İranlı General Kasım Süleymani'nin, ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla 3 Ocak 2020'de Irak'ın başkenti Bağdat’ta düzenlenen bir suikastta hedef alınmasının üzerinden 6 yıl geçerken, bu tarihten sonra İran'ın bölgesel politikalarında ve Orta Doğu'daki güç dengelerinde önemli değişimler yaşandı.
Devrim Muhafızları Ordusu içinde ülke dışındaki askeri-istihbari operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü'nün komutanı olarak resmi pozisyonunun çok ötesinde askeri, hatta bazı zamanlarda da siyasi bir figür olarak görülen Süleymani, İran'ın Orta Doğu'daki politikalarının da baş mimarı olarak biliniyordu. Süleymani, ülkenin güvenlik politikalarının belirlenmesinde de en büyük etkiye sahip isimlerin başında geliyordu. Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde İran'ın nüfuzunu genişletti.
Kasım Süleymani, 1998'de başına geçtiği Kudüs Gücü'nün bölgedeki etkisini büyük oranda artırdı ve Suriye başta olmak üzere Irak, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde İran'ın nüfuzunu genişletti. Süleymani, Kudüs Gücü'nün etkinliğini, özellikle Suriye'deki iç savaş sürecinde bu ülkeye Beşşar Esed rejimi safında savaşmak üzere getirdiği yabancı milisler üzerinden artırdı. Süleymani, 2011'de başlayan iç savaş boyunca Esed rejiminin en önemli destekçilerinden biri oldu.
Dönemin Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi'nin daveti üzerine Bağdat'a giden Süleymani'nin konvoyu, 3 Ocak 2020 Cuma günü sabaha karşı yerel saatle tam 01.20'de ABD ordusuna ait silahlı insansız hava aracından (SİHA) ateşlenen füzeyle hedef alındı. Saldırıda, Süleymani ve İranlı subayların yanı sıra Irak Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in de aralarında bulunduğu 5 Iraklı ile toplam 10 kişi hayatını kaybetti.
Süleymani'nin öldürülmesi topyekün savaş endişesine yol açtı. ABD Başkanı Trump, "binlerce ABD askerinin ölümünden sorumlu" dediği Süleymani'yi öldürme emrini kendisinin verdiğini açıkladı. Saldırı, İran'da öfke ve intikam çağrılarıyla karşılık buldu. İran'da 3 günlük yas ilan edildi. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve askeri yetkililer başta olmak üzere üst düzey İranlı yetkililer, ABD'den intikam alacaklarını açıkladı.
Süleymani'nin öldürülmesinin ardından ilk adım olarak 5 Ocak'ta İran, nükleer anlaşmadaki tüm taahhütlerini askıya aldığını açıkladı. 7 Ocak 2020'de İran Meclisinde ABD ordusunu "terör örgütü" olarak nitelendiren teklif oybirliği ile kabul edildi.
Dünya bu olayı tartışırken 8 Ocak 2020 sabahı saat 06.18'de Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı'ndan Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gitmek üzere havalanan Ukrayna Hava Yollarına ait Boeing 737 tipi yolcu uçağı, kalkıştan kısa süre sonra düştü. Uçakta bulunan 176 kişilik yolcu ve mürettebattan kurtulan olmadı. İran Genelkurmay Başkanlığı, 11 Ocak'ta yolcu uçağının hava savunma sistemleri tarafından "yanlışlıkla" düşürüldüğünü itiraf etti.
Süleymani'nin karizmatik liderliği Kudüs Gücü'nün en büyük gücüydü. Ancak onun öldürülmesinin ardından yerine gelen Kaani döneminde Kudüs Gücü'nün bölgesel etkinliğinin azaldığı değerlendirilmektedir. Süleymani sonrası dönem, İran'ın bölgesel nüfuzunun niceliksel olarak daraldığı, niteliksel olarak ise parçalandığı bir evreyi temsil etmektedir. Suriye'nin kaybı, bu sürecin sembolik ve stratejik kırılma noktası olmuştur. Bugün "direniş cephesi", Süleymani'nin inşa ettiği askeri-stratejik bütünlükten ziyade, ortak söylemlerle ayakta tutulan, ancak sahada dağınık ve kırılgan bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir.




