Meslek onuru için savaşan bir duayen

Dunya.comDunya.com1 SAAT ÖNCE
AA

Ayrılıklar acıdır, kimi ayrılıklar insanın içinde onanmaz yaralar bırakır. Hatta kimi insanlar böyle bir acıyla baş edemez, adeta derin bir uçuruma savrulmuş gibi olur. Yalnız kimileri ise böyle durumlarda sırtında ceketi, elinde bir gazetenin imtiyaz hakkı ile yeni bir başlangıca adım atar. Nezih Demirkent de DÜNYA ile yeni başlangıca cesur bir adım atmıştı 1981 senesinde…

O zamanlar günlük siyasi bir gazete olan DÜNYA, köklü bir geçmişi olmasına rağmen dikkat çeken bir yayın değildi. Demirkent ise o günlerde 51 yaşında, hemen hemen 30 yıllık kariyer sahibi bir gazeteciydi. Artık imtiyaz sahibi olduğu DÜNYA’yı Türkiye’de eşine rastlanmamış şekilde ekonomi gazetesine dönüştürmüştü. Dönüşüm aynı zamanda ülke ekonomisinin yol ayrımına girdiği bir zamanda gerçekleşmişti. 24 Ocak 1980’de kamuoyuna açıklanan program ile Türkiye’de serbest piyasa ekonomisine geçiş başladı.

Toplumsal güven uğrunda inatçı çaba
Dönüşümün ilk adımını, gazetenin net bir şekilde tanımlanmış Yayın İlkeleri oluşturdu. Aslında bu ilkeler Türk basınında bir manifesto niteliği taşıyordu. Gazetecilik okura karşı samimi olmayı gerektiren bir faaliyet alanıydı ve okur sizin dünya görüşünüz ve ortaya koyduğunuz iş arasında zıtlık görürse yayınınıza asla itibar etmezdi. Yayın İlkelerine ise kısaca göz atıldığında habere yorum katmaktan, sansasyon ve şantajdan kaçınan bir anlayış görülür. Bu anlayış DÜNYA’nın değerini artıran ve günümüze kadar ulaşmasını sağlayan temeli oluşturuyor.

Gazetesi Anadolu’nun sesi oldu
İş dünyasını bir bütün olarak gören Nezih Demirkent, Anadolu’ya büyük önem veriyordu. Girişimcilik ve yatırımcılığın Anadolu’da gelişim göstermesinin başta sanayinin ilerlemesini sağlamakta ve ülkenin gelişmesinde katkısının yadsınamayacak kadar büyük olduğunu düşünüyordu. DÜNYA Gazetesi de bu doğrultuda örgütlenmişti. İstanbul merkezinde olmakla birlikte Anadolu’daki bölge temsilcilikleri sayesinde ülkenin bütününü kapsadığı gibi iş dünyasının kılcal damarlarına kadar ulaşıyordu. Daha henüz Türkiye’de “Anadolu Kaplanları” deyimi bulunmuyorken DÜNYA, yurdun dört bir yanından haber toplamakla sadece iş dünyasının o gün için mevcut ana aksının yanı sıra yükselen Anadolu’yu da sayfalarına taşıyordu.

Gazeteci kimliği her zaman öndeydi
Demirkent çekinilen ve saygı duyulan birisiydi. Fakat babacan bir kişiliği bulunuyordu. Eğer ki birisinin işe ihtiyacı varsa Nezih Demirkent mutlaka o kişiye uygun bir iş bulurdu. Diğer yandan Nezih Demirkent gençlere değer veren biriydi. Mesaisi bu kadar yoğun olan birinden beklenemeyecek kadar gençlere zaman ayırırdı. Bugün meslek hayatında ileri noktalara ulaşmış pek çok kişi, Demirkent'in bu ilgisi sayesinde gazeteciliği yaşamının bir parçası haline getirdi.

Nezih Demirkent’e göre gazetecilik yaşamın bir parçasıydı. Gece-gündüz ya da tatil gibi bir şey bu meslekte söz konusu olamazdı. Hiç beklenmedik bir anda habere konu olacak bir olay gelişebilir, bambaşka bir planlama ile başladığınız gün, haber yetiştirebilmek için sabahlamakla noktalanabilirdi. İş dünyasını, ekonomiyi, ülke ve dünya gündemini yıllar boyunca özenle takip ediyor olmasıyla edindiği büyük mesleki birikimin yanı sıra kendisinin geniş bir vizyonu bulunuyordu. Ayrıca Demirkent çok yönlü bir kişiliğe sahipti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştu. Gazeteciliğe spor muhabiri olarak başlamıştı. Lisede voleybol ve hentbol oynamıştı, yüzmeyi çok iyi bilirdi. Aynı zamanda voleybol antrenörlüğü yapmış olan Demirkent, gerek spor gerekse gazetecilik ile ilgili birçok organizasyonda idari görevler aldı ve yöneticilik yaptı. Muhabirlikten başladığı meslek yaşamında gazete sahipliğine kadar uzanan bir yol yürüdü. Her ne kadar bir iş insanı olarak görülse de onun gazetecilik kimliği her zaman baskındı.

Babıali’nin son yangını…
Bir acı ayrılık ile Babıali’nin son yangını 11 Şubat 2001’de yaşandı, bu sefer yangın yüreklerdeydi. Nezih Demirkent bir kalp krizi ile ansızın aramızdan ayrılmıştı ve kendisini “Nezih Baba” diyerek anan binlerce basın emekçisi onu son yolculuğuna uğurladı. Türk basın tarihinde “Duayen” unvanının hakkını veren Nezih Baba, 70 yıl süren ömrünün 50 yılını gazetecilik mesleğine adamıştı. İlgiyle takip edilen Salı Yazıları ile mesleki yolculuğunu devam ettiren Nezih Babayı meslekten sadece ölüm ayırabilmişti. Hayatının son Salı Yazısı 6 Şubat 2001’de yayımlanmıştı.

Türk Basının onuru için mücadele eden ismi ve onun gazetecilik yolculuğunu anlatmak için yazılan her şey eksik kalacak. Çünkü onun yol göstericiliğine ve ilkelerine ihtiyacımız her zaman bulunacak. Öyleyse bu yazıyı da Nezih Bey’den kalan son Salı Yazısı’nın son paragrafı ile tamamlayalım: “Saygın medya herkese gerekli, güçlü medya gücünü devlete verdiği destekten veya ekonomik güçten değil, halktan alır. Çalışanların bunları bilmesinde yarar var. Kaldı ki; bu düzenin uzun ömürlü olmayacağı görüldü. Mesleği kendi çıkarları doğrultusunda sonuna kadar kullanmak isteyenler kaybetti, mutluluğu bankacılıkta görenler sanık oldu, koca kurumlar sallanmaya başladı ve arınma dönemi henüz bitmedi. Mesleğin kurallarına saygı duyulursa meslekte başarılı işlere imza atılır, ondan ötesi kısa ömürlü olur. Bunu her gün görüyoruz. İsterseniz internet sitelerini izlemeye devam ediniz. Çünkü her şeyi yazmak mümkün olmuyor.”

Bugün mezarı başında anılacak Duayen gazeteci Nezih Demirkent’in ölümünün 25’inci yılını nedeniyle bugün Aşiyan Mezarlığı’nda kabri başında anılacak. Anma töreninde DÜNYA Gazetesi yönetici ve çalışanları hazır bulunacak.

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin