İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, 2023 Ekim ayında başlayan çatışmaların ardından uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler'e göre, 2025 Haziran itibarıyla 50 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Bu süreçte dünya ülkelerinin tutumları, insani kriz, uluslararası hukuk ve bölgesel güvenlik açısından önemli bir sınav oldu. Peki çatışmaların başladığı ilk günlerde tüm dünyadan İsrail’e destek açıklamaları gelirken son zamanlarda gösterilen tepkiler İsrail barbarlığının sonucu mu? Dünya ülkeleri İsrail’in gerçek yüzünü yeni mi görmeye başladı?

7 Ekim 2023 tarihinde İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı ve soykırıma varan saldırıları nedeniyle 50 binden fazla Filistin vatandaşı hayatını kaybetti. Yaşama tutunabilen Gazzeliler, hem sevdiklerini kaybetmenin derin acısını yaşadı hem de defalarca yaşadıkları yerlerden edildi. Açlıkla, susuzlukla, sayısız hastalıkla mücadele etti. Çoğu çocuk ve kadın masum sivilin hayatını kaybettiği saldırılarda onlarca gazeteci, sivil toplum kuruluşu çalışanı ve sağlık görevlileri de yaşamını yitirdi.

Tüm uluslararası hukuk kurallarını çiğneyen, savaş hukukuna dahi önem vermeyen bir devlet terörüyle saldırılarına devam eden Netanyahu hükümeti, savaşın başladığı ilk günlerde dünya ülkelerinden gördüğü desteği günbegün kaybederek yoluna devam ediyor.

7 Ekim’den bugüne en sert tepkiyi gösteren ülke Türkiye oldu. Türkiye, savaşın başladığı ilk günden bugüne kadar İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını "soykırım" olarak nitelendirerek sert bir dil kullandı. Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in "yeni bir şiddet dalgası başlattığını" belirterek, bu tutumun Orta Doğu'nun geleceğini tehdit ettiğini ifade etti. 2 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla Türkiye, İsrail ile olan bütün ithalat ve ihracat işlemlerini durdurdu.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren karmaşık bir tutum sergiledi. İlk günlerde, AB liderleri İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulayarak Hamas'ın saldırılarını kınadılar. Ancak çatışmaların devam etmesiyle birlikte, AB içinde farklı sesler yükselmeye başladı. Özellikle Belçika, İrlanda, Fransa, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Slovenya ve İspanya gibi ülkeler, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını kınayarak ateşkes çağrısında bulundu.

ABD'nin tutumu, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısıyla başlayan son çatışmaların ilk gününden itibaren genel olarak İsrail yanlısı oldu. Ancak bu destek zamanla bazı nüanslarla değişiklik gösterdi. Biden yönetimi, özellikle sivil kayıpların artması ve Gazze'deki insani felaketin büyümesi ile birlikte, İsrail’e yönelik tonunu sertleştirdi.

Çin ve Rusya, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ilk gününden itibaren benzer bir tutum sergileyerek, uluslararası platformlarda İsrail'in eylemlerini eleştirdi ve Filistin halkının haklarını savundu.

Katar, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ilk gününden itibaren güçlü bir tutum sergileyerek, sivillere yönelik saldırıları kınadı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama kararı verdi. Birleşmiş Milletler, İsrail'i savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle kınadı.

Gazze'deki insani durum giderek kötüleşti. Birleşmiş Milletler, bölgede açlık tehlikesi olduğunu ve insani yardımların engellenmesinin savaş suçu oluşturduğunu belirtti. Dünya genelinde 4 bin 200'den fazla protesto düzenlendi. Türkiye, bu gösterilerde en hızlı ve güçlü tepki veren ülkeler arasında yer aldı.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, uluslararası toplumun insani değerler, uluslararası hukuk ve bölgesel güvenlik konularında ciddi bir sınavdan geçmesine neden oldu. Gelecekteki barış ve güvenlik için, uluslararası toplumun daha etkin ve eşitlikçi bir yaklaşım benimsemesi gerektiği açıktır.