Amerikan sağ siyasetinin en etkili seslerinden biri olan eski Fox News sunucusu Tucker Carlson, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasından kısa bir süre sonra YouTube'a yüklediği videosunda izleyicilerine, "Bu İsrail'in savaşı. Bu Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşı değil" diye sesleniyordu. Uzun süredir Donald Trump'ın destekçilerinden biri olan Carlson, başkanın askeri operasyon emri vermesini engellemeye çalışmak için geçen ay Trump'la birkaç kez görüştüğünü söyledi. Videoda ülkelerin savaş sırasında daha az özgür hale geldiğini savunan Carlson, "Bir şiddet ruhu ortaya çıkar ve insanlar hızla değişir. İnsanların üzerinde kan dökme isteğini, nefreti hissedebilirsiniz ve bu çok hızlı yayılır" diye konuştu. Carlson'ın tavsiyesi ise oldukça netti: "Derhal [savaştan] çıkın. Bu kadar basit. Elbette aynı zamanda inanılmaz derecede karmaşık, ama ilk adım ayrılmaya karar vermektir." Trump'ın ateşli destekçilerinin çoğu mevcut askeri harekâtı desteklese de anketler Cumhuriyetçilerin dörtte birinin bunun tam tersini düşündüğünü gösteriyor. Bu tartışma, Trump'ı yeniden Beyaz Saray'a taşıyan koalisyondaki bölünmelerin bugüne kadarki en açık göstergesi. Bir Cumhuriyetçi stratejistin sözleriyle bu koalisyon "uyumsuzların adası".
Başkanın "America First" (Önce Amerika) gündeminin ne anlama geldiği ve bunu kimin en iyi savunduğu konusundaki tartışmalar aylardır sürüyor. Ancak İran'daki savaş, parti içindeki çekişmeyi gün yüzüne çıkardı. Bazı parti içi isimler bu durumun Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilere zarar verebileceğinden endişe ediyor.
ABD başkanlarının askeri operasyonların ilk aşamalarında genellikle popülaritelerinin arttığı görülür. Bunun nedeni artan vatanseverlik duygusu ve kamuoyunun "bayrak etrafında kenetlenmesi"dir. Ancak bu kez durum farklı. RealClearPolitics tarafından derlenen anket ortalamasına göre, bir yıldır negatif bölgede olan Trump'ın net onay oranları savaşın başlamasından bu yana neredeyse hiç değişmedi. Bombardıman sonrası yapılan birkaç anket, Amerikalıların çoğunluğunun askeri harekâta karşı çıktığını gösteriyor. Örneğin NBC News tarafından yapılan bir ankete göre katılımcıların yüzde 54'ü başkanın İran politikasını onaylamıyor. Bu ayrım, parti çizgileri boyunca da net şekilde görülüyor. Demokratların yüzde 89'u savaşa karşıyken Cumhuriyetçilerin yüzde 77'si ise destek veriyor.
Ancak tabloya daha yakından bakıldığında sağ kesimde de bölünmeler olduğu görülüyor. NBC anketine göre kendilerini "MAGA" olarak tanımlayan Cumhuriyetçilerin 10'da 9'u savaşı destekliyor. "MAGA" Trump'ı iktidara taşıyan siyasi hareketin adı. "Make America Great Again" sözünün İngilizce kısaltması, Türkçe "Amerika'yı Yeniden Yücelt" anlamına geliyor. Bunlar Trump'ın en sadık destekçileri; mitinglerine kırmızı şapkalarla giden ve neredeyse her zaman onun politikalarını destekleyen seçmenler. Ancak kendisini MAGA olarak tanımlamayan Cumhuriyetçiler çok daha şüpheci. Bu grupta savaşı onaylayanların oranı yarının biraz üzerinde, üçte birden fazlası ise karşı çıkıyor. New York'tan Cumhuriyetçi aktivist Vish Burra, bu farkı şöyle açıklıyor: "Tabandaki birçok insan Irak'a, Afganistan'a gitmiş kişilerden oluşuyor. Bu tür sonuçsuz savaşlardan döndüklerinde kasabalarının boşaldığını, fabrikaların kapandığını ve opioid krizinin yayıldığını görüyorlar."
Bir başka ankete göre Trump'ın kara birlikleri göndermesi halinde savaş karşıtlığı daha da artabilir. Geçen hafta yapılan Quinnipiac anketi, Cumhuriyetçilerin yüzde 85'inin İran'a karşı askeri harekâtı desteklediğini ancak yüzde 52'sinin kara birlikleri gönderilmesine karşı çıktığını gösterdi. Parti içindeki bazı isimler Trump'ın bu siyasi riskleri yönetebileceğini düşünüyor. Güney Carolina merkezli Cumhuriyetçi danışman Matt Wylie, askeri operasyonun Trump'ın geleneksel Cumhuriyetçi seçmenler arasındaki desteğini artırabileceğini söylüyor. Wylie'ye göre bu seçmen grubu hem MAGA hem de MAGA olmayan kanatla kısmen örtüşüyor. Ancak başkana karşı çıkan kesimin de güçlü sesleri var. Bunlar arasında Tucker Carlson ile birlikte İran savaşını "çok çılgınca" olarak niteleyen podcast sunucusu Joe Rogan ve eski Georgia milletvekili Marjorie Taylor Greene bulunuyor.
Greene geçen yıl Trump'la yaşadığı sert tartışmanın ardından görevinden istifa etmişti. Geçen hafta X'te yaptığı paylaşımda ise "Biz daha fazla dış savaş olmasın, rejim değişikliği olmasın diye oy verdik. Trump seçim kampanyasında verdiği sözlere ihanet etti" diye yazdı. Greene ve Carlson'ın Kongre'de birkaç müttefiki var. Ancak bu isimlerin gerçek etkisi daha çok internet ve sosyal medya üzerinde. Burada kendilerini "gerçek MAGA" olarak gören ve Trump'ın kampanya dönemindeki fikirlerinden etkilenmiş, ancak bugün Trump'a daha mesafeli yaklaşan seçmenler bulunuyor. X'te profilinde kırmızı şapkalı bir çizim kullanan bir influencer görüşünü, "'İran'ı özgürleştirmek' için oy verdiğimi hatırlamıyorum. Ben Amerika'yı yeniden büyük yapmak için oy verdim" diye özetliyor.
Trump, 2024 seçimlerinden sadece birkaç gün önce New York'taki bir mitingde, "Benimle birlikte savaş olmayacak. Benimle birlikte üçüncü dünya savaşı da olmayacak" demişti. Artık bu doğru değil. Savaşın uzun süreli olup olmayacağı henüz bilinmiyor. Ancak bu operasyon Trump'ın bugüne kadarki en büyük askeri harekâtı. Şu ana kadar en az 13 Amerikalı hayatını kaybetti. Bunların altısı Irak'ta düşen bir uçakta öldü. İsrail ve Körfez ülkelerinde de kayıplar yaşandı. İran ise ülkede bin 300'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Cumhuriyetçi aktivist Vish Burra, "tabandaki MAGA seçmeni" ile Cumhuriyetçi bağışçı sınıfı arasında fark olduğunu söylüyor. Burra'ya göre taban müdahaleci olmayan bir çizgideyken, bağışçılar genellikle savaş ve İsrail yanlısı. Ancak Burra'nın kendi hikâyesi Amerikan sağında daha derin bir kırılmaya da işaret ediyor. Bazı kesimlerde İsrail karşıtlığı antisemitizme kadar varabiliyor. Ancak İran konusundaki görüşleri paylaşan bazı isimler ırkçı veya antisemitik görünmekten çok daha az çekiniyor.




