Evlilikler ömür boyu mutlu olma hayalleriyle başlayan bazen kısa bazen uzun bir yolculuk. Peki bu yolculukta evli çiftler sorunlarının yüzde kaçını çözüyor hiç merak ettiniz mi? Atlas Üniversitesi Hastanesi’nden Klinik Psikolog Şenay Dayan, “Yapılan araştırmalar, "Mutlu Çiftler" dediğimiz çiftlerin sorunlarının yüzde 69’unu çözemediklerini göstermektedir. Çünkü bazı problemler evlilik boyunca çözülemeyecek problemlerdir. Temel husus, çözülemeyen sorunları kabul edebilmektir. Aksi takdirde tekrarlayan problemler olarak karşımıza çıkabilmektedir” dedi.
ÇÖZEMEDİKLERİ SORUNLARI KABULLENİYORLAR
Çift terapisinde dünyada kabul gören John ve Dr. Julie Gottman tarafından geliştirilen ve çiftlerin ilişkilerini daha sağlıklı hale getirmek için kullanılan kanıta dayalı bir terapi yöntemi olan Gottman Çift Terapisi’nde yapılan araştırma ilginç veriler ortaya koydu. Çevremizde mutlu olarak gördüğümüz çiftlerin aslında yüzde 69’unun sorunlarını çözemedikleri ancak bu çiftlerin çözemedikleri sorunlarını kabullenerek ilişkilerine devam ettiklerini ortaya koydu” ifadelerini kullandı.
GÜÇLÜ BİR İLİŞKİ İÇİN
Güçlü bir ilişki yaşamak için 9 temel unsur olduğuna dikkat çeken Dayan, “Güçlü ilişkinin temelinde dokuz parça vardır. Çiftlerde bu dokuz bileşenin nasıl işlediğini ve dinamiklerini açıklayabilmek değerli bir yere sahiptir. Evin ilk üç parçası arkadaşlığı esas almaktadır. Evin temelinde Sevgi Haritası yer almaktadır. Bu unsurların birincisi kişinin partnerini tanımasını içerir. Partnerinin psikolojik yolculuğunun farkında olmasıdır. Güçlü ilişkilerde çiftlerin çok sağlam sevgi haritaları mevcuttur. Birbiriyle ilgili açık uçlu sorulara doğru cevaplar verebilmeleridir. Sevgi haritalarının gelişmesi için partnerlerin birbirini tanıması adına sohbet etmelerini önermekteyim” dedi.
AKICI İLETİŞİM ŞART
Eşler arasında ilgiyi ve beğeniyi paylaşmanın büyük önem taşıdığına vurgu yapan Dayan, eşlerin bir birlerine sevgilerini ifade etmeleri gerektiğini ifade ederek, “Evin ikinci parçasında ‘İlgi ve Beğeniyi Paylaşmak’ bulunmaktadır. Bu aşama, aşağılamanın oluşmasını engelleyen en büyük etkendir. Bu aşama, olumsuza yönelmeye alışkın olan zihnin tersine çalışmasını sağlar. İlgi ve beğeniyi paylaşabilmek, sevildiğinden emin olmaktır. İlgi ve beğeninin paylaşıldığı ilişkilerde cinsel ilişki güçlü bir dinamikte yer almaktadır. Duygusal bağ oluşturabilmenin temelinde Birbirine Yönelme dediğimiz üçüncü parça yer almaktadır. Bir başka deyişle, duygusal bağ için birikim yapmak gibidir. Çiftler arasında karşı yönelmenin olduğu, akıcı bir iletişimin sürdüğü bir ilişki görülmektedir. Bu sayede olumlu duygu aktarımı gelişmektedir” ifadelerini kullandı.
İlişkilerde olumlu bakış açısının büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan Dayan, “İlk üç aşamanın neticesinde meydana gelen dördüncü aşama Olumlu Bakış Açısıdır. Çiftler hem birbirlerine hem de ilişkiye dair olumlu bir bakış açısı geliştirmiş olmaktadırlar. İlişkide çatışma meydana gelse de çiftlerin “İyi misin? Normalde böyle değilsin.” gibi ifadeler kullandıklarını görmekteyiz. Beşinci aşamada Çatışmayı Yönetebilmek gelmektedir. Güçlü ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Buradaki temel husus, çatışmayı çözmek değildir; amaç yönetebilmektir. Çünkü bazı problemler hiçbir zaman çözülemez; ilişki boyunca devam edecek problemler olacaktır. Dolayısıyla sorunlar hakkında konuşabilmek, çatışmayı yönetebilmenin alt becerilerini geliştirmeyi sağlamaktadır” dedi.
HAYALLERİNE DESTEK OLUN
İlişkinizin tıkanmaması için partnerinizin hayallerini gerçekleştirmesine destek olun. Çiftlerin hayallerini gerçekleştirmesi için birbirine destek olması gerektiğine vurgu yapan Klinik Psikolog Şenay Dayan, “Partnerlerin birbirinin hayallerini ve isteklerini gerçekleştirme çabasında olması ilişkiyi güçlendirmektedir. Bu aşama, pozitif duygu sistemlerine yatırım yapılmasını sağlar. Partnerini keşfetmesine ve partnerinin hayalleri için emek vermesine olanak tanır. Tıkanmış ilişkilerde birbirinin hayallerine ve isteklerine yatırım yapılmadığı görülmektedir” ifadelerini kullandı.
YANINDA OLMASAM BİLE...
İlişkiyi korumanın temelinde Evin Çatısını koruyabilmek yer almaktadır. Evin çatısını koruyabilen çiftler, yaşadıkları problemlerde yakın çevrelerini karıştırmamayı başarabilmektedir diyen Dayan sözlerini şöyle sürdürdü: Güçlü ilişkilerde bilinçli olarak Ortak Anlam Üretme çabası görülmektedir. Çiftlerin sıklıkla “Biz” olma hâli ile hareket ettiğini görmekteyiz. “Bizim ailede doğum günleri böyle olur.” demekten ziyade, ilişkide çift olarak çeşitli ritüeller oluşturmaktadırlar. Evin anlamını oluşturan temel nokta, ortak bir anlamın üretilmesidir. Güçlü ilişkilerdeki Güven, “Ben partnerimin yanında olmasam da o, ben varmışım gibi davranır.” inancıdır. Bir başka açıdan, partnerinin her zaman yanında olduğuna dair bir güven duygusu mevcuttur. Son olarak güçlü ilişkilerde Güçlü Bağ olduğu görülmektedir. İlişkinin bir yolculuk olduğu, bu yolculukta zorluklar olabileceği bilinci vardır. Tüm bunlarla birlikte ilişkiyi korumaya yönelik uygun davranışlar sergilendiği görülmektedir. Bağlılığın güçlü olduğu ilişkilerde kişi, partnerini olumlu bir şekilde tanımlayabilmektedir. Tüm aşamalarla birlikte ilişkiyi korumanın temelinde Evin Çatısını koruyabilmek yer almaktadır. Evin çatısını koruyabilen çiftler, yaşadıkları problemlerde yakın çevrelerini karıştırmamayı başarabilmektedir. Çatışmayı yönetebilmek ve ilişkiyi uzun ve sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için evin çatısını korumak gerekmektedir.





