Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, kontrolsüz D vitamini kullanımının zehirlenmeye yol açabileceğini belirterek, "D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde, D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır." dedi.

Prof. Dr. Altay, D vitamini eksikliği ve özellikle kış aylarında artan kullanımıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının uygun açılarla gelmemesine bağlı D vitamini üretiminin azaldığını aktaran Altay, yeterli D vitamini deposu olmayanlarda eksiklik ve yetersizlik görülebildiğini söyledi.

Altay, sağlıklı bir yetişkinde D vitamini kan düzeyinin 30-50 ng/mL arasında olmasının kas-iskelet sağlığı açısından yeterli olduğu bilgisini paylaşarak, "Eğer ölçülen D vitamini düzeyi 12-20 ng/mL aralığındaysa D vitamini yetersizliği, 12 ng/mL'nin altındaysa D vitamini eksikliği olarak değerlendiririz. Yeterince kalsiyum alan bir yetişkinseniz D vitamini düzeyi 100 ng/mL'yi geçtiğinde D vitamini zehirlenmesi için risk altındasınızdır. Fazla miktarda kontrolsüz alınan D vitamini vücutta birikip atılamayacağı için zehir etkisi yapabilir." diye konuştu.

D vitamini eksikliğine yönelik belirtilerin genellikle yeterince güneş ışığına maruz kalmayanlarda ve gün boyu kapalı alanlarda çalışmak zorunda olanlarda görüldüğüne işaret eden Altay, "Bu kişilerde sıklıkla halsizlik, kas güçsüzlüğü, yürümede zorlanma, kas ve kemik ağrıları oluyor. Uzun süreli ve ciddi D vitamini eksikliklerinde kemik erimesi ve kemik kırıklarıyla karşılaşabiliyoruz." dedi.

D vitamini zehirlenmesi yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görülüyor. D vitamini için günlük tolere edilebilir üst limit 4 bin ünitedir. Tek seferde 40 bin ünitenin üzerinde veya uzun süreli 4 bin ünitenin üzerindeki D vitamini kullanımı, kandaki D vitamini düzeyini zehir düzeyine çıkarabilir. D vitamini zehirlenmesini özellikle yaşlılarda, küçük çocuklarda ve kadınlarda görüyoruz.

Prof. Dr. Altay, D vitamini zehirlenmesi başlaması durumunda ilk olarak kanda kalsiyum düzeylerinin arttığını belirterek, "Buna bağlı olarak bulantı, kusma, sık idrara çıkma isteği, sıvı kaybına bağlı şikayetler, halsizlik, bitkinlik ve kas güçsüzlüğü görülür. Eğer zehirlenme düzeyi daha ciddi boyutlara ulaşmışsa böbrek taşları, ani böbrek hasarı, kalpte ritim düzensizlikleri, çarpıntı hatta depresyon, bilinç bulanıklığı, koma gibi nörolojik ve psikiyatrik belirti ve bulgular ortaya çıkar. Hayatı tehdit edici boyutlara varan vakalar olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Zehirlenme şüphesinde D vitamini ve kalsiyum alımının kesilmesi ve hastaneye başvuru yapılması gerektiğinin altını çizen Altay, "Hastanın zehirlenmeye bağlı klinik durumuna göre yatırılarak tedavisi gerekebilir. D vitamini zehirlenmesinden korunmak için yapılması gerekenler arasında halkın bilinç düzeyini artırmak, bu konuda oluşturulmuş rehberlerin önerdiği şekilde takviye kullanmak ve gerektiğinde yakın klinik takipte olmayı söyleyebiliriz." ifadelerini kullandı.

Yaşlılar, obezitesi olanlar, kapalı alanlarda çalışanlar, kemik erimesi bulunanlar, emilim bozukluğu olanlar, bazı ilaçları kullanan ve kronik hastalığı bulunanların, D vitamini eksikliği açısından risk grubunda yer aldığına işaret eden Altay, bu kişilerin D vitamini düzeylerinin özellikle sonbahar ve kış aylarında hekim kontrolünde ölçtürülmesi gerektiğini belirtti. Altay, risk grubu dışındakilerde ve özel bir durumu olmayanlarda rutin D vitamini ölçümünün ve takviye kullanımının gerekli olmadığını ifade ederek, D vitamini düzeyi normal olanlarda ek takviye alınımının sağlığa ek fayda sağladığına dair yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını kaydetti.

Türkiye'de D vitamini üretimi için güneş ışınlarının mart-ekim ayları arasında uygun olduğunu anlatan Altay, bu dönemlerde haftada en az 3-4 gün, saat 10.00-16.00 arasında güneşe çıkılması önerisinde bulundu. Prof. Dr. Altay, açık tenlilerde 10-15 dakikalık sürenin yeterli olabildiğini, koyu tenlilerde ise bu sürenin 35 dakikaya kadar uzayabildiğini belirterek, el, kol, yüz veya bacakların doğrudan güneş ışığıyla temas etmesi gerektiğini söyledi. Güneş kremlerinin kullanımına da değinen Altay, "15 faktör ve üzerindeki güneş kremlerinin UV-B ışınlarının cildinize ulaşmasına engel olacağını unutmayın. Önerdiğimiz sürelerden çok daha fazla güneş ışınlarına maruz kalmanın cilt kanserine sebep olabileceğini de hatırlatmak isterim." ifadelerini kullandı.