Endüstriyel anlaşmazlıklar, gecikmeler ve giderek daha fazla sorgulanan yönetişim modeli nedeniyle adeta kilitlenen FCAS karşısında Türkiye hamlesini yapıyor. KAAN’ın üreticisi TUSAŞ, El Independiente gazetesine yaptığı açıklamada, siyasi ve kurumsal kanalların açılması halinde İspanya ile iş birliği fırsatlarını değerlendirmeye hazır olduklarını doğruladı.

Bu mesaj, her ne kadar Madrid kamuoyu önünde Franko-Alman eksenli FCAS’a bağlılığını sürdürse de, Airbus–Dassault anlaşmazlığı ve İspanya’nın projedeki sanayi temsilcisi Indra’nın konumunun belirsizliği nedeniyle alternatif arayışlarının arttığı kritik bir dönemde geldi. TUSAŞ’a yakın kaynaklar, olası iş birliği ya da savaş uçağı alımı senaryolarına ilişkin olarak, “Bu konular hükümetler arası kanallar üzerinden ele alınır. Bu alanda geniş bir tecrübeye sahibiz,” değerlendirmesini yaptı.

KAAN: Kavramsal Değil, Uçan Bir Program
TUSAŞ, somut müzakereler konusunda temkinli bir dil kullansa da, kanıtlanmış endüstriyel kapasitesiyle her türlü potansiyel fırsata hazır olduğunu vurguluyor. 2016’da başlatılan ve ana yüklenicisi TUSAŞ olan KAAN programı, bir teknoloji gösterimi olmanın ötesine geçmiş durumda.

Uçak, 21 Şubat 2024’te ilk, Mayıs 2024’te ikinci uçuşunu gerçekleştirdi. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, programda üç prototip bulunduğunu; bunlardan birinin yer testleri için ayrıldığını, diğer ikisinin ise 2026’dan itibaren uçacağını belirtiyor. Demiroğlu, “Büyük projelerde son dakika rötuşları olabilir ama ilk uçuşu en geç Haziran’da gerçekleştirmeyi hedefliyoruz,” diyor.

Demiroğlu’na göre KAAN yalnızca bir uçak değil: “Bu, Türkiye’nin amiral gemisi projesi. Sadece bir platform değil, bir savunma sanayii ekosistemi inşa ediyoruz.”

FCAS’a Karşı Takvim Avantajı
KAAN’ın ilerleme hızı, ilk uçuşu 2035 hatta 2040 sonrasına sarkan FCAS ile karşılaştırıldığında dikkat çekici. Demiroğlu, IDEF 2025’te bu farkı şu sözlerle özetliyor:
“Dört ülkenin yapmaya çalıştığı diğer bir projeye karşı biz 2016’da işe başladık ve bugün uçuyoruz.”

2030’lu yıllardan itibaren Türk Hava Kuvvetleri’ndeki F-16’ların yerini alması hedeflenen KAAN; düşük görünürlük, dahili silah yuvaları, yüksek manevra kabiliyeti, sensör füzyonu ve gelişmiş hava-hava / hava-yer yetenekleriyle tasarlandı. İlk bloklarda Amerikan F110 motoru kullanılacak; ITAR kısıtlamalarından muaf yerli TF35000 motorunun ise 2032’de tam entegrasyonu planlanıyor.
Bu unsur, 15 milyar dolarlık anlaşmayla KAAN’ın ilk ihracat müşterisi olan Endonezya için de belirleyici oldu. Demiroğlu, “Endonezya, yerli motorlu versiyonu beklemeye hazır,” diyor.

HÜRJET ile İspanya’da Somut Adım
Savaş uçağı tartışmaları sürerken TUSAŞ, HÜRJET ileri eğitim uçağıyla İspanya pazarında şimdiden somut bir varlık gösterdi. Mayıs ayında imzalanan mutabakat zaptı, Aralık sonunda 2,6 milyar euroluk sözleşmeye dönüştü. Anlaşma; eğitim, lojistik ve destek paketleriyle birlikte 30 uçağın teslimatını, ilk teslimatların ise 2028’de başlamasını öngörüyor.
İspanya satışı ve Endonezya anlaşması, TUSAŞ için 2025’i rekor ciro yılına dönüştüren iki kritik dönüm noktası oldu. Şirket yetkilileri, “Bu anlaşmalar mühendislik kapasitemizin ve küresel rekabet gücümüzün somut kanıtıdır,” değerlendirmesinde bulunuyor. HÜRJET’in seri üretimi planlandığı gibi ilerlerken, Türk Hava Kuvvetleri için öngörülen 100 adetlik sipariş şimdiden aşılmış durumda. TUSAŞ, platformun hafif savaş uçağına dönüştürülebileceğini de vurguluyor.

Stratejik Arka Plan Net
Madrid resmi olarak iş birliğini eğitim uçağıyla sınırlı tutsa da, stratejik tablo açık. FCAS’ın tamamen başarısız olması halinde, İsveçli Saab ve Türkiye Avrupa için öne çıkan alternatifler arasında yer alıyor. Ankara ise, ABD, Rusya ve Çin ile birlikte beşinci nesil savaş uçağı üretebilen sınırlı ülkeler kulübünde yer almanın verdiği özgüvenle sahnedeki ağırlığını artırıyor.