Kandil, 10 Mart mutabakatına bağlı kalmayarak süreci baltaladı ve hem masada hem de sahada kaybetti. PKK ve SDG’nin hamisi olan ABD’nin desteğini de kaybetti. Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bu durumu "Kandil hem sahada hem masada kaybetti" başlıklı yazısında ele aldı.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Mazlum Abdi, 18 Ocak’ta 14 maddelik bir anlaşma yapmışlardı. Ancak anlaşmanın ardından yapılan görüşmelerde Kandil, sahada yaşadığı yenilgilere rağmen masada kazanma çabası içerisine girdi. Kandil, DEAŞ blöfünü yaparak masada kazanmak istedi fakat bu çabası başarısız oldu.
Kandil, ABD'nin Suriye devletinin operasyonlarına engel olmamasıyla büyük bir destek kaybetti. ABD, Suriye yönetiminin Halep, Meskene ve Deyrizor’daki operasyonlarına müdahale etmedi. Ayrıca, Trump ile yapılan görüşmelerde Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik çabaların desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Bu durum, Kandil’in SDG üzerindeki etkisini kaybetmesi anlamına geliyor.
Ahmed Şara ve Mazlum Abdi arasındaki görüşmelerde ise Abdi, anlaşmalara bağlı kalmadığını belirterek konvoyların durdurulması talebinde bulundu. Şara, müzakere ve askeri konvoyların durdurulmasının söz konusu olmadığını ifade etti. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Mazlum Abdi’nin tutumunu eleştirerek onu utanç verici bir duruma düşürdü.
Sonuç olarak, Suriye ordusunun operasyonları devam edecek ve Kandil’in etkisi azalacak. PKK ve YPG’ye yönelik desteklerin sona erdiği gözlemleniyor. DEM Parti ise bu durumu değerlendiremeyerek Kandil’e yeniden destek sağladı.



