Mersin genelinde mart ayında yaşanan ve etkileri hâlen devam eden don ve dolu felaketi, binlerce çiftçiyi büyük zarara uğrattı. Tarsus’ta aktif olarak Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 8 bin 400 çiftçinin tamamı bu afetten etkilendi. Toplamda 21 bin 700 çiftçi potansiyeline sahip olan bölgede, özellikle sert çekirdekli meyve üreticileri ağır kayıplar yaşarken, Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, çiftçilerin ayakta kalabilmesi için hükümetten acil destek beklediklerini ifade etti.
İlçe Tarım Müdürlüğü’nün yaptığı ilk tespitlere göre yalnızca Tarsus’ta 5 milyar 350 milyon TL’lik hasar oluştu. Ancak bu zararın ne kadarının ve ne zaman ödeneceği hâlâ belirsizliğini koruyor. Avcı, “Masraflar zaten çıkarılmış durumda. En azından bu zararın üçte biri karşılanmazsa çiftçimiz ayakta kalamaz” diyerek hem bölge çiftçisinin beklentisini hem de durumun aciliyetini vurguladı.
Don felaketi sonrası sigorta sisteminin etkinliğinin de yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, “Çiftçilerin TARSİM sigortası yeterince katkıda bulunmadı bunun sebebi de ürünün para etmeyecek korkusu ve don priminin yüksek olmasıdır, her ne kadar devletimiz don teminatına yüzde 65 destek olsa da maalesef ki çiftçimizin gelir durumunun bozukluğu don teminatının çiftçiye düşen kısmının 4 bin 200TL dekara maliyeti don poliçe bedelini ödeyememe noktasına getirmiştir, TARSİM’in zorunlu hale getirilmesi gerekiyor.
Sigorta havuzu tüm çiftçilerin katkısıyla güçlenmeli. Aksi halde afet zamanında TARSİM olmadığı için ödeme yapılamıyor” dedi. Devletin TARSİM sigorta primlerinin yüzde 65’ini karşıladığını hatırlatan Avcı, bu sistemin sürdürülebilir olması için daha kapsayıcı ve zorunlu bir modele geçilmesini, prim havuzunun, üretimden gelen gelirle desteklenip, afet sonrası bu fondan ödeme yapılması gerektiğine dikkat çekti.
“DSİ’nin sulama suyu uygulamaları tartışılıyor”
Don felaketinin yarattığı zararın yanı sıra sulama suyu da bölgedeki çiftçiler için büyük bir sorun haline geldiğine atıfta bulunan Avcı, “DSİ’nin uyguladığı rotasyon sistemine göre su dönüşümlü veriliyor mısır gibi suya çok ihtiyaç duyan ürünler ekildi, pamuk para etmediği için herkes mısıra yöneldi. Ayrıca çiftçilerimiz ikinci ürün ekimine izin verilip verilmeyeceği konusunda DSİ yetkililerden açıklama bekliyor, ancak barajlardaki su seviyesi yetersiz olduğu DSİ tarafından sıklıkla dile getiriliyor. İkinci ürün ekilmemesi çiftçimize ayrıca büyük bir yük daha getirecektir. 2023 seçimleri öncesinde sulama suyu ücretlerinde yüzde 50 indirim yapılmışken, geçen yıl ve bu yıl yüzde 60 zam geldi. Ziraat Odası olarak, en azından don felaketinden zarar gören parsellerde sulama ücretinin alınmamasını talep ediyoruz” ifadesini kullandı.
Faiz oranları çiftçiyi zorluyor
Tarım Kredi Kooperatifleri’nin uyguladığı faiz oranları da çiftçilerin tepkisini çekiyor. Yüzde 48’lere varan faiz oranlarının özel bankalardan bir farkı kalmadığını söyleyen Avcı, bu yükün çiftçiyi iflasa sürüklediğini belirtti. Avcı ayrıca, “TMO’nun özellikle bölgemizin turfanda olması sebebiyle fiyatları geç açıklaması çiftçinin tüccara malı dökmesinde çok büyük bir rol oynuyor. Artık çiftçi “kara gün dostu” olarak bildiği TMO’yu fiyatları yeterince sübvanse etmediğini haklı olarak düşünmektedir. Erken açıklanmayan ve enflasyon altında ezilen destek miktarları bunun en büyük sebebidir. Ektiği ürün para etmediğinde zarar eden çiftçi diğer yıl başka ürün ekme arayışına girmektedir. Bunun da bir örneği, soya prim desteği 2014 yılında 60 krş (2cent) tekabül ederken 2025 yılında (2cent) 7,5TL’yi bulmaktadır. Verilen destek ise 2024 yılında 80 krş olarak verilecektir.” diye konuştu.



