İspanya, İtalya'nın ulaşım koridorlarındaki gecikmelerden ve lojistik verimsizliklerden şikayetçi. Özellikle demiryolu ve karayolu taşımacılığındaki aksaklıkların, İspanyol ürünlerinin Avrupa'nın kalbine ulaşmasını zorlaştırdığı ve maliyetleri artırdığı savunuluyor.
Toplantının ana gündem maddesi, Mario Draghi'nin hazırladığı ve Avrupa ekonomisinin ABD ve Çin karşısında gerilemesini önlemeyi amaçlayan raporuydu. İtalya, bu raporun vizyonunu ve "kamu borcu yoluyla ortak finansman" fikrini desteklerken; İspanya, özellikle Akdeniz koridorundaki altyapı yatırımlarının önceliklendirilmesi gerektiğini savunuyor.
İspanya Ekonomi Bakanlığı kaynakları, bazı üye ülkelerin (dolaylı olarak İtalya kastediliyor) ulusal çıkarlarını korumak adına Avrupa iç pazarının kurallarını esnettiğini ve bunun haksız rekabete yol açtığını öne sürüyor.
İki ülke, Avrupa'nın sanayisizleşmesini önlemek için enerji fiyatlarının düşürülmesi gerektiği konusunda hemfikir olsa da, bu dönüşümün nasıl finanse edileceği konusunda ayrışıyor. İtalya daha merkeziyetçi ve devlet yardımları odaklı bir yaklaşımı savunurken, İspanya daha şeffaf ve sınır ötesi bağlantıları önceleyen bir model istiyor.
Bu ekonomik çekişmenin arkasında Pedro Sánchez ve Giorgia Meloni hükümetleri arasındaki ideolojik farklılıkların da etkili olduğu belirtiliyor. Lojistik kaos ve altyapı eksiklikleri, bu siyasi rekabetin somut bir çatışma alanı haline gelmiş durumda.
İspanya, İtalya'yı Avrupa lojistik ağında bir "darboğaz" yaratmakla ve İspanyol ihracatçıların önünü kesmekle suçlarken; İtalya tarafı, sorunun genel Avrupa yatırım politikalarından kaynaklandığını savunuyor.







