japon yeninin dolar karşısında 160 seviyesine kadar zayıflaması, Japonya’nın stagflasyon riskiyle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
Bu durum sokakta da hissedilmeye başladı. Akaryakıt fiyatları yükselirken, özellikle yakıt maliyetleri toplam giderlerinin yaklaşık %10’unu oluşturan kara taşımacılığı şirketleri büyük baskı altında.
Sanayi de etkileniyor. Idemitsu Kosan ve Mitsubishi Chemical gibi şirketler, plastik üretimi için kritik öneme sahip olan etilen üretimini azaltmak veya durdurmak zorunda kaldı.

Japonya’nın üç katmanlı petrol kalesi
Japonya’nın petrol depolama sistemi diğer ülkelerden oldukça farklı ve üç katmanlı bir yapıya sahip: Devlet rezervleri, özel sektör rezervleri (yasal zorunluluk) ve petrol üreticisi ülkelerle ortak rezervler.
Toplam rezerv miktarı kaynaklara göre değişse de oldukça yüksek.
Enerji uzmanı Javier Blas, Japonya’nın yaklaşık 440 milyon varil petrol rezervine sahip olduğunu ve bunun 204 günlük ithalata yetecek düzeyde olduğunu belirtiyor.
Japonya Ekonomi Bakanlığı ve Argus Media verilerine göre rezerv miktarı 449 ila 470 milyon varil arasında ve bu da 214 ila 254 günlük tüketimi karşılayabiliyor.
Depolama tesisleri ise ileri mühendislik örnekleri olarak gösteriliyor.
Japonya petrolünü yer üstü dev tanklarda, yer altı kaya mağaralarında, okyanusta bulunan dev yüzer depolarda saklıyor.

Japonya’nın gizli kozları
Japonya’nın asıl stratejik avantajı ise uluslararası petrol anlaşmaları. Japon hükümeti, ülke içindeki bazı depolama tesislerini Suudi Arabistan (Aramco), Birleşik Arap Emirlikleri (ADNOC) ve Kuveyt (KPC) gibi devlet petrol şirketlerine kiralıyor.
Normal şartlarda bu şirketler Japonya’yı Asya için ticaret üssü olarak kullanıyor. Ancak kriz durumunda Japonya’nın bu petrolü öncelikli satın alma hakkı bulunuyor.

Çin ve Güney Kore daha rahat
Batılı ülkelerde yaşanan endişeye karşılık Çin çok daha güçlü bir pozisyonda.
Çin’in ticari petrol stokları yaklaşık 988 milyon varile ulaşmış durumda. Ayrıca kıyılarında güvenli şekilde bekleyen 166 milyon varillik petrol rezervi bulunuyor.
Elektrikli araçlara ve yenilenebilir enerjiye yapılan büyük yatırımlar da Çin’i bu kriz karşısında daha dayanıklı hale getiriyor.
Güney Kore ise hızlı önlemler aldı. Devlet Başkanı Lee Jae-myung, yakıt fiyatlarına tavan getirilmesi için hazırlık yapılmasını ve petrol stoklayan şirketlere ağır cezalar uygulanmasını istedi.
Güney Kore’de özel sektörün 220 günlük, devletin ise 116 günlük stratejik petrol rezervi bulunuyor.

Kritik eşik
Mevcut kriz, finansal tahminlerle gerçek dünya arasındaki farkı net biçimde ortaya koydu. Washington petrol fiyatlarının yükselmesini küresel güvenlik için “katlanılabilir bir maliyet” olarak görürken, İran Devrim Muhafızları petrol fiyatının 200 dolara çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu gerilim ortamında Asya piyasaları, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanmayacağı umuduna tutunuyor. Çünkü böyle bir adım Çin, Güney Kore ve Japonya gibi askeri güçlerin tepkisini çekebilir.
Ancak tankerlerin hareket edememesi gerçeği diplomatik umutları giderek zayıflatıyor.
Eğer G7 ülkeleri kısa süre içinde güçlü ve koordineli bir adım atamazsa, Japonya dev rezervlerini tek başına piyasaya sürmek zorunda kalabilir.
Bu da Japonya’nın üç katmanlı petrol kalesinin, son yarım yüzyılın en büyük enerji krizine karşı gerçekten yeterli olup olmadığını gösterecek.