Koku kirliliği sağlığı nasıl etkiliyor?

Elaine Corner için yazın bir gün bahçesine adım atmak bile dayanılmaz olabiliyor. Bunu "açık bir çöp kamyonunun arkasında yürümeye" benzetiyor. İngiltere'nin Westbury adlı kasabasında yaşayan emekli öğretmen, evindeki tüm pencereler kapalı olsa bile yakındaki bir atık işleme tesisinden gelen mide bulandırıcı kokudan kaçamadığını söylüyor: "Bahçemizi kullanamıyoruz ya da yürüyüşe çıkamıyoruz; insan kusacak gibi hissediyor."

Aslında hepimiz çöp atarken, bir çöplüğün yanından geçerken ya da bir fabrikanın ağır kokusuyla karşılaştığımızda bu tür kötü kokulara maruz kalmışızdır. Ama bunu sürekli yaşadığınızı hayal edin. Yine de bu tür "koku kirliliğinin" sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine pek dikkat etmeyiz. Kötü kokular çoğu zaman öznel ya da önemsiz görülerek göz ardı edilir.

Araştırmalar, insanların koku alma duyusuna görme, işitme, dokunma ve tat alma duyularından daha az değer verdiğini gösteriyor. Hatta ABD'de bazı üniversite öğrencileri, koku alma duyularını kaybetmeyi telefonlarını kaybetmeye tercih edeceklerini bile söylemiş.

Oysa kötü kokuların etkisi sadece rahatsızlıkla sınırlı değil. Araştırmalar, şehirlerdeki kötü kokuların baş ağrısı ve mide bulantısından nefes alma güçlüğü ve uyku bozukluklarına kadar uzanan sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik bu etkiler uzun vadede hem zihinsel hem de fizyolojik sonuçlar doğurabiliyor.

Giderek artan sayıda çalışma, kokunun bedenimiz ve zihnimiz üzerindeki şaşırtıcı derecede önemli rolünü anlamamıza yardımcı oluyor. Kötü kokan bir şeyin genellikle zararlı bakterilerle dolu olma ihtimali yüksek. Bu nedenle koku alma sistemi, Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü'nde koku bilimi profesörü Johan Lundström'e göre "davranışsal bağışıklık sistemimizin" bir parçası. Lundström, "Koku alma sistemi temelde bir kaçınma sistemi olarak çalışır; çevredeki tehlikelere karşı bizi uyarmayı öğrenir" diyor. Çalışmalarına göre, koku sinyalleri burundan alındıktan yaklaşık 300 milisaniye içinde beyinde işleniyor. Kötü kokulara maruz kalan katılımcıların hızlı bir fiziksel tepki verdiği ve içgüdüsel olarak kokunun kaynağından uzaklaştığı görülmüş.

Koku sadece tehlikeyi algılamakla ilgili değil; aynı zamanda insanların sağlığı ve iyi oluş hali üzerinde de somut etkiler yaratabiliyor. Örneğin, orman kokusu gibi hoş kokuların, duygular ve hafızayla bağlantılı beyin bölgelerini uyararak ruh sağlığına iyi geldiği gösterildi. Tersinin de geçerli olabileceğine dair kanıtlar var. Kötü kokular sağlığa zarar verebilir. Ancak bilim insanları, koku kirliliği ile doğrudan fizyolojik etkiler arasındaki ilişkiyi hâlâ tam olarak çözmeye çalışıyor.

Kötü kokuların hâkim olduğu bir yerde yaşamak zor olsa da küçük bir teselli var: İyi çalışan bir koku alma duyusu, sağlığın önemli bir parçası. Araştırmalar, koku alma duyusu güçlü olan insanların yemek yemekten ve hatta cinsellikten daha fazla keyif aldığını gösteriyor. Ancak nüfusun yaklaşık yüzde 5'inde görülen ve anosmi olarak bilinen koku kaybı, geniş kapsamlı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu kişilerle yapılan görüşmeler, koku alamamanın iştah kaybına ve beslenme kalitesinin düşmesine neden olabileceğini gösteriyor.

Sonuç olarak, kötü kokuların etkileri, sağlık üzerinde önemli boyutlara ulaşabiliyor ve bu durum bireyleri sosyal yaşamlarından ve günlük aktivitelerinden uzaklaştırabiliyor. Tesislerin işletmecileri, çevre ajansları ile işbirliği yaparak koku sorunlarını çözmeye çalışıyor.

Kaynak: Serenity Strull/ BBC/ Getty Images