Ekonomist - Bankacı UĞUR GÜNDÜZ

“Adem abi, olmadı maale­sef. Biz Excel bilen, etkin sunum yapabilen, pratik bir fi­nans yöneticisi arıyoruz. Banka ilişkilerin iyi, saygın birisin ama biz daha teknik birini arıyoruz.

-Tablo mu? Ben uzun yıllar yöne­ticilik yaptım. Ne istediğimi söy­ler, yönlendirme yapar ve uzman arkadaşları görevlendiririm.

Za­ten beni sizin söylediklerinizi yapmam için çalıştırmak mantık­lı değil. Benim önerilerimi dikka­te alacak ve tecrübelerimden fay­dalanacaksanız çalıştırın. Yoksa istediklerinizi yapacak, sorgula­mayan birini daha az ücretle bul­mak zor değil. İyi günler.”

Patronun istediği, elinde laptop, patronun söylediklerini rapora dö­ken, tablolar hazırlayan, genellikle teknik terimler kullanan bu kişi­ler, yeni bir vizyon yaratmaz, sade­ce patronun söyledikleri çerçeve­sinde bir öngörü yaratır.

KOBİ’lerden dev holdinglere ka­dar uzanan ‘geleneksel yönetim refleksi’nin aslında bir şirketin sa­hip olabileceği en büyük sermayeyi —yani yetişmiş insan aklını— nasıl atıl bıraktığını görüyoruz.

Bir şirketin büyüme evresinde, kurucu patronun her şeye hakim olma isteği başlangıçta bir avantaj­dır; hızlı karar almayı ve tutkuyla çalışmayı sağlar. Ancak şirket be­lirli bir ölçeğe ulaştığında, patro­nun her kararın merkezinde olma­sı bir darboğaza dönüşür.

Profesyonel bir yönetici, sade­ce operasyonu yürütmek için de­ğil, kendi uzmanlık alanındaki viz­yonu şirkete enjekte etmek için işe alınır. Bir profesyonel sadece pat­ronun talimatlarını uyguluyorsa:

● Katma değer sıfırlanır: Şir­ket, yöneticinin tecrübesinden de­ğil, sadece ‘elinden’ faydalanmış olur.

● Yetenek göçü başlar: Gerçek profesyoneller, fikirlerinin önem­senmediği ve inisiyatif alamadıkları yerde ‘dekorasyon unsuru’ ol­mayı reddeder ve ilk fırsatta ayrılır.

● Hata riski artar: Tek bir ki­şinin vizyonuna hapsolmuş bir şir­ket, o kişinin kör noktalarına da hapsolmuş demektir.

Güç zehirlenmesi ve ‘veliaht’ sendromu

Özellikle aile şirketlerinde ‘pat­ronun oğlu’ figürü, kurumsallaş­manın önündeki en büyük psikolo­jik bariyerdir.

● Liyakat VS. kan bağı: Tec­rübeli bir yönetici, 25 yıllık biriki­miyle bir risk analizi yaparken, ve­liahtın sadece ‘soyadı gücüyle’ bu analizi çöpe atması, kurum kültü­rünü temelinden sarsar.

● Güven sorunu: Patronlar ge­nellikle "Benim kadar kimse bu işi sahiplenmez" yanılgısına düşer­ler. Oysa profesyonel bağlılık, hisse sahipliğinden değil, başarıya ortak edilmekten beslenir.

İdeal denklem: Yöneticinin dediklerinin yapılması

Bir profesyonel asıl faydayı pat­ronu yönlendirebildiğinde sağlar. Bu, patronun etkisizleşmesi de­ğil, akıllı bir liderlik sergilemesi de­mektir. Bir patronun sorması gere­ken temel soru şudur: "Ben en akıllı insan olduğum küçük bir dükkan mı yönetmek istiyorum, yoksa ben­den daha zeki ve tecrübeli insanla­rı yönettiğim büyük bir organizas­yon mu?"

Gerçek kurumsallaşma, patro­nun masadan kalkması değil; ma­sadaki diğer sandalyelere oturan tecrübeli isimlere, o masanın bir parçası olduklarını hissettirmesiy­le başlar. Profesyonel yönetici ma­liyet kalemi değil, kaldıraçtır. An­cak bu kaldıracı kullanmak için ge­çmiş olmanız gerekir.

Patronun elini operasyondan çekmesi bir gecede olmaz; bir "gü­ven ve sistem" inşa sürecidir. Pro­fesyonellerin önünü açmak için ge­çiş stratejisi uygulanmalıdır.

  1. ‘karar yetki matrisi’ oluşturun

Patronlar genellikle her şeye ka­rışırlar çünkü sınırların nerede bittiği belirsizdir. Yetki karmaşa­sını bitirmek için bir tablo oluştu­rulmalıdır.

● Stratejik kararlar: Yatırım, ortaklık, marka vizyonu (patron + yönetici).

● Operasyonel kararlar: İşe alım, bütçe yönetimi, süreç iyileş­tirme (sadece yönetici).

● Kritik eşik: Örneğin 500 bin lira altındaki harcamalarda yöne­tici tam yetkili, üstünde ise patron onayına tabi olmalıdır.

  1. ‘veri ile yönetim’ kültürüne geçin

Patronun "Ben böyle hissediyo­rum" dediği yerde, profesyonel "Ve­riler bunu söylüyor" diyebilmelidir.

● KPI (temel performans göstergeleri): Yöneticiye "Ne ya­pacağını" söylemek yerine, ona "Hangi hedefe ulaşması gerekti­ğini" söyleyin. Hedef netleşince, o hedefe giden yolu profesyone­lin çizmesine izin verilmelidir. So­nuçlar başarılıysa, patronun mü­dahale etme bahanesi kalmaz.

  1. "veliaht" mentorluk programı

Patronun oğlunun/kızının yöne­time girmesi kaçınılmazsa, bu bir çatışma değil eğitim süreci olarak tasarlanmalıdır.

● Çıraklık dönemi: Evlat, pro­fesyonel yöneticinin üstü olarak değil, onun asistanı/öğrencisi ola­rak işe başlamalıdır. Hata yapma lüksü profesyonelin denetiminde olmalı, profesyonel yöneticiye ‘ve­liahdı yetiştirme’ sorumluluğu ve yetkisi verilmelidir.

  1. gölge yönetim kurulu (danışma kurulu)

Patronlar genellikle profesyo­nelden gelen eleştiriyi "şahsi" al­gılayabilir. Dışarıdan bağımsız bir danışman veya emekli bir yönetici­nin olduğu bir danışma kurulu ku­run. Profesyonel yöneticinin fikir­leri bu kurulda onaylanırsa, patron "tek bir kişinin lafına" değil, "ku­rumsal bir akla" uyduğunu hisse­der ve egosu zedelenmez.

  1. ‘mikro-yönetim’ detoksu

Patronun her e-postada (CC) ol­masını veya her toplantıya girme­sini engelleyin.

● Haftalık raporlama: Patro­nun merakını dindirmek için anlık müdahaleler yerine, haftalık kap­samlı bir rapor sunulmalıdır. Pat­ron, ‘bilgi sahibi olduğunu’ hisset­tiğinde ‘müdahale etme’ ihtiyacı azalacaktır.

Patronlara söylenmesi gereken o acı gerçek: "Sizden daha az ka­zanan veya daha az tecrübeli biri­nin sizin verdiğiniz kararları ay­nen onaylaması size konfor sağlar ama şirketi büyütmez. Size 'Hayır, bu yanlıştır' diyebilen bir profesyo­nel, aslında sizin servetinizi koru­yan kişidir.