Marmaray'da sık sık bu anons duyuluyor: "Sayın yolcularımız, kapı kapanma sesinden sonra trenlere binmeye ya da inmeye çalışmayınız." Tren vagonları, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Maltepe'deki mitingine gitmek isteyenlerle tıka basa dolu. Kalabalıklar bazı duraklarda topluca trenlere biniyor. Maltepe durağındaki izdiham nedeniyle birkaç durak önce inmeye çalışıyorlar ama o duraklarda da izdiham yaşanıyor. Marmaray'dan çıkıp miting alanına ulaşanlar, alanın girişinde de yoğunluk nedeniyle beklemek zorunda kalıyor. Maltepe'deki miting alanına girenlerin ve çıkanların sirkülasyonu saatlerce sürüyor.
Saraçhane'den neden farklı? Bu miting; kentin Avrupa yakasındaki Saraçhane'de, akşam saatlerinde, soğuk havada günlerce süren, yer yer polisin müdahale ettiği, yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, katılanların üzerine biber gazı kokusunun sindiği gösterilerden sonra geldi. Bu kez protestocu kalabalıklar; güneşli bir havada, yeşil çimenlerin üzerinde, polis müdahalesi olmadan bir arada. Miting alanının girişinde CHP'liler erken seçim çağrısı için imza topluyor. Standlara ilgi büyük. Miting, CHP'nin organizasyonu ancak Halkların Demokratik ve Eşitlik Partisi'nden (DEM Parti) Zafer Partisi'ne, çeşitli siyasi partiler de destek için alanda. İşçi sendikalarından taraftar gruplarına ve hayvan hakları aktivistlerine, çeşitli örgütlenmeler ve topluluklar da var.
Döviz bolluğu Katılımcıların ellerindeki dövizlerin yoğunluğu dikkat çekiyor. Birçoğu belli ki evde hazırlanmış. Bu da CHP mitinginden öte bir görüntü yaratıyor. Ortamda hem hükümete karşı bir öfke hem de zıplamalara, dövizlere ve danslara yansıyan bir neşe var. "Bir adamla ömür geçer mi Gülben?", "Kalk git be adam", "Pikachunun da annesiyiz" bu dövizlerden yalnızca birkaçı. Mitingde coşku yüksek. Tüm konuşmacılara ilgi var. Özgür Özel çok uzun bir konuşma yapmasına rağmen sık sık alkış alıyor. Boykottan bahsettiğinde yuhalama sesleri duyuluyor.
Kalabalıklar içinde hem bayraklarda hem de dövizlerde görülen büyük bir Mustafa Kemal Atatürk vurgusu var. Alanın yakınlarındaki seyyar satıcılar tarafından satılan, Cumhurbaşkanı amblemli Ekrem İmamoğlu atkıları ilgi görüyor. "Diplomasız Erdoğan", "Hükümet istifa", "Hak Hukuk Adalet", "Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz" sloganlarının yanında çok duyulan bir diğer slogan da "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" oluyor. Zafer Partililer de mitinge katılanlar arasında. Ancak mitingde milliyetçi slogan ve dövizler, çok daha az yoğunlukta.
'Biz Z kuşağı apolitik değiliz' CHP'nin daha önce bu alanda yaptığı çeşitli mitinglerle karşılaştırıldığında bu seferki kitlede gençlerin ve kadınların yoğunluğu gözle görülüyor. Çimenlerin üzerinde halka yapıp oturan gençlere yaklaşıyoruz. Bazıları tutuklanma riskini gerekçe göstererek konuşmak istemiyor. Bizimle konuşmayı kabul edenlerden biri, üniversite öğrencisi Göksu Deniz Ünsal. Cümlesini sık sık "Biz Z kuşağı" diye kuruyor. "Biz en başından beri apolitik bir kuşak değildik. Ancak baskılar, yıldırmalar, gazetecilerin tutuklanması, belli bir suskunluğa yol açtı. Bu suskunluk da bugün kırılmış durumda" diyor.
Konuştuğumuz bir başka genç ise bir yandan işçi olarak çalışırken bir yandan da aşçılık konusunda eğitim aldığını anlatan, vücudunda Atatürk dövmesi bulunan Yağız Bora. 18 yaşındaki Bora, gençlerin neden eylemlere katıldığını anlatırken geçim sıkıntısına vurgu yapıyor. "Okul okuyamıyoruz. Kahve içip arkadaşlarımızla oturmak için bile bir hafta önceden para ayarlamamız gerekiyor."
'Hepimiz yurtdışına kaçmak istiyoruz' diyen Bora, çevresindeki herkesin yurtdışına gitmek istediğini söylüyor: "12-13 yaşındaki çocuklar bile şu an yurtdışı hayali kuruyor. 'Neden?' diye soruyoruz kendimize. Güzelim ülkemiz varken neden yurtdışı olsun ki? Bunu düşündüren bir hükümet var başımızda ve bunu düşündürmeyecek bir adam varken onu da içeri atıyorlar."
Konuştuğumuz katılımcıların birçoğu, rahatsızlıklarını anlatırken geçim sıkıntısının özellikle altını çiziyor. Çankırılı Emine Çınar, hayatında ilk kez bir protestoya katıldığını söylüyor. "İmamoğlu'na desteğe geldim" diyor. Geçim sıkıntısını "Her şey pahalı, kimse köyüne gidemiyor" sözleriyle açıklıyor. İlerleyen yaşına rağmen mitinge katılan Azime Opuz ise Tunceli'de yaşananlardan sonra 1990'larda İstanbul'a taşındığını, "Biz kaçtık buraya geldik" diye anlatıyor. Protestolara neden katıldığını açıklarken, "Yarın bizim çocuklarımıza, torunlarımız ne olacak? Önlerini göremiyorlar. Yaşlılar da bir yere giremiyorlar. Biz evden dışarı çıkamıyoruz. Artık bıktık, yeter" diyor.
"Nasıl bir Türkiye istiyorsunuz?" sorusuna, "Kardeşlerin birbirine düşman olduğu bir Türkiye'yi istemiyoruz. Kardeşlik olsun, sükunet olsun istiyorum. Geçinebilelim, rahat oturup rahat kalkalım" cevabını veriyor. Ekonomi sıkıntılarla ilgiliyse şunları söylüyor: "Bayram geliyor, çocuğuna harçlık veremiyorsun. Senin bir çocuğun çalışıyorsa ona katkıda bulunman gerekiyor. Gidip de bir yerde oturup da iki arkadaşınla ahenk yapasın, yok. Sadece kıt yaşıyorsun. Çoğu emekli ekmeğini Halk Ekmek'ten alıyor çünkü diğer yerde bir ekmek olmuş on beş bin lira."
Kaynak, BBC Türkçe





