Uçaklarda uçuşa dair ayrıntılı verileri kaydeden karakutular, eski bir teknolojiye dayansa da halen önemini koruyor. Gürcistan - Azerbaycan sınırında radardan kaybolan Türk askeri kargo uçağının düşüş nedeninin de karakutu incelemesiyle netleşmesi bekleniyor.
Adı karakutu olsa da bu cihazlar aslında siyah değil parlak turuncu renktedir. Bütün bilgiler hafıza çiplerine kaydedilir. Bunları dış etkilerden korumak için kutular iyi yalıtılmıştır. Dışı titanyum ya da çelik kaplı kutunun içinde yüksek ısıya karşı dayanıklı 2-3 cm kalınlığında bir yalıtım sistemi, onun da altında alüminyum kaplama vardır. Çarpma etkisine karşı özel koruma testlerinden geçen kutu 1100 derece ısıda bir saat, tuzlu suda 30 gün dayanacak şekilde yapılmıştır. Karakutulardan alınan bilgi sayesinde düşüş nedeni tespit edilip yeni önlemler ve düzenlemeler için gerekli adımlar atılabiliyor.
Uçuşa dair her tür veriyi kaydeden karakutular ayakkabı kutusu büyüklüğünde ve yaklaşık 5 kg ağırlığındadır. Mevcut ticari uçaklarda genellikle ses ve veri kaydına yönelik iki ayrı karakutu bulunuyor. ABD Federal Havacılık Dairesi FAA, uçakların düşmesi halinde araştırmacıların işini kolaylaştırmak için uçaklara iki karakutu taşıma zorunluluğu getirdi. Bunlardan biri, uçağın son 25 saatindeki konum, yükseklik hız gibi uçuş bilgilerini içeriyor. İkinci kutu ise kokpitteki son iki saatlik konuşmaları kaydediyor.
Karakutunun zorunluluğu ilk kez ABD'de 1958'de gündeme geldi. İngiliz yapımı Havilland Comet adlı jet motorlu ilk ticari yolcu uçaklarının peş peşe düşmesi buna neden olmuştu. Uzmanlar, bu kazaların nedenini anlamak için yeterli bilgiye ulaşamıyordu.
Karakutular, kazaların nedenlerini belirlemede kritik bir rol oynar. Örneğin, 2015'teki Germanwings uçağı kazasında, karakutudaki bilgiler pilotun kasıtlı olarak alçaldığını gösterdi. Havayolu şirketleri ve sektör düzenleyici kurumlar, uçakların kaza sonrası çabuk bulunması için alternatifler üzerinde sürekli çalışıyor. Otomatik yer iletme sisteminin zorunlu hale getirilmesi gibi yeni öneriler geliştiriliyor.




