İran’da eylemcilere yönelik artan şiddet nedeniyle Tahran’a askeri müdahalede bulunabileceği yönünde mesajlar verdiği öne sürülen ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail ve Körfez ülkelerinin telkinleriyle geri adım attığı iddia edildi. Ancak Trump, bu değerlendirmeleri kesin bir dille reddetti. Kararın tamamen kendi inisiyatifiyle alındığını belirten Trump, kendisini bu yönde durduran ya da engelleyen hiçbir aktörün olmadığını savundu.
İran’da hayat ekonomik gerekçelerle başlayan ancak daha sonra rejim karşıtlığı üzerinden büyüyen protesto gösterileri azalarak devam ederken, ABD’nin ‘göstericilere yönelik şiddeti’ öne sürerek Tahran’a müdahalesinin önüne İsrail ve Arap devletlerinin geçtiği iddia edildi. Amerikan New York Times gazetesine konuşan ABD hükümetinden yetkililer İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 13 Ocak’ta ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bir gün sonra da Başkan Donald Trump’la telefonda görüştüğünü ve İran’a saldırı planlarını ertelemesini istediğini belirtti. Buna ek olarak Körfez ülkelerinden yetkililerin de bölgesel çatışma endişesiyle Washington yönetiminden benzer talepte bulunduğu aktarıldı.
Uzmanlar, İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan’da halihazırda askerleri bulunduğu ve iki yıl boyunca birçok cephede savaştıktan sonra, özellikle haziran ayında 12 gün süren İran savaşının ardından savunma mühimmat stoklarının yenileyemediğini, bunun da ülkenin meşhur Demir Kubbe hava savunma sistemi için risk teşkil ettiğine işaret ediyor. Tel Aviv’in olası bir müdahalesinin ardından İran’dan gelecek misillemenin İsraillilerin güvenliğini tehlikeye atmasından endişe ediliyor.
Trump, Körfez ülkelerinin (Suudi Arabistan, Katar, Umman) kendisini İran’a müdahale etmesini engellediği yorumlarını reddetti. Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’daki eylemlerin oldukça etki yarattığını belirterek, “Kimse beni ikna etmedi, kendi kendimi ikna ettim” dedi.
Gelişmeler ışığında analistler, İran yönetiminin protestocuları “sıradan göstericiler” ve “yabancı destekli isyancılar” olarak ayıran bir söylem geliştirdiğini, bunun da halk üzerindeki baskıyı artırmayı ve protestoları caydırmayı amaçladığını belirtirken olası bir dış müdahalenin Tahran’ın bu tezini güçlendireceğini vurguluyor.
İran’da aralık ayı sonundan bu yana süren hükümet karşıtı protestoların, son yılların en geniş çaplı gösterileri olduğu belirtiliyor. İran yönetiminin interneti kesmesi nedeniyle sağlıklı bilgi akışı zorlaşırken, insan hakları örgütleri binlerce protestocunun güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü öne sürüyor. Washington merkezli İnsan Hakları Aktivistleri, protestoların başlangıcından bu yana 2 bin 500’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
İsrail istihbarat servisi Mossad’ın başkanı David Barnea da İran’daki geniş çaplı protestolar ve rejimin sert baskısı nedeniyle artan uluslararası gerilim üzerine görüşmeler yapmak üzere ABD’ye gitti. Barnea’nın Miami’de ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile bir araya gelmesi bekleniyor. Witkoff’un, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile protestolar ve olası diplomasi seçenekleri üzerinde temas halinde olduğu biliniyor. Axios’a konuşan kaynaklara göre Barnea’nın ziyaretinin bir bölümünde Başkan Trump ile görüşme ihtimali de bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protesto gösterilerinde gözaltında olan 800 protestocunun idam edilmemesi nedeniyle ülke yönetimine teşekkür etti. Trump, Truth Social hesabından, “Tüm infazların İran yönetimi tarafından iptal edilmiş olmasına büyük saygı duyuyorum. Teşekkürler” diye yazdı. Trump, 14 Ocak’ta yaptığı açıklamada da “Bize, İran’da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok. Eğer böyle bir şey olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş” diye konuşmuş ve İran’ı idamların gerçekleşmesi halinde saldırı düzenlemekle tehdit etmişti.
ABD Savunma Bakanlığı’nın bölgeye ek silah ve savunma teçhizatı sevk etmesi bu kapsamda değerlendiriliyor. Uçak gemisi “Abraham Lincoln” ve ona eşlik eden bazı savaş gemilerinin Güney Çin Denizi’nden Ortadoğu’ya doğru ilerlediği kaydedilirken, misilleme ihtimaline karşı da hava savunma ekipmanının gönderildiği aktarıldı. Özellikle Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nü korumak amacıyla ek hava savunma sistemleri ve önleyici füzeler sevk ediliyor. Yetkililer, bu askeri yığınağın hem İran’ı protestoculara yönelik şiddetten caydırmayı hem de Trump’a daha fazla askeri seçenek sunmayı amaçladığını belirtti.
İran’daki protestolarda ölenlerin aileleri, yetkililerin cenazelerin teslim edilmesi karşılığında büyük miktarda para talep ettiğini öne sürdü. BBC Farsça’ya konuşan kaynaklar, cenazelerin morglarda ve hastanelerde tutulduğunu; yakınları para ödemedikçe teslim edilmediğini iddia etti. Raşt şehrinde yaşayan bir aile, yakınlarının cenazesini teslim almak için başvurduğunda yetkililerin 700 milyon tümen (220 bin lira) talep ettiğini öne sürdü.
Putin, İran etrafında oluşan gerilimin diplomatik yoldan çözümü için arabulucu olmaya hazır olduğunu taraflara iletti. Kremlin Sarayı yazılı açıklama yaparak “Başkan Putin, İsrail Başbakanı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde temel prensip ve ilkeler doğrultusunda bölgenin istikrar ve güvenliği için diplomasinin devreye girmesi gerektiğini iletmiştir. Rusya’nın arabulucu rolü üstlenmeye hazır olduğu gibi diğer üçüncü ülkelerle de temasa geçmeye hazır olduğunu dile getirmiştir.”





