Tahran hükümeti, uzun süreli müttefikine karşı yapılan bu operasyonu resmen kınasa da, resmi makamlarda ve sokaklarda benzer bir operasyonun Ayetullah Ali Hamaney de dahil olmak üzere İslam Cumhuriyeti liderliğini hedef alıp almayacağı konusundaki belirsizlik büyüyor. Bu gerilim ikliminde, 86 yaşındaki dini liderin güvenliğini korumak amacıyla gizlendiğine inanılıyor.

Suikast ve Kaçırılma Korkusu
Washington’ın yakın müttefiki olan İsrail’in, geçmiş çatışmalarda olduğu gibi üst düzey askeri yetkililere ve nükleer tesislere yönelik saldırılarını yeniden başlatma ihtimali bu korkuyu körüklüyor. İran devlet televizyonundaki analistler, çifte vatandaşlığı olan kişilerden oluşan ekipler kullanılarak İranlı yetkilileri kaçırma planları yapıldığını iddia edecek kadar ileri gitti.
Hatta Ayetullah Mohammad Ali Javedan gibi dini figürler, liderin güvenliğiyle ilgili "kötü rüyalar" gördüklerini belirterek Hamaney’in hayatının tehlikede olduğu konusunda kamuoyunu uyardı.

2026: İran İçin Bir Dönüm Noktası mı?
Uluslararası alanda bu durum doğrudan bir uyarı olarak yorumlanıyor. Amerikalı siyasetçiler, Maduro’nun düşüşünü Venezuela petrolünü kontrol etme ve İran’da olası bir rejim değişikliği öncesinde istikrarı sağlama hamlesiyle ilişkilendiriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'daki iç protestoları halkın dizginleri eline aldığı bir an olarak değerlendirirken; Senatör Lindsey Graham, 2026 yılının İran’ın "yeniden harika" olacağı yıl olması yönündeki umudunu dile getirdi.

İran ve Venezuela Farkı
Ancak uzmanlar, İran’a yönelik bir müdahalenin Venezuela’dan çok daha karmaşık olacağı konusunda uyarıyor. İran; çok daha güçlü bir orduya, bölünebilir nükleer malzemeye ve Devrim Muhafızları aracılığıyla Orta Doğu’da siber saldırılar veya deniz baskınları düzenleme kapasitesine sahip. Artan baskılar karşısında Tümgeneral Amir Hatami, iç protestoların egemenlik meselesi olduğunu ve yabancı liderleri ilgilendirmediğini vurguladı.