Doç. Dr. İzzet Arı, Türkiye'nin yer altı kaynaklarını ve potansiyel gücünü analiz etti.
Madenler ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli emtialar arasındadır. Yer altı zenginlikleri enerji, sanayi, telekomünikasyon, ulaşım, sağlık gibi pek çok alanda yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Türkiye, bulunduğu jeolojik kuşak itibarıyla mineral çeşitliliği bakımından dünyanın zengin ülkeleri arasında yer almaktadır. Dünya çapında ticareti yapılan 90 mineralden 70'ine ev sahipliği yapan Türkiye, mineral çeşitliliği açısından dünyada 10. sıradadır. Türkiye, dünyadaki endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,2'sini, kömür rezervlerinin yüzde 1’ini, jeotermal enerji potansiyelinin yüzde 0,8'ini ve metalik mineral rezervlerinin ise yüzde 0,4'ünü elinde bulundurmaktadır.
Madencilik sektörünün ekonomideki rolünü incelemek için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) olan katkısına bakılmalıdır. 2023 yılı için Türkiye'nin madencilik sektörünün GSYH içerisindeki payı 270 milyar lirayla yüzde 1,02'dir.
Türkiye'nin mineral üretimi 2023'te yaklaşık 837 milyon tona ulaştı. Bu üretimin dağılımında yüzde 70 çimento ham maddesi, yüzde 12,4 endüstriyel ham madde, yüzde 10 enerji ham maddesi, yüzde 5,3 metalik mineraller ve yüzde 2,1 doğal taşlardan oluşmaktadır. Türkiye, dünyadaki bor madeni rezervinin yüzde 73'üne sahiptir. Bor, ülke ekonomisine en fazla ihracat geliri oluşturan madenler arasındadır. 2023 yılı itibarıyla Türkiye'nin bor rezervleri yaklaşık 3,2 milyar tondur. İç tüketimde kömür ve jeotermal kaynaklar elektrik ve ısınma ihtiyaçları için kullanılmakta; bor ise yoğun olarak deterjan, temizlik ve tarım gübresi olarak evsel tüketimde kullanılmaktadır.
Diğer mineraller inşaat, demir-çelik, çimento, otomotiv, savunma, mücevher gibi sektörlerde ham madde girdisi olarak kullanılmaktadır. Türkiye, çoğu cevherde tüvenan ve konsantre ihracat yapmaktadır.
Türkiye'nin dış ticaretinde madencilik sektörü kayda değer bir yere sahiptir. Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 2,26'sı madencilik sektörüne aittir. Bu ihracat yaklaşık 6 milyar dolardır. İhracatın yüzde 37,73'ü metalik cevherler, yüzde 37'si doğal taşlar, yüzde 22,68'i endüstriyel ham maddeler ve yüzde 2,60'ı enerji ham maddelerinden oluşmaktadır. 2023'te maden ihracatının başında 1,60 milyar dolar ve yüzde 30,56 payla Çin gelmektedir.
Türkiye'nin ithalatında madencilik sektörü yüzde 2,36'lık paya sahiptir. Yaklaşık 8 milyar dolar olan madencilik ithalatının yüzde 75,13'ü enerji ham maddeleri, yüzde 15,17'si metalik cevherlerdir.
Türkiye, madencilik politikasını sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde yürütmektedir. Bu kapsamda yatırım ortamının iyileştirilmesi, yurtiçi aramaların artırılması gibi unsurlar temel amaçlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, Türkiye Varlık Fonu'nun maden yatırımlarıyla ithal bağımlılığının azaltılması hedeflenmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye yeraltı kaynakları açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Maden çeşitliliği ve üretimi açısından küresel olarak üst sıralarda yer almaktadır. İzlenen stratejiler, yerel işleme kapasitesini artırma, AR-GE'ye yatırım yapma ve sürdürülebilirliği iyileştirme yönüne bir kayma olduğunu göstermektedir.





