Japonya hükümet sözcüsü Minoru Kihara’nın belirttiğine göre reform, 1970’lerden bu yana yürürlükte olan öldürücü silah satış yasağını fiilen sona erdiriyor ve Japonya’ya uluslararası savunma pazarında başat bir rol açmayı amaçlıyor.

Bugüne kadar, 2014’te kabul edilen ve önceden var olan katı kısıtlamaları bir ölçüde gevşeten yasa sonrasında ihracat; beş belirli alana yönelik ekipmanla sınırlıydı: arama kurtarma, taşıma, alarm, gözetleme ve mayın temizleme. Başbakan Sanae Takaichi, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bu değişiklikle birlikte, ilke olarak tüm savunma ekipmanlarının transferi mümkün olacak” dedi.

Kihara, basın toplantısında şu ifadeleri kullandı: “Bu kararlar, ülkemizi çevreleyen güvenlik ortamındaki değişimlerin giderek hızlandığı bir dönemde alındı. Amaç, Japonya’nın güvenliğini sağlarken aynı zamanda bölgede ve uluslararası toplumda barış ve istikrara daha da fazla katkıda bulunmaktır.” Ayrıca, “Bugün hiçbir ülke kendi barışını ve güvenliğini tek başına koruyamaz,” diye ekledi.

Japonya’nın açıklaması, ülke kamuoyunda farklı tepkilere yol açtı. Destek verenler, Tokyo’yu uluslararası savunma tedarik zincirlerine daha fazla entegre etmesi ve ortak ülkelerle askeri, diplomatik ve ekonomik bağları güçlendirmesi beklenen bu değişikliği olumlu karşılıyor. Kararı eleştirenler ise Takaichi’yi tehlikeli bir savaş yanlısı dönüşe imza atmakla suçluyor ve ülke genelinde protesto gösterileri düzenleneceğini duyurdu.

Çin ise, Tokyo’nun uluslararası silah pazarına girmek amacıyla onlarca yıldır yürürlükte olan silah ihracatı kurallarını gevşetmesinin ardından, Japonya’nın “sorumsuz militarizasyonuna” karşı çıkma sözü verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, basın toplantısında Pekin’in ciddi endişelerini vurgulayarak, “Çin de dahil olmak üzere uluslararası toplum bu konuda son derece dikkatli olacaktır ve Japonya’nın bu yeni sorumsuz militarizasyon biçimine kararlılıkla karşı koyacaktır” dedi.