Bugün Saat 10.30 sıralarında Anadolu 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu 4 sanık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Salonda baba Andrea Minguzzi, anne Yasemin Akıncılar Minguzzi, teyze Aylin Akıncılar İyiyazıcıoğlu da hazır bulundu. Aileye destek için gelenler duruşma salonu dışında 'Emsal karar istiyoruz' diyerek slogan attı. Ailenin avukatı ise duruşma öncesi bir süre adliyeye gelenlerle sohbet etti. Destek için duruşma salonu önünde bekleyenler anne Yasemin Akıncılar için, 'Yasemin yanındayız' sloganları attı. Duruşma salonu önünde bekleyenlerin yanı sıra, Anadolu Adliyesi bahçesinde bekleyen kalabalık da aileye destek sloganları attı.

KARAR AÇIKLANDI, ANNE SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ
Minguzzi'nin bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 4 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı. 2 sanık hakkında “Çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan üst sınırdan 24 yıl hapis cezası verildi. Diğer 2 sanığın ise tahliyesine karar verildi. Anne Yasemin Minguzzi, kararın ardından, "Ben artık sadece ilahi adalete güveniyorum, o kadar" dedi.

ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NDAN BERAAT KARARINA İTİRAZ
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Mattia Ahmet Minguzzi davasında 2 sanık hakkındaki beraat kararına itiraz etti. “İTİRAZ SÜRECİNİ HEMEN BAŞLATACAĞIZ”
Duruşmanın ardından kameraların karşısına geçen Avukat Ersan Barkın, “Evladımız Mingüzzi’nin kaybı üzerinden yaklaşık on ay geçti. Bu on ay sürenin ardından, 6. celsesini idrak ettik bu davanın. Bu davada, aslında iki ayrı dava vardı. Bu davalardan ilki, ilk iddianameyle açılan ve iki sanığın “kasten çocuğun öldürülmesi” eylemiyle sorumlu tutulduğu davaydı. İkinci dava ise geçtiğimiz celse, ilk celsesi idrak edilen birleşen davaydı. Esas hakkında mütalaasını sunan Cumhuriyet Savcısı, ilk davadaki iki sanığın kasten iştiraken bu eylemi gerçekleştirdiğini, ikinci davadaki iki sanığın ise yardım eden sıfatıyla eylemin içinde olduklarını düşünerek cezalandırma talep etti. Mahkeme, bu yargılamaların sonucunda dört sanığın birden, evladın çevresini nasıl kuşattığını, kamera kayıtlarıyla ve diğer maddi delillerle ortaya koymamıza rağmen, Cumhuriyet Savcısı da bu çabaya ve kanaate iştirak etmiş olmasına rağmen, iki sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Türk Ceza Yasası’nda çocuk ceza hukuku bakımından bunun karşılığı 24 yıl hapis cezasına tekabül etmektedir. Mahkeme, 62. madde bağlamında takdir indirimi uygulamadı. Ancak eylemin içinde olan diğer iki sanık hakkında, eylemin her noktasında evladın kuşatılmasında ve kaçış yolunun belirlenmesinde olaya dahillikleri çok açık olmasına rağmen, delil yetersizliği nedeniyle birleşen davanın bu iki sanığı hakkında beraat kararı verildi ve tahliye hükmedildi.

Uzun yıllardır ceza yargılamasının içindeyiz. Bugün, Türk siyasi tarihinde alışılmadık bir biçimde, adliye çevresinde güvenlik önlemleri alındı. Adliye içinde koridorları kapatacak şekilde güvenlik önlemleri alındı. Elbette bu önlemler, güvenlik ve selamet açısından kabul edilebilir. Ancak ben, bu güvenlik önlemlerini gördüğüm anda, zaten bu hükmün milli vicdanı karşılayacak bir hüküm olmadığını anlamıştım. Yani bugün alınan güvenlik önlemleri, bana kalırsa, temel olarak mahkemenin vermiş olduğu beraat kararını korumak üzere alınmıştı. Bu mahkeme kararı neticesinde, bu dava maddi veriler bakımından ve dosyadaki güvenlik önlemleri bakımından, alınan kararlar kabul edilebilir değildir. Bu kararlara karşı, hem beraat kararına hem de diğer hususlara ilişkin kanun yolu aşamasında itirazlarımızda, bu kararların kaldırılacağını düşünüyoruz. Çünkü bakın, yüzyılı aşkın var olan yargılama geleneğine, iştirak birliğine ve bu iştirakların hangi biçimde gerçekleşeceğine ilişkin var olan kararlara aykırı biçimde verilmiş bir karardır bu. Dolayısıyla bu hâliyle kabul edilemez. Üst mahkemelerden döneceğine eminiz. Ancak bu dosya yalnızca bir dava dosyası olmanın ötesinde, aynı zamanda hepimizin bütün evlatlarının sokaklarda can güvenliği sorunu yaşamadan yaşayabilmelerine ilişkin emsal bir karardı. Ne yazık ki bu emsal kararda muvaffak olamadık. Verilen karar, bu hâliyle kabul edilebilir bir karar değildir. Dolayısıyla üst mahkemelerden bu kararın döneceğini ve kaldırılacağını düşünüyoruz. Tahliyelere ilişkin kararlarını itiraz sürecini hemen başlatacağız." dedi.

DURUŞMADAN NOTLAR
Tutuklu sanık B.B., mahkemede pişman olduğunu dile getirip "Çok üzgünüm." dedi. Sanık U.B. de "Çok pişmanım." ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık A.Ö. ise "Hakim amca ben anne babamın yanına gitmek istiyorum." diye konuşup suçlu olmadığını öne sürdü. M.A.D. de suçlamaları kabul etmediğini ifade edip "Mahkemeden beraatime karar verilmesini talep ediyorum." dedi.
"ASLANLAR GİBİ YATAR ÇIKARIZ"
Bu süreçte, sanıklardan B.B.'nin diğer tutuklu sanık U.B.'ye yazdığı mektup ortaya çıkmıştı. Sanık B.B.'nin mektubunda, "Rahatın yerinde mi? Beni soracak olursan iyiyim, yaptık bir şey cezasını çekiyoruz. Aslanlar gibi yatar çıkarız. Sen zaten fazla yatmazsın, babanlar sana bakıyor mu?" ifadelerine yer verdiği görüldü. Mektup şöyle devam etti:

  • Sen canını sıkma bir seneye çıkarsın, zaten beş aydır yatıyoruz. Altı-yedi ay daha dayan, seviyorum seni. Kimseye karışma, tutanak falan yeme.
  • Mahkemede karşımıza çıkmasın tutanak falan ama kimseye de kendini ezdirme kimseyi de ezme. Düzenini kur baba orada. Benim burada düzenim var.
    B.B.'nin, tahliye olan arkadaşları ise şu ifadeleri kullandığı bildirildi:
  • Yanlış ifade vermese tutuklanmazdı. Valla boş yere kendilerini yaktılar. Bir de senin yaşına ne kadar var. Mektup at bana foto yolla bana.
  • Allah'ın izniyle çıkarız bizde baba. Neyse dostum kendine dikkat et seviyorum seni Allah'a emanet ol.

NE OLMUŞTU?
Türkiye'nin gündeminden düşmeyen cinayet, 24 Ocak 2025 günü Kadıköy'de işlendi. Tarihi Salı Pazarı'nda meydana gelen olayda, İtalyan şef Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar'ın oğlu Mattia Ahmet Minguzzi, bisikletli bir grupla tartışma yaşadı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre tartışma sırasında B.B., Minguzzi'yi beş yerinden bıçakladı. Yanındaki diğer şüpheli U.B.'nin ise Minguzzi'yi tekmeledi. Yaralı Minguzzi, tedavi gördüğü hastanede 15 gün sonra yaşamını yitirdi.