Sirat, Sergi López’in canlandırdığı bir babanın, oğlu (Bruno Nuñez) ile birlikte kayıp kızını/kız kardeşini bulmak için Fas’ın kalbinde ve Sahra Çölü’nde çıktığı yolculuğu anlatıyor. Film, bu hikâyeyle Oscar jürisini etkilemeye çalışacak. Bu yıl yarışta Eva Libertad’ın Sorda’sı ve Carla Simón’un Romería’sı da vardı. Açıklamayı, Blancanieves (2013) ve Robot Dreams (2024) filmleriyle daha önce Oscar’a aday olmuş yönetmen Pablo Berger yaptı. Kendisine Akademi başkanı Fernando Méndez-Leite ve noter Eva Fernández Medina eşlik etti.
Laxe: “Oscar’ı hiç düşünmemiştim”
Filmin yönetmeni Óliver Laxe, seçimin ardından şu ifadeleri kullandı: “Hiçbir zaman filmimin Oscar’a gitme ihtimali olabileceğini düşünmemiştim, ama belki de artık buna alışmam lazım. Dört film var ki onların yeri garanti gibi, işimiz kolay olmayacak. Deneyeceğiz ama bu bizi uykusuz bırakmayacak; çünkü şu ana kadar elde ettiklerimiz zaten inanılmaz.”
Son yıllarda Cannes’a katılan filmlerin ülkelerinde Oscar adayı seçilme eğiliminin altı da çizildi.
Amerikan seyircisinin tepkisi
Laxe, Amerikan izleyicisinin filmi nasıl karşıladığıyla ilgili şunları söyledi: “Bence bu seyirci bu tür bir ritme alışık. Onları Sirat ile dans etmeye davet ettik ama bu adımı biliyorlar çünkü bu kadar radikal filmlerle daha önce karşılaştılar. Onlar yoğunluğu, güçlü duyguları ve sert dönüşleri seviyorlar; bence filmde bunların hepsi var.” Yönetmen ayrıca, El Deseo yapım şirketine ve özellikle Pedro Almodóvar’a teşekkür etti.
Oscar kampanyası süreci
Yapımcı Esther García ise kampanyanın önemine dikkat çekti: “Oscar kampanyası uzun bir süreçtir, son ana kadar her şeyimizi vermeliyiz. Akademi üyelerine bu ödülü istediğimizi göstermemiz çok önemli. Olağanüstü şeyler icat etmemiz gerekecek ve bunu yapacağız. Hep birlikte sahiplenilen bir film olması büyük bir lüks.”
Filmin bestecisi Xavi Font da, Sirat’ın müzik dalı gibi farklı kategorilerde de dikkat çekebileceğini belirterek, “Mütevazı olmalıyız ama aynı zamanda iddialı da” dedi.
Laxe ise sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu film Oscar filmi ya da herkesin uzlaşacağı bir yapım değil. Ama tuhaf, eşsiz, özgün ve heyecan verici. İnandığımız bu sinema anlayışını savunarak bir şeyler elde edebilir miyiz göreceğiz. Film çok Avrupalı ama aynı zamanda çok gösterişli. Taş üstüne taş koymaya başlamak lazım.




