Savaşın saçma bir hal aldığının altını çizen Carlin, İran'ın kazanmakta olduğunu belirtirken bunun nedenini de açıkladı. İşte John Carlin'in o yazısı:

"İsmini veremem çünkü bilgi gizliydi, ancak birkaç hafta önce İspanya’nın en büyük çok uluslu şirketlerinden birinin CEO’sunun Trump’ın İran’daki savaşının nedenini çözdüğünü öğrendim. Buna göre bu savaş, rakip süper güç Çin’i zayıflatmaya yönelik büyük bir stratejinin parçasıydı.

Evet, tabii. Elbette. Çin… Trump ile “strateji” kelimesini yan yana getirmek bana göre, Vladimir Putin ile “merhamet” ya da Javier Milei ile “zarafet” kelimelerini ilişkilendirmek kadar saçma. Ama hadi bu CEO’nun düşüncesini takip edelim ve Trump’a daha da fazla zekâ atfedelim.

O zaman İran meselesi aynı zamanda NATO’yu, Avrupa’yı ve Körfez ülkelerini zayıflatmak; Putin’in Ukrayna’daki savaşına fayda sağlamak; petrol ve gaz fiyatlarını fırlatarak küresel ekonomik kriz çıkarmak için de yapılmış bir strateji olabilir. Hatta iç politikada Epstein davasından dikkat dağıtmak, düşen anket sonuçlarını örtmek ya da “savaş = ulusal acil durum” bahanesiyle seçimleri ertelemek için bile.

Bu mantıkla bakarsak, İran sadece bir araç, daha büyük ve gizli hedeflere ulaşmak için bir bahaneydi. İran rejimini devirmek mi? O artık unutuldu. Nükleer silah geliştirmesini engellemek mi? Birkaç ay sonra yeniden başlayabilir. İsrail’in istediğini yapmak mı? Evet, o her zaman var.

Tıpkı 2018’de Netanyahu’nun Trump’ı, Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmadan çekilmeye ikna ettiği gibi. Trump belki savaşla, Obama’nın diplomasiyle elde ettiğini elde edebilir. Bu durumda ABD füzesinin öldürdüğü yüz İranlı çocuğun ölümü de “boşa gitmemiş” olur.

Peki, ciddileşelim. Bu CEO’ya geri dönelim. Bir insan hem bu kadar zeki olup hem bu kadar saçma düşünebilir mi? Bir şirketin başına geçmek için ciddi bir zekâ gerekir. Ama ABD başkanının zihinsel süreçlerini anlamaya çalışırken bu tür özellikler işe yaramıyor. Şirket yönetiminde işe yarayan mantık, öngörü ve neden-sonuç ilişkisi burada işlemiyor.

Financial Times yazarı Janan Ganesh’in dediği gibi, iş insanları çoğu zaman siyaseti anlamakta başarısız olur çünkü aşırı rasyonel düşünürler ve insan davranışındaki irrasyonellik, kibir, aptallık ya da kötülüğü yeterince hesaba katmazlar.

Ganesh, Trump’ın FBI eski direktörü Robert Mueller’in ölümüne verdiği tepkiyi örnek veriyor. Vietnam Savaşı’nda cesaret madalyası alan ve hayatını kamu hizmetine adayan Mueller için Trump’ın yorumu “İyi, öldüğüne sevindim” oldu. Bu sadece kişisel bir nefret değil, aynı zamanda Trump’ın böyle değerlere sahip insanları anlamakta zorlandığını gösteriyor.

Ganesh’e göre Trump’ın temel sorunu şu: “İnanç sahibi insanları anlamıyor.” Bu kör nokta, onun dış politikadaki başarısızlıklarını da açıklıyor.

Örneğin Trump, İran’ın bombardımanın hemen ardından teslim olmamasına şaşırmış. Ona göre İran’ın sloganları sadece bir pazarlık taktiğiydi. Oysa İran bunu gerçekten söylüyor. İnanç, vatanseverlik ve idealler Trump’ın anlayamadığı kavramlar.

Bugün gelinen noktada, Trump ne kadar iddialı konuşursa konuşsun, İran savaşı kazanıyor. Hürmüz Boğazı’nı kontrol ettiği sürece ABD ve dünya üzerinde stratejik bir baskı kuruyor.

Ukrayna örneğinde de benzer bir durum var. Trump savaşın bir günde çözülebileceğini düşünüyordu. Ona göre her şeyin bir fiyatı vardı. Ancak Ukraynalılar bağımsızlıklarına inanıyor, Putin ise Büyük Rusya fikrine sıkı sıkıya bağlı. Bu nedenle savaş devam ediyor.

Trump’ın en büyük sorunu empati kuramaması. Bu durum diğer kültürleri anlamasını da engelliyor. Üstelik tarih bilgisi de son derece sınırlı.

Savaşta en temel kural “düşmanı tanımaktır”, ancak bu kavram Trump için geçerli değil. Tüm bu nedenlerle, onun kararlarının sonuçlarını bugün yaşıyoruz. Ve ne yazık ki İran macerasının bedelini en çok ABD değil, dünyanın geri kalanı ödeyecek."