Yıl 1974, günlerden 20 Temmuz Cumartesi. Atina'da sıcaklık 39 derece. Saatler 13:00'ü gösterdiğinde, Atina Teknik Üniversitesi'ne başlamadan önce Yunancamı geliştirmek için yabancıların eğitim gördüğü dil kursundayım. Yabancı bir arkadaşım, "Seninkiler adaya çıktı haberin var mı?" diye sordu. Başlangıçta ne olduğunu anlamadım. Yunan radyoları bir şey söylemiyordu, ancak İngiliz diplomatlar "Türkler Kıbrıs'a çıktı" diyerek durumu açıkladılar. Panik yaşanacağını söyleyerek sınıftan ayrıldılar.
Üç kilometre mesafedeki evime troleybüsle giderken, saat 15:00 sularında "Türk askerleri Kıbrıs'a çıktı, savaş başlıyor" şeklindeki anonslarla karşılaştım. O dönemde Yunanistan, 1967'de darbe yapan albaylar cuntasının yönetimi altındaydı.
Haberin yayılmasının ardından ablamsı Sofia, iş yerinden eve döndü ve marketlere koşmaya başladık. İnsanlar çılgınca rafları boşaltıyordu; süt, yoğurt, ekmek, peynir, pirinç gibi gıda maddeleri çantalara dolduruluyordu. 2. Dünya Savaşı'ndaki kıtlık dönemini hatırlayan Yunan halkı, panik halindeydi. Aynı zamanda telefon hatları iptidaiydi, bu yüzden ailemize ulaşmamız üç saat sürdü. Onlar da panik içindeydiler, Kıbrıs Harekâtı'nı bizden önce öğrenmişlerdi.
Atina sokakları karmaşaya dönmüştü. 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ta Yunan cunta yönetimi darbe yapmış ve seferberlik ilan etmişti. Yunan gençleri cunta yönetimine karşı direniş göstererek, "Kimin için, ne için savaşacağız? Kahrolsun cunta!" sloganları atarak Meriç sınırına doğru hareket ediyorlardı.
20 Temmuz'dan sonra Yunan cuntası yönetimi sona erdi ve Paris'te sürgünde bulunan Yunan siyasetçi Konstantin Karamanlis, Atina'ya çağrıldı. Karamanlis, coşkuyla karşılandı ve Yunan ordusunun savaşacak güçte olmadığı anlaşıldı. Ancak Türkiye'nin Kıbrıs'taki harekâtını önlemek için Yunan komandoları Kıbrıs'a gönderildi. O günlerde Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakereler ise hâlâ devam etmektedir.





