ADEO Cyber Security şirketinde siber güvenlik uzmanı Ersin Çahmutoğlu, mesajlaşma uygulamalarının güvenlik risklerini AA Analiz için kaleme aldı.
Günümüzde mesajlaşma uygulamaları sadece bireylerin iletişim kurduğu araçlar değil, aynı zamanda devletlerin, özellikle de istihbarat servislerinin ilgisini çeken birer veri kaynağı haline geldi çünkü bu uygulamalar aracılığıyla milyonlarca insan hem özel hem de toplumsal hayatlarına dair pek çok bilgi paylaşıyor. İstihbarat servisleri de bu büyük veriyi elde edebiliyor ve çeşitli amaçlarla kullanıyor.
Mesajlaşma uygulamaları, kullanışlı olmaları ve veri kaynağı olarak fayda sağlamalarının yanında bazı risk ve tehditler de teşkil edebiliyor. Bazı devletler, ulusal güvenliğe tehdit olarak gördüğü WhatsApp ve Telegram gibi pek çok mesajlaşma uygulamasının devlet kurumları içerisinde ya da ülke çapında kullanımını yasaklayabiliyor.
Örneğin, İran hükümeti, dünyada en çok kullanılan mesajlaşma uygulaması WhatsApp'ın, İsrail istihbarat servislerine göndermek üzere kullanıcı bilgilerini topladığını iddia ederek, vatandaşlarına akıllı telefonlarından WhatsApp'ı kaldırmaları için çağrıda bulunmuştu. Bunun ardından, pek çok ülkede WhatsApp ve Telegram gibi uygulamaların ne kadar güvenli olduğu konusunda tartışmalar yeniden başladı.
Geçtiğimiz haftalarda ABD Temsilciler Meclisi, WhatsApp uygulamasını Meclis'teki tüm cihazlarda yasakladı. Temsilciler Meclisi üyelerine ve personeline gönderilen bildiride, WhatsApp'ın kullanıcı verilerini nasıl koruduğu konusunda yeterince şeffaf olmaması ve depolanan verilerin şifrelemeye sahip olmaması nedeniyle yüksek riskli olduğu belirtildi. Rusya'nın, WhatsApp ve Telegram'a rakip olacak devlet destekli bir mesajlaşma uygulaması geliştirdiği de kayda değerdir. Geliştirilecek uygulamanın devlet hizmetleriyle de entegre olacağı ve kullanıcıların resmi belgeleri elektronik olarak imzalayabileceği belirtiliyor.
Mesajlaşma uygulamaları, çoğu istihbarat servisleriyle ve kolluk kuvvetleriyle çeşitli veriler paylaşır. Bazı uygulamalar da istihbarat paylaşımı noktasında ilgili devlete "zorunlu hizmet"te bulunur. Örneğin, Çinli Tencent firmasına ait WeChat'in bu kapsamda veri paylaştığı iddia edilmektedir. Mesajlaşma uygulamalarındaki güvenlik açıkları, genellikle "zero-day" olarak bilinen ve geliştiricisinin dahi farkında olmadığı açıklardır. Gelişmiş seviyedeki istihbarat operasyonlarıyla bu güvenlik açıkları istismar edilebilir.
Şirket-devlet işbirliği de önemli bir konudur. Bazı devletlerin uygulamaların ait olduğu şirketlerle işbirliği yaptığına dair iddialar vardır. Örneğin, WhatsApp'ın kullanıcı bilgilerini doğrudan İsrail istihbaratına verdiğine dair iddialar bulunmaktadır.
Bütün bu gelişmeler, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen teknolojilerin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle mesajlaşma uygulamaları gibi hassas kullanıcı verilerinin yer aldığı iletişim araçlarında yerli çözümler kullanılmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Uçtan uca şifrelemeye sahip ve sunucularının da sadece Türkiye'de bulunduğu bir uygulamanın ulusal güvenlik açısından ne kadar kritik olduğu, yaşananlardan net bir şekilde anlaşılmaktadır.





