Libya’da özellikle 2011 sonrası sık meydana gelen siyasi suikastların ardından kısa süre geçmeden silahlı gruplardan birinin saldırıyı üslendiği görülürken, Seyfülislam suikastını henüz hiçbir taraf üstlenmedi. Libya’nın doğu ve batı olarak bölünmüş yapısının da doğal bir sonucu olarak; sosyal medyada tarafların destekçileri suikastta birbirini suçladı. Ülkede dile getirilen diğer bir senaryo da Seyfülislam'ın, ABD'nin de anıldığı yabancı güçler tarafından öldürüldüğü iddiası.
AA muhabiri Libya'daki çeşitli tarafların Seyfülislam Kaddafi'nin 3 Şubat'ta uğradığı suikastla ülkenin siyasi arenasından silinmesine ilişkin yaptığı açıklama ve yorumları derledi.
Eski Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Seyfülislam'a düzenlenen saldırıya ilişkin bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Seyfülislam'ın Zintan'da bulunduğu süre zarfında kentin askeri güçlerinden Ebubekir Sıddık Tugayı tarafından korunduğunu ancak suikasta uğradığında bu Tugay'dan hiç kimsenin onu korumuyor olmasının birçok soru işaretini beraberinde getirdiğini kaydetti.
Mişri, 4 silahlı kişinin Seyfülislam'ın evine girdiğinde yalnız bir aşçının dışında, kimsenin bulunmamasını "hayalin ötesinde garabet" ifadesiyle niteledi. Seyfülislam'ın ortadan kaldırılmasının Libya siyasi sahnesindeki herkesin işine geldiğini savunan Mişri, "Acı gerçek şu ki, (Libya'da) siyasi sahnede bulunanların neredeyse tamamı, siyasi arenada bulunan herhangi bir kilit oyuncunun yokluğundan bir şekilde fayda sağlıyor. Olayın sorumluluğunun kimde olduğu sorusunu yargıya bırakmalıyız." değerlendirmesini yaptı.
Libya Ulusal Birlik Partisi Lideri ve Kaddafi hareketinin bir üyesi olan Esat Züheyr de ülkedeki mevcut siyasi koşullar göz önüne alındığında Seyfülislam'a yönelik bir suikastın beklenen bir durum olduğu görüşünü paylaştı. Züheyr, bir televizyon kanalında yaptığı konuşmada, herhangi bir tarafın doğrudan suçlanamayacağını, hiçbir tarafın da bu suçtan muaf tutulamayacağını ifade etti.
Seyfülislam suikastını yabancı güçlerin gerçekleştirdiği iddiası inandırıcı değil diyen Halife Hafter'in bir dönem "sır küpü" ve danışmanı, şimdi ise muhalifi olan siyasi analist Muhammed Buyasir, olayın arkasında dış aktörleri aramanın "gerçekle yüzleşmekten kaçmaktan başka bir şey olmadığını" savundu.
Buyasir, suikastların siyasi eylemin asla bir parçası olamayacağını, Seyfülislam suikastının Libya'da yeni siyasi suikastlar silsilesinin bir başlangıcı olabileceği endişesini dile getirdi.
ABD'nin ya da batı ülkelerinin bu suikastın faili olabileceği değerlendirmelerinin gerçeklikten uzak olduğu görüşünü paylaşan Buyasir, "Seyfülislam suikastını yabancı güçlerin gerçekleştirdiği iddiası ne inandırıcı ne de güvenilir. Venezuela Devlet Başkanı'nı eşiyle birlikte onca koruması ve S-300 füze bataryalarının arasından alıp New York'a getirmeyi başaran aynı ABD, hiçbir füzesi olmayan Seyfülislam'ı da alıp, arandığı mahkemeye teslim edebilirdi."




