ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki ikinci döneminde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile şimdiye kadar dört defa görüştü. İkili arasında Florida’da gerçekleşmesi beklenen görüşme ise beşincisi olacak. Beyaz Saray’a göre bu görüşme, aralık ayı başında yapılan bir telefon görüşmesinde Netanyahu’nun ziyaret fikrini dile getirmesi ve Trump’ın da bundan memnun olacağını belirtmesinin akabinde belirlenmiş oldu.
Görüşmede hangi başlıklar var? Netanyahu’nun bu ziyaretinin 19 Aralık'ta Miami’de Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar ve Mısır istihbarat yetkilileri arasında Gazze’de atılacak adımlar hususunda yapılan görüşmenin ardından gerçekleşeceği hatırlanmalıdır. Gazze’deki ateşkes sürecinin garantörleriyle yapılan bu görüşmenin başlıklarından biri de Hamas ve diğer Filistinli grupların silahsızlanması. Netanyahu’nun bu plana şüpheyle yaklaştığı ve Gazze’de oluşturulacak uluslararası istikrar gücü ve teknokratik hükümet konusunda da ayak direttiği ortaya çıkmaktadır.
Ateşkes sonrası süreçte Türkiye’nin Gazze’de üstlenmesi talep edilen rollere de sıcak bakmadığı basına yansıdı. Bir İsrailli yetkilinin “Miami’deki görüşmelerin neticelerinin olumlu olduğunu değerlendirmiyoruz” şeklindeki ifadesi, gerçekleşecek görüşmenin Trump’ı İsrail’in pozisyonuna ikna etme hedefi taşıdığını göstermektedir.
Gazze’de çatışmaların durması sürecinde İsrail’in uzlaşmaz tavrı, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu yordu ve artık Netanyahu’nun arkasında değiller. Netanyahu, Trump ile kurduğu kişisel ilişkiler üzerinden onu ikna etmeyi deneyecek olabilir. Trump, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini ve Filistin Yönetimi’ni çöküşten kurtarmak için reform planı uygulama stratejisini dile getirebilir. Bu noktada ikili arasında anlaşmazlık doğabilir.
Görüşmenin bir diğer önemli gündem maddesi İran olacaktır. Netanyahu, İran’ı hâlâ varoluşsal bir tehdit olarak görmektedir. İsrail medyasında, İran’a yeni bir saldırı hazırlığı içinde olduğuna dair haberler çıkmıştır. Netanyahu, Trump’ı ikna edecek stratejik bir fırsat penceresi arayışında olacaktır.
Normalleşme süreçleri ve Abraham Anlaşmalarının geleceği belirsizdir. Trump döneminde ABD-İsrail ilişkilerinin kurumsal bir stratejik ortaklıktan, liderler arası kişisel bir ittifaka evrildiği bir gerçektir. Netanyahu'nun Washington’dan çok Trump’ın şahsına yatırım yaptığı görülmektedir.
Sonuç olarak, Trump-Netanyahu ilişkisi, ABD-İsrail ilişkilerinde kurumsal diplomasinin yerini kişisel ittifaklara bıraktığı bir dönemin net örneklerinden biridir. Bu durum, yalnızca iki ülkeyi değil, Orta Doğu’nun kırılgan jeopolitiğini de doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.





