İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan, İran'da Mücteba Hamaney'in yeni dini lider seçilmesinin ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
28 Şubat Cumartesi günü ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybedene kadar 1989'dan beri İran'ın liderliğine yürüten Ayetullah Ali Hamaney'den sonra bu makama kimin geleceği yönünde yıllardır yapılan tartışmalar, Uzmanlar Meclisinin 9 Mart'ta Mücteba Hamaney'i babasının halefi olarak seçmesiyle son buldu. Herhangi bir devlet tecrübesine sahip olmayan Mücteba Hamaney isminin seçiminde ileriye dönük stratejik değerlendirmelerden çok sistem içi tartışmaları engelleme çabasının etkili olduğu anlaşılıyor. Zira Mücteba Hamaney, diğer potansiyel lider adaylarına nispetle daha az politize ve az tartışmalı bir figür konumunda bulunuyor.
Konunun liyakat boyutuna ilişkin ise tartışmaların sürmesi kaçınılmaz duruyor. Esasen İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nın Veliyy-i Fakih'te aranan koşulları vazeden 109. maddesinde zikredilen şartlar başından itibaren büyük bir muğlaklık içeriyordu; ilmi liyakat, adalet, takva, "doğru" siyasal ve sosyal basiret, cesaret ve idari yetenek. Bu tartışma ilk ve en sert haliyle Ayetullah Humeyni'nin 3 Haziran 1989'daki ölümünün ertesi günü Uzmanlar Meclisinde Ali Hamaney'in seçilmesiyle sonuçlanan müzakerelerde yaşanmıştı.
Mücteba Hamaney'in bu süreçte alacağı kararlar hem kendisinin hem de İran'ın geleceği açısından kritik olacaktır. Mücteba Hamaney'in siyasi yaklaşımını tanımlamak için kullanılacak herhangi bir kavramın şu aşamada spekülasyondan öte bir anlamı yok. Dönem dönem Devrim Rehberliği kurumunda perde arkasında etkili olduğu konuşulsa da İran'ın 57 yaşındaki yeni lideri, geride kalan yıllarda ülkesi çok kritik süreçlerden geçerken dahi pozisyonunu açıkça ortaya koymadı.
İran'ın mevcut Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bu konularda selefleri kadar iddialı bir görüntü çizmese de sistem içinde etkinliğini artırmak isteyen güç merkezleri bu geçiş sürecini lehine kullanmak isteyecektir. İran'ın yeni Devrim Rehberi'ni bekleyen en öncelikli meydan okuma 28 Şubat'ta başlayan savaşın ortaya çıkardığı koşullar olacaktır.
Büyük bir bölümünde cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı'nın ardından bu makama oturan babası gibi Mücteba Hamaney de savaş yorgunu ve yeni stratejiler geliştirmek zorunda olan bir İran devralacak. Ancak bunun için öncelikle hayatta kalmayı başarması ve hatta savaşı sonlandırması gerekiyor. İran ile söz konusu devletlerin hemen hepsi arasındaki ilişkilere öteden beri kuşku ve güvensizliğin hakim olduğu biliniyor.
Artık İran'ın bu ülkelerdeki yalnızca ABD üslerini değil sivil alanları da hedef alması bu algıyı başka bir seviyeye çekti. İran, yeni gerçekliği görerek komşularıyla olan ilişkilerini güvenliği de içerecek daha gerçekçi bir zeminde yeniden kurgulaması gerekecek. İran'da yeni liderin Mücteba Hamaney seçilmesiyle birlikte yeni bir dönem başladı. Atacağı adımlar onun liderliğinin "şekli" mi yoksa "gerçek" mi olduğunu gösterecek.
Aksi halde hem içerideki "temkinli" muhalefet hem de dışarıdaki sert atmosfer onu üstesinden gelemeyeceği bir yükün altına itebilir. İran'ın yeni liderinin bunu başarması için zamana ihtiyacı var; İran'ın şu an belki de en az sahip olduğu şey ise zaman!
[Doç. Dr. Serhan Afacan, Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsünde Öğretim Üyesi ve İRAM Başkanıdır.]


