İran'ın devlet medyası yıllardır Dini lider ve çevresini sade ve dindar bir yaşamın örneği olarak sunuyordu. Ayetullah Ali Hamaney’in ölümünden sonra yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney’in Avrupa’da geniş bir gayrimenkul imparatorluğuna sahip olduğu iddiaları gündeme bomba gibi düştü.
Bloomberg’e göre Hamaney’e bağlı finansal ağın varlıkları:
- Mallorca’da Steigenberger golf ve spa resortu
- Avusturya Alpleri’nde Schlosshotel Kitzbühel kayak oteli
- Frankfurt’ta iki Hilton oteli
- Almanya’da Bero Oberhausen alışveriş merkezi
- Londra’da çok sayıda lüks konut
Bu yatırımların toplam değerinin sadece Avrupa’da yaklaşık 400 milyon euroya ulaştığı belirtiliyor.
Finansal ağın ayrıca Basra Körfezi’ndeki deniz taşımacılığı, İsviçre bankalarındaki hesaplar ve Birleşik Krallık’taki lüks gayrimenkuller üzerinden faaliyet gösterdiği ifade ediliyor.
Aracı isim: İranlı iş insanı Ali Ansari
Bu varlıkların doğrudan Hamaney adına değil, karmaşık paravan şirketler ağı üzerinden satın alındığı belirtiliyor. Bu ağın merkezinde ise İranlı iş insanı Ali Ansari bulunuyor.
Tahran’ın kuzeybatısında işçi bir aileden gelen Ansari’nin iş imparatorluğu arasında:
- Iran Mall adlı dev alışveriş merkezi,
- büyük toptan pazarlar,
- Ayandeh Bank adlı özel banka yer alıyor.
Ansari’nin İran, Saint Kitts ve Nevis ve Güney Kıbrıs pasaportlarına sahip olduğu da belirtiliyor.
İngiltere yaptırımları
Geçtiğimiz yıl İngiltere hükümeti Ansari’yi İran askeri elitinin “düşmanca faaliyetlerini finanse etmek” suçlamasıyla yaptırım listesine aldı. Londra’da değeri 180 milyon euroyu aşan gayrimenkuller donduruldu.
Ansari ise avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada Mücteba Hamaney ile herhangi bir mali veya kişisel bağlantısı olduğunu kesin bir dille reddetti ve yaptırımlara itiraz edeceğini duyurdu.
Londra’daki lüks malikâneler
Financial Times’ın ortaya çıkardığı belgelere göre ise Ansari’nin şirketleri 2013’te Londra’nın en pahalı bölgelerinden biri olan The Bishops Avenue üzerinde 12 malikâne satın aldı.
Bu portföre daha sonra aynı caddede 40 milyon euro değerinde bir malikâne, Kensington Palace yakınında iki lüks daire ve Buxmead rezidansında bir apartman dairesi eklendi.
İsrail büyükelçiliği manzaralı daireler
Kensington’daki bazı daireler İsrail’in Londra Büyükelçiliği’ne doğrudan bakan bir konumda bulunuyor.
Bu iddialar, kısa süre önce Londra’da İran istihbaratı adına casusluk yaptığı şüphesiyle dört İranlının tutuklanmasının ardından gündeme geldi.
“Gayrimenkul değil, gözetleme platformu”
Terörle mücadele uzmanı ve Iran International kanalının eski güvenlik direktörü Roger Macmillan durumu şöyle yorumladı:
“İran, İsrail Büyükelçiliği’nin arka tarafını 50 metreden daha az bir mesafeden doğrudan görebiliyor. Mücteba Hamaney’e bağlı iki daire bu hattı kontrol ediyor. Bu sadece bir gayrimenkul portföyü değil; kalıcı bir gözetleme platformu.”
Uzmanlara göre bu ağ, İran elitinin uluslararası yaptırımlara rağmen sermayeyi Batı piyasalarına aktarabildiğini gösteriyor. Bunun nedeni ise küresel finans sistemindeki şeffaflık eksikleri ve yaptırımların her ülkede eşit uygulanmaması.
Avrupa birbirine girdi: Von der Leyen'in sadece İran'ı suçlayan açıklamaları ortalığı karıştırdı





