İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ardından Kıbrıs'taki İngiliz üssünün insansız hava araçları (İHA) ile hedef alınması adada yeni bir dönemin habercisi olabilir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nden yapılan açıklamalarda 1 Mart'ta adanın güneyindeki Akrotiri hava üssünü hedef alan İHA'nın Tahran'ın desteklediği Lübnan Hizbullahı tarafından fırlatılmış olabileceği belirtildi. İran, Kıbrıs'ı hedef aldığı iddialarını reddetti. Geçmişte Kıbrıs'ı tehdit eden Hizbullah da saldırıyı üstlenmedi.

Saldırının ardından Yunanistan, İngiltere, Fransa, İspanya ve Hollanda gibi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, birliğin dönem başkanlığını sürdüren Kıbrıs'ı korumak için askeri sevkiyat yapacaklarını duyurdu. Türkiye de benzer biçimde Kıbrıs'ın kuzeyine F-16 savaş uçakları ve hava savunma sistemleri konuşlandırdı. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 9 Mart'ta Kıbrıs'ı ziyaret etti ve destek mesajı verdi.

BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlar, adadaki askeri hareketliliğin "donmuş ihtilaf" olarak adlandırılan Kıbrıs sorununda yeni gelişmelere yol açabileceğini söylüyor. Uzmanlar ayrıca tarafların bu hamleler sırasında bölgesel gerilimi tırmandırmamaya özen gösterdiğini vurguluyor ve Doğu Akdeniz için "felaket tellallığı" yapılmasına karşı uyarıyor.

Kıbrıs, yeryüzünde silahlanmanın en yüksek olduğu bölgeler arasında sayılıyor. Yaklaşık 10 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip adada Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin de olduğu altı askeri güç yer alıyor. Adanın kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı yaklaşık 40 bin askerin görev yaptığı belirtiliyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin silahlı kuvvetlerinde ise 13 bin aktif personel görev alıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında ayrıca İngiltere'ye ait iki egemen üs bölgesi var. Adada çatışmayı önlemek adına bir BM Barış Gücü'de bulunuyor. Türkiye'nin "Barış Harekâtı" adını verdiği müdahale uluslararası toplum tarafından "işgal" olarak tanımlanıyor.

Son gelişmeler üzerine uzmanlar, Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeyine savaş uçağı konuşlandırmasının, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa ülkeleri ile askeri işbirliğinin adayı ve adada yaşayanların güvenliğini riske attığını belirtmektedir. Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Doç. Dr. Altuğ Günal, askeri sevkiyatların "yanlış hesaplama veya kaza sonucu sıcak temas riskini ciddi biçimde yükselttiğini" düşünüyor.

Harry Tzimitras ise Türkiye'nin Yunanistan'ın ardından benzer bir gücü Kıbrıs'a konuşlandırmasının "kesinlikle beklenilen" bir adım olduğunu belirtiyor. Tzimitras, "Türkiye sembolik bile olsa birilerinin Kıbrıslı Türklere de teminat verdiğinden emin olmak istedi" diyor.

Sonuç olarak, mevcut askeri hareketliliğin Kıbrıs meselesi ile bağlantısı olmadığı, adadaki tarihi durumla, adanın bölünmesiyle ve bu bölünmeye dair çözüm bulunamamış olmasıyla hiçbir alakası olmadığı ifade edilmektedir.

Uzmanlar, Kıbrıs'a yönelik herhangi bir tehdidin "ada halklarının ortak sorunlar ve bu coğrafyanın maruz kalabileceği potansiyel saldırı, kaza ve ekonomik zorluklar" üzerine düşünmesini sağlayabileceğini belirtmektedir.