Malta'da bir mağarada keşfedilen ve Nature dergisinde yayınlanan kanıtlar, avcı-toplayıcıların tarım Avrupa anakarasında başlamadan çok önce bu pitoresk Akdeniz adasını ziyaret ettiğini gösteriyor. Eğer bu doğrulanırsa, 8.500 yıllık bu arkeolojik alan, kıtanın son Mezolitik topluluklarının sosyal gelişimine dair yaygın kabulleri değiştirebilir. Araştırmacılar Malta tarihöncesinin bin yıllık bir kısmının yeniden değerlendirilmesi gerekebileceğini savunuyorlar.

Tarih öncesi toplumların gelişiminde genellikle önce tarım, sonra denizcilik gelir. Bunun nedeni, genellikle yelken gibi denizcilik teknolojisini üretmek için gereken araç ve tekniklerin tarım aletlerinden sonra ortaya çıkmasıdır. Bu yüzden çoğu arkeolog, uzun süre boyunca Malta gibi Akdeniz adalarının insanlarla en geç karşılaşan vahşi bölgeler olduğunu varsaymıştı. Ancak Malta'nın kuzeyindeki Mellieħa bölgesinde yer alan Latnija mağarası, uzmanları alternatif tarihsel senaryoları düşünmeye itiyor.

Max Planck Jeoantropoloji Enstitüsü ve Malta Üniversitesi'nden araştırmacılar, adada en az 8.500 yıl önce, yani bilinen ilk çiftçilerin gelmesinden yaklaşık 1.000 yıl önce insan varlığına işaret eden kanıtlar buldular. Daha spesifik olarak, Latnija'da taş aletler ve ocak parçalarının yanı sıra pişirilmiş yiyecek atıkları bulundu. Hatta bu yiyeceklerin bir kısmı, adada çoktan öldüğü düşünülen hayvanlara aitti. Çalışmanın başyazarı Eleanor Scerri şunları söylüyor: "Bu zaman diliminde çoktan yok olduğu sanılan Kızıl Geyik de dahil olmak üzere, vahşi hayvanlara dair bol miktarda kanıt bulduk. İnsanlar, kaplumbağalar ve günümüzde soyu tükenmiş dev kuş türleriyle birlikte bu geyikleri avlayıp pişiriyorlardı."

Pişirilen yiyecek artıkları arasında kara hayvanlarının yanı sıra foklar ve balıklar gibi çok çeşitli deniz kaynakları ile karındanbacaklı, yengeç ve denizkestanesi de bulunuyordu. Uzmanlar bu avcı-toplayıcıların Malta'ya ulaşmak için en az 100 km açık denize yelken açtıklarını belirtiliyor. Ayrıca uzmanlar, bu antik denizcilerin yelken yardımı olmadan basit oyma kanolarla yolculuğu gerçekleştirdiklerini söylüyor. Çalışmanın ortak yazarı Nicholas Vella şunları söylüyor: "Deniz yüzeyi akıntılarına ve hakim rüzgarlara güvenerek; ayrıca işaret noktaları, yıldızlar ve diğer yön bulma yöntemlerini kullanarak saatte yaklaşık 4 km hızla 100 km'lik bir geçiş mümkün görünüyor. Yılın en uzun gününde bile bu denizciler, açık denizde birkaç saatten fazla karanlıkta kalmış olmalılar."

Araştırmacılar, bulgularının Avrupa'nın son avcı-toplayıcı topluluklarının yeniden incelenmesine ve çevrelerindeki doğal dünyaya etkilerinin anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Malta ve diğer uzak Akdeniz adalarındaki bazı endemik hayvan popülasyonlarının tükenmesinin sebebinin kısmen insanlar olabileceğine işaret ediyor. Keşif, Mezolitik topluluklar arasında henüz keşfedilmemiş denizcilik bağlantılarının varlığına dair olasılıkları da artırıyor. Scerri sözlerini şöyle noktalıyor: "Bu sonuçlar, Malta tarihöncesine bin yıl ekliyor ve Avrupa'nın son avcı-toplayıcılarının denizcilik yeteneklerinin, ayrıca onların bağlantılarının ve ekosistem üzerindeki etkilerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor."