İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mescid-i Aksa’nın altına kadar uzanan bir yer altı tünelinden çekilmiş videoyu kamuoyuyla paylaştı. Söz konusu tünelin, İsrail’in "güvenliğini sağlama kararlılığı"nı gösterdiğini vurgulayan Netanyahu, açıklamasında İsrail halkının güvenliğine yönelik tehditlere karşı güçlü bir mesaj verdi.
Tünel, İsrail’in Güvenlik Stratejisinin Bir Parçası mı?
Netanyahu'nun yayınladığı bu video, İsrail'in güvenlik stratejisinin bir parçası olarak yorumlandı. Özellikle Kudüs’teki kutsal mekânlar çevresinde yaşanan gerilimler göz önünde bulundurulduğunda, bu hamle dikkat çekici bulundu.
Bu Bir Güç Gösterisi
Başbuğ, söz konusu görüntülerin yalnızca askeri bir operasyonu yansıtmadığını, aynı zamanda psikolojik ve sembolik bir güç gösterisi olduğunu vurguladı. Bu yorumunu şu sözlerle açıkladı:
"Katil, yayılmacı ve işgalci politikasının devam edeceğini gösteren bir görüntü. Kravatı ve gömleğiyle İsrail bayrağının renklerini temsil eden bir duruş sergiliyor. Mescid-i Aksa'nın oradan bir görüntü yayınlıyor. ‘Kudüs bizim olacak, tamamını ele geçireceğiz. Filistin’den vazgeçmeyeceğiz.’ diyor."
Tünellere Dini İnançla Gerekçe Üretiyorlar
Başbuğ, İsrail’in bu tünellere neden girdiğini şu sözlerle açıkladı:
"Yahudi inancına göre geçmişte yıkılan ve tekrar inşa edilmesi gereken kutsal bir yapı var. Bu inanç üzerinden tünel kazılarına gerekçe oluşturuyorlar."
Ağlama Duvarı Tarihten Gelen Bir Sembol
Başbuğ, Ağlama Duvarı’nın tarihsel kökenlerine de değindi. Şöyle konuştu:
"Ağlama Duvarı, Milattan Önce’ye uzanan bir gelenektir. Babil İmparatorluğu döneminde Yahudiler, devlete isyan ettikleri gerekçesiyle Bağdat’a sürgün edildi. Kutsal mekânlar da bu dönemde yıkıldı. Babil’in yıkılmasıyla Persler bölgeye hâkim oldu ve Yahudilere, ‘Ağlama Duvarı’nı yeniden inşa edin, burada yaşayın’ çağrısında bulundular. Duvar, Roma İmparatorluğu yıkılana kadar ayakta kaldı."
Siyonist Yayılmanın Tarihi Arka Planı Var
Başbuğ, Siyonist yayılmacılığın bugünlere uzanan köklerine de dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
"1991 yılında Siyonist Batı’nın işgal ettiği topraklar arasında Bağdat da yer aldı. Bu, asırlardır süren bir kinin sonucudur."
Kudüs’ü Başkent Olarak Görüyorlar, Ancak UNESCO Farklı Düşünüyor
İsrail’in Kudüs’ü başkent olarak görmesini uluslararası hukuka aykırı bulan Başbuğ, şu bilgileri verdi:
"UNESCO’nun aldığı karara göre, Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu külliyenin Musevi inancı ile bir ilgisi bulunmadığı 4’e karşı 26 oyla kabul edilmiştir."
Yer Altı Kazılarıyla Hikâye Yazıyorlar
İsrail’in doğrudan savaşla harekete geçemeyeceğini belirten Başbuğ, bu yüzden farklı bir yol izlediklerini şu sözlerle dile getirdi:
"Mescid-i Aksa'nın ve Ağlama Duvarı'nın yıkılması gerektiğine inanan bir hikâye yazıyorlar. Ancak doğrudan savaşla bunu yapamayacakları için ‘arkeolojik kazı’ adı altında yer altı tünelleri açıyorlar. ‘Burada Ağlama Duvarı'nın kalıntıları var’ diyerek bu anlatıyı sürdürüyorlar."
Tünelin Açılışı Trump Döneminde Yapıldı
Başbuğ, bu stratejik sürecin önemli bir dönüm noktasının da altını çizerek şu bilgiyi paylaştı:
"2019 yılında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesiyle birlikte bu tünelin açılış töreni de yapıldı."
Mescid-i Aksa'nın Altındaki Yer Altı Sinagogu
Başbuğ, Kutsal Mekânlar Altındaki Tünel Sinagogu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Başbuğ, İsrail’in Kudüs'teki hedeflerine ulaşmak için uyguladığı stratejiye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"İsrail’in uzun yıllardır üzerinde titizlikle çalıştığı proje, Mescid-i Aksa’yı doğrudan yıkmak. Ancak bütün İslam âlemini karşılarına alma korkusuyla bunu açıkça yapamıyorlar. Bu nedenle, ‘altından tünel kazıyoruz, arkeolojik çalışma yapıyoruz’ yalanıyla adım adım ilerliyorlar."
Sinagogun Özellikleri
Fotoğraftaki yapı, tamamen restore edilmiş taş duvarları, ahşap oturma düzeni ve kubbeli yapısıyla modern bir yer altı ibadethanesi olarak dikkat çekiyor. İsrail bu mekanı, dindar Yahudiler için ibadet alanı olarak düzenlemiş durumda. Tüneller ve bu yapı, özel rehberli turlar eşliğinde ziyaretçilere açılmıştır.
Uluslararası Hukuk ve UNESCO Tavrı
UNESCO, 2016 yılında aldığı kararla, Mescid-i Aksa’nın ve Kudüs’teki İslami eserlerin yalnızca Müslümanlara ait olduğu yönünde bir karar almış ve İsrail’in bu tür uygulamalarını yasa dışı ilan etmiştir. Buna rağmen İsrail, kazı ve inşa faaliyetlerini "tarihi miras çalışması" kisvesi altında sürdürmektedir.
Tepkiler ve Eleştiriler
İslam dünyasında bu tür yapılar, "Mescid-i Aksa’nın altında egemenlik inşası" olarak yorumlanıyor. Filistin tarafı bu faaliyetleri, Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirmeye yönelik provokatif hamleler olarak nitelendiriyor.




