İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ardından Kıbrıs'taki İngiliz üssünün insansız hava araçları (İHA) ile hedef alınması adada yeni bir dönemin habercisi olabilir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nden yapılan açıklamalarda 1 Mart'ta adanın güneyindeki Akrotiri hava üssünü hedef alan İHA'nın Tahran'ın desteklediği Lübnan Hizbullahı tarafından fırlatılmış olabileceği belirtildi. İran, Kıbrıs'ı hedef aldığı iddialarını reddetti. Geçmişte Kıbrıs'ı tehdit eden Hizbullah da saldırıyı üstlenmedi.
Saldırının ardından Yunanistan, İngiltere, Fransa, İspanya ve Hollanda gibi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, birliğin dönem başkanlığını sürdüren Kıbrıs'ı korumak için askeri sevkiyat yapacaklarını duyurdu. Türkiye de benzer biçimde Kıbrıs'ın kuzeyine F-16 savaş uçakları ve hava savunma sistemleri konuşlandırdı. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron destek mesajı verdi.
BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlar, adadaki askeri hareketliliğin "donmuş ihtilaf" olarak adlandırılan Kıbrıs sorununda yeni gelişmelere yol açabileceğini söylüyor. Uzmanlar ayrıca tarafların bu hamleler sırasında bölgesel gerilimi tırmandırmamaya özen gösterdiğini vurguluyor ve Doğu Akdeniz için "felaket tellallığı" yapılmasına karşı uyarıyor.
Kıbrıs, yeryüzünde silahlanmanın en yüksek olduğu bölgeler arasında sayılıyor. Yaklaşık 10 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip adada aralarında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin de olduğu altı askeri güç yer alıyor. Adanın kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı yaklaşık 40 bin askerin görev yaptığı belirtiliyor. Kıbrıslı Türklerden oluşan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı da bu bünyede görev alıyor. Dünya Bankası'nın 2020 verilerine göre adanın uluslararası kabul gören hükümeti olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin silahlı kuvvetlerinde ise 13 bin aktif personel görev alıyor. Resmi kaynaklara göre Yunanistan'ın adada 950 askeri bulunuyor. Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında ayrıca İngiltere'ye ait iki egemen üs bölgesi var.
1 Mart'taki İHA saldırısının ardından Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, bu üslerin durumunun İngiliz hükümetiyle görüşülmesi gerektiğini söyledi. Adada ayrıca çatışmayı önlemek adına bir BM Barış Gücü'de bulunuyor. İngiltere ve Yunanistan ile adadaki üç garantör devletten biri olan Türkiye, 1974'te Türklerin güvenliğinden sorumlu olduğunu söyleyerek Kıbrıs'a asker gönderdi.
1 Mart saldırısının ardından Kıbrıs'a ve çevresine birçok ülkeden askeri sevkiyat gerçekleşti. Kıbrıs ile "Ortak Savunma Doktrini" bulunan Yunanistan, adayı olası saldırılara karşı korumak için iki fırkateyn ve dört F-16 savaş uçağı gönderdi. Türkiye de adaya altı F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri gönderdi. Fransa bölgeye hava savunma sistemleri, bir fırkateyn ve Charles de Gaulle uçak gemisini gönderdi. İspanya en gelişmiş muhrip gemisi olan Cristobal Colon'u Doğu Akdeniz'e sevk etti. Hollanda da bölgeye bir fırkateyn göndereceğini duyurdu.
Ahmet Sözen, Kıbrıs'ı da etkileyen Ortadoğu'daki savaşın küresel düzeyde tek kutuplu bir sistemden çok kutuplu bir sisteme geçiş döneminin parçası olduğunu savunuyor ve şu yorumu yapıyor: "ABD, İsrail, Türkiye ve Yunanistan gibi bu geçiş dönemini bir fırsat olarak bilen bazı güçler, bazı adımlar atarak yeni sistemde kendi egemenlik ve etki alanlarını genişletmeye çalışıyor." Altuğ Günal, yaşanan gelişmeleri "Yunanistan ve Kıbrıs'ın Batılı aktörlerle daha yakın bir güvenlik eşgüdümü geliştirme ve Türkiye'yi dengeleme ve belki de çevreleme arayışı" olarak değerlendiriyor.
Spyros Economides ise mevcut askeri hareketliliğin Kıbrıs meselesi ile bağlantısı olmadığını savunuyor: "Adadaki tarihi durumla, adanın bölünmesiyle, bu bölünmeye dair çözüm bulunamamış olmasıyla vs. hiçbir alakası yok. Hatta yakın zamana kadar görüşme ve müzakerelerin sürme ihtimali masadaydı."




