Mcgellan öncesinde Portekiz donanmalarında görev alan ve 1519-20 yıllarında İspanya kralı için Maluku Adaları’na deniz yolunu açmayı hedefleyen Macellan, bu yolculuk sırasında Güney Amerika’nın en uç bölgesine ulaşmıştı. San Julián Körfezi’ne demirledikten sonra yerli halkla yapılan değiş tokuşlarda Avrupalılar hatırladıkları devasa boydaki bireylerden etkilenmişti.

Erken haritalarda bu bölgeye sıkça “Gigantum Regio” yani “Devlerin Ülkesi” adı verildi. Haritalar, Atlantik kıyısından Pasifik’e kadar uzanan ve günümüzde Arjantin ile Şili arasında kalan ‘Patagonya’ bölgesini bu adla kaydetmişti.

O dönemde Avrupalı mürettebatın tanıklıklarına göre sahilde karşılaşılan bir yerli şöyle betimlenmişti:
“Çıplaklığa yakın bir halde sahilde duruyordu, şarkı söylüyor ve dans ederken başına kum atıyordu… Bizim başımız bile bellerine gelmiyordu.”
Yerli halkın kullandığı “kelebek etkili” kıyafetler, hayvan kürklerinden yapılan paltolar, kısa yaylar ve uçları taş ve kuş tüyüyle donatılmış oklarla donanmış bir görünümdeydi. Denizciler arasında bu halkla iletişim kurmak için barış jesti olarak sahile bir gemi mensubu gönderilmiş; halk bu misafiri gönüllü olarak küçük bir adaya götürmüş, onlarla iş birliği yapılabileceğini göstermişti.

3 METRE OLABİLİRLER Mİ?
Arkeolog ve tarihçiler, “patagones” olarak adlandırılan bu halkın gerçekten üç metre boyunda bireylerden oluştuğu görüşüne kuşkuyla bakıyor. Araştırmalar, yerli halkın ortalama boyunun 2 metreye yakın olabileceğini ancak Avrupalı mürettebatla karşılaştırıldığında oldukça uzun görünmüş olabileceğini öne sürüyor.
Yine de bu rivayetler, Avrupalı denizciler açısından tam bir keşif deneyimi olmuş ve Patagonya’nın devlerin ülkesi olarak efsaneleşmesine yol açmıştı. Bölgenin keşfi sonrası Avrupalı kartograf ve coğrafyacılar, kıtanın güney ucuna “devlerin memleketi” anlamında etiket yapıştırmış ve bu söylem haritalarda iz bırakmıştı.

Müthiş keşif! Avrasya bozkırlarının tarihi yeniden yazılıyor