Konteyner kentlerde kalanlar anlatıyor: 'Üç yıldır evim diyebileceğim bir yer yok'

6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında konteyner kentlerde kalanlar, yeniden inşa edilen kentlerinde günlük yaşamın zorlukları ve depremin psikolojik enkazıyla baş etmeye çalışıyor. "Depremden önce oturduğumuz mahallede herkes herkesi tanıyordu, okul da yakındı... Konteyner kentte her yerden insan var. Bizim gibisi de var... uyuşturucu bağımlısı da... Çocuklarınızı tanımadığınız insanlarla okula gönderdiğiniz için huzursuz hissediyorsunuz..."

Hacer Bahçeci, Hatay'da yaklaşık bir buçuk yıldır konteyner kentte yaşıyor. 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ilde ağır kayıplara ve 52 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu. Bahçeci, depremden sonra kiracı oldukları evden çıkmak zorunda kaldıklarını ve o sırada üçüncü çocuğuna hamile olduğunu öğrenmiş. Konteyner kentte yenidoğan bebeği için sağlık hizmetlerine erişebildiğini, ve artık bir sağlık ocağı ve okulun olduğunu söylüyor.

Ama deprem bölgesindeki yüzlerce konteyner kentte kalan birçokları gibi bir an önce bir eve kavuşmak istediklerini belirtiyor.

Konteynerların bazılarında 21 metrekare bölümlere ayrılmış durumda, bazılarında ise aileler tek bir odada yaşıyor. 6 Şubat 2025'te açıklanan resmi verilere göre o dönem Türkiye genelinde yaklaşık 650 bin kişi konteyner kentlerde kalıyordu. Bugün bu sayı 200 binden fazla konut teslimi yapıldığını, bunların 130 binden fazlasının Hatay'da olduğunu gösteriyor. Ancak konutlar yer yer altyapı yetersizlikleriyle, bazıları kent merkezinden uzak olmalarıyla gündeme geldi.

Hacer Bahçeci, "Hal böyle de olsa, evimiz olsun, gerisi önemli değil" diyor.

Hatay'da Romanlar ve Roman gibi yaşayan gruplar (Rom, Dom, Lom, Abdal) depremlerden en çok etkilenen kırılgan gruplar arasında. Bu topluluklar, sosyal dışlanma, yoksulluk, eğitime erişememe ve işsizlikle boğuşuyor. Erkan Karabulut, bu topluluklarla çalışan Sivil Düşler Derneği'nin başkanı, "Bu topluluklar bugün tamamen devlet yardımları ve konteyner kentteki ücretsiz barınma, elektrik ve su hizmetleriyle ayakta kalıyor" diyor.

Malatya'da, kiracı olduğu evi kaybettikten sonra konteyner kentte iki engelli çocuğuyla kalan Nur Doğan, "Ama evsiz kaldık. Düzenimiz alt üst oldu. Devlet yaraları sarma noktasında ileride olsa bile bizim yüreğimiz her zaman kırgın" diyor.

Malatya Valiliği'nin talebiyle yapılan bir çalışma, yaşanan kayıpların şehirde ciddi bir psikolojik ve toplumsal enkaz yarattığını ortaya koyuyor. Çalışmanın sonuçları, deprem öncesinde güçlü bir aidiyet besleyen Malatyalıların yarısının, imkan bulsalar başka bir yere göç etmek istediğini aktarıyor.

Ezgi Harbelioğlu, Hatay'da bir konteyner kentte bir yıldan uzun süredir kalıyor. "Ev diyebileceğim bir yer yok" diyor. Tek odada yaşıyor ve mutfağı yok. Şehirde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimiyle ilgili endişeler de dile getiriliyor. Çocukların dışarıda vakit geçirememesi, aileler için büyük bir sorun.

Ezgi, "Mahallem bittiğinde muhtemelen tanıyamadığım bir mahalle olacak... Ama o yıkımdan sonra hayatta kalan herkes oralar yapıldığında tekrar oralara taşınmak istiyor. Belki o zaman binalar aynı olmasa da uzun vadede yeniden birbirimize aşina olarak o ruhu tekrar yakalayabiliriz."