Deprem gerçeği kendini her geçen gün hissettirirken, gözler kentsel dönüşüm için yıkılan ancak yarım kalan binalara çevrildi. İstanbul’da dönüşüm için 150 binanın yıkıldığını, ancak bir çivi daha çakılmadığı belirtiliyor. Binaların yarım kalma nedenleri arasında, geçmiş yıllarda finansal zorluk yaşayan bazı müteahhitlerin projeyi sürdürememesi, malikler arasında arsa payı anlaşmazlığının mahkemelere taşınması, kentsel dönüşümü hızlandırmak için yasa değişikliğiyle maliklerin müteahhit değişikliğine gitmesinin tapu iptallerini beraberinde getirmesi ve imar iptalleri yer alıyor. Ağırlıklı Kadıköy’ün yanı sıra, Bahçelievler, Güngören, Avcılar, Şişli ve Beşiktaş’ta yarım kalmış binaların olduğu belirtiliyor.
Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel, kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılan binaların inşaatına başlanamadığını belirterek, maliklerin arsa payı anlaşmazlıklarının mahkemeye intikal ettiğini ve bu davaların sonuçlanmasının beklendiğini ifade etti. Müteahhit değişikliklerinin tapu iptali sorunlarını beraberinde getirdiğini de vurguladı.
Meka Yapı Kentsel Dönüşüm Proje Yönetimi ve Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Nurdoğan Babadağ, kentsel dönüşümde alınan kararların bazen maliklerin menfaatlerine aykırı olabileceğini ve bu durumda davaların ortaya çıktığını belirtti. İstanbul’da hâlâ yaklaşık 150 bina yarım durumda ve her birinde ortalama 25 daire olduğu düşünülürse, mağdur sayısının en az 20 bin olduğu ifade ediliyor.
AS Yatırım Geliştirme ve Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sert, Suadiye’de yaşadığı bir olayı paylaşarak, bir binanın yıkıldıktan sonra 3 yıldır inşaatına başlanmadığını ve bu durumun maliklerin mağduriyetine yol açtığını belirtti.
Gayrimenkul Hukukçusu Avukat Çiğdem Kezer, geçmiş yıllarda bazı müteahhitlerin yaşadığı finansal zorlukların yanı sıra malikler arasındaki anlaşmazlıkların da binaların yıkıldıktan sonra ortada kalmasına neden olduğunu ifade etti.
Algün İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Algün, dönüşüm sürecinde maliklerin güvenilir müteahhit seçmeye dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak, sözleşmelerde yıkımın en sona bırakılmasının önemine dikkat çekti.



