Washington, uzun süren görece geri plandaki konumunun ardından Libya’da yeniden aktif rol almaya başladı. Ancak bu dönüş, geçmişteki “rejim inşası” veya demokrasi ihracı söyleminden farklı.
ABD’nin yeni öncelikleri şunlar: Rusya’nın Libya’daki etkisini sınırlamak, enerji arz güvenliğini artırmak, Doğu Akdeniz ve Orta Akdeniz’de stratejik nüfuzu güçlendirmek ve bölgesel dengeleri kendi lehine yeniden şekillendirmek.
ExxonMobil, ConocoPhillips ve Chevron gibi Amerikan enerji devlerinin Libya’ya dönüşü, Washington’un petrol üretimini 2 milyon varil/gün seviyesine çıkarma hedefiyle doğrudan bağlantılı. Bu adım, Avrupa enerji güvenliği açısından da kritik önemde.
Türkiye’nin çok boyutlu hamlesi
Ankara ise Libya’da 2019’dan bu yana askeri ve diplomatik olarak sahada. Türkiye’nin Libya’daki temel kazanımları deniz yetki alanları mutabakatı, askeri işbirliği anlaşması ve Trablus yönetimi üzerindeki belirgin etki oldu. Ancak son dönemde Türkiye’nin stratejisi genişliyor. Ankara artık yalnızca Batı Libya ile değil, Doğu Libya ile de ilişkilerini derinleştiriyor. Ocak 2025 itibarıyla Türk Hava Yolları Bingazi uçuşlarını yeniden başlattı. Türk şirketleri Doğu Libya’da altyapı ve yeniden inşa projeleri aldı. Askeri ve teknik temaslar arttı. Bu adımlar, Türkiye’nin olası bir ulusal uzlaşma sürecinde masanın merkezinde yer alma hedefiyle örtüşüyor.
Doğu Akdeniz boyutu
Libya Ulusal Petrol Şirketi ile TPAO arasında imzalanan açık deniz arama anlaşması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji stratejisinin uzantısı olarak değerlendiriliyor. Bu hamle Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile gerilimi artırıyor. Türkiye’ye deniz yetki alanları konusunda fiili alan genişliği sağlıyor. Ankara’nın hukuki zeminini güçlendirmeye yönelik bir adım niteliği taşıyor. Eğer Sirenaika yönetimi de Türkiye-Libya deniz anlaşmasını resmen tanırsa, Ankara Doğu Akdeniz denkleminde çok daha güçlü bir pozisyona geçebilir.
ABD-Türkiye örtük iş bölümü mü?
Sahadaki gelişmeler, Libya’da ABD ile Türkiye arasında doğrudan bir çatışmadan ziyade kontrollü bir rekabet ve aynı zamanda örtük bir iş bölümü ihtimalini gündeme getiriyor. ABD enerji ve güvenlik mimarisine odaklanıyor. Türkiye ise siyasi-askeri nüfuzunu genişletiyor. Bu tablo, Washington-Ankara hattında Libya dosyasında yeni bir denge oluşabileceğine işaret ediyor.
Avrupa devre dışı mı?
Dikkat çeken bir diğer unsur ise Avrupa Birliği ülkelerinin süreçte belirgin biçimde geri planda kalması. Özellikle İtalya ve Fransa’nın geleneksel Libya etkisi zayıflarken, sahada ABD ve Türkiye daha görünür hale geliyor. Libya’da henüz kalıcı bir siyasi birlik ufukta görünmese de enerji yatırımları, askeri tatbikatlar ve diplomatik temaslar, yeni bir jeopolitik düzenin şekillenmekte olduğunu gösteriyor.





