Finansal Yönetim Danışmanı M. CENGİZ GÖĞEBAKAN, konkordato konusunun sıkça bir kurtuluş reçetesi olarak algılandığını ancak bunun tek başına kalıcı bir çözüm sağlamadığını ifade ediyor. Konkordato, borç ödeme dengesi bozulan ancak faaliyetlerini sürdürebilen şirketlere zaman kazandıran geçici bir koruma mekanizması olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu mekanizmanın başarıya ulaşması için finansal yeniden yapılandırma sürecine bağlanması gerektiği vurgulanıyor.

Konkordato sürecinin, şirketlerin ticari itibarı üzerinde olumsuz etki yaratabileceği ve bu nedenle yalnızca mahkeme korumasına güvenmenin yeterli olmayacağı belirtiliyor. Şirketlerin bu süreçten çıkış stratejileri arasında finansal yeniden yapılandırmanın önemine dikkat çekiliyor. Konkordato, iş dünyasında genellikle son çare olarak görülse de, doğru yönetildiğinde şirketler için stratejik bir yeniden yapılanma fırsatı yaratabilir.

Başarı, konkordato sürecinden nasıl çıkılacağı ve bunun hangi aşamada finansal yeniden yapılandırmaya dönüştürüleceği ile ölçülür. Şirketlerin bu süreçten sağlıklı bir şekilde çıkabilmesi için nakit akışının pozitif olması, operasyonel ve kurumsal yapılandırmanın başlaması ve borç yapısının mali kesim ağırlıklı olması gerektiği vurgulanıyor.

Konkordato, kalıcı bir çözüm değil, geçici bir koruma mekanizması olarak değerlendirilmelidir. Finansal yeniden yapılandırma, şirketin yeniden ayağa kalkması için gerekli altyapıyı sağlar.

2019-2020 döneminde, finansal kesime yaklaşık 40,9 milyar TL riski bulunan 3.595 firma konkordato başvurusunda bulundu. Bu firmalardan 1.032'si konkordato sürecinden çıkarak yapılandırma kapsamına alındı. Bu süreçte, borçluların yeniden ekonomiye kazandırılması sağlandı. Ancak, konkordatodan sarfınazar edilme zamanlaması oldukça kritik bir stratejik karar olarak öne çıkıyor.