İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Doha’ya bir hafta önce düzenledikleri hava saldırısının ardından Katar’a yönelik sözlü saldırılarını artırdı. Ülkesinin Katar'a yönelik saldırganlığını meşru zemin arayışında olan Netanyahu, "Katar isteseydi çok daha güçlü bir baskı kurabilir ve kaçırılan tüm insanlarımızı (İsrailli esirleri) serbest bırakmamıza yardımcı olabilirdi" iddiasında bulundu.
Netanyahu, Batı Kudüs'teki ofisinde basın toplantısı düzenledi. Katar'a yönelik sert eleştirilerinin olduğunu ve "bunları savaş sırasında ortaya koyduğunu" söyledi. Katar'ın, Hamas'la bağlantılı olduğunu, Hamas'ı desteklediğini, Hamas'a ev sahipliği yaptığını ve Hamas'ı finanse ettiğini ileri sürdü.
Netanyahu, Al Jazeera televizyonunu izleyen insanların orada antisemitizm, antisiyonizm ve yıllardır süren anti-Amerikancılığı göreceğini savundu. Ayrıca, 11 Eylül 2001 olaylarından iki hafta sonra yayınlanan 1373 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını dile getirdi. Bu kararda, teröristlerin, herhangi bir devletin topraklarından sığınma, fon veya koruma alsalar bile terörist muamelesi görmesi öngörülüyordu.
Netanyahu, ABD'nin bu karara dayanarak, terörist olarak nitelendirdiği kişilerin içinde yaşadığı Afganistan'ı, ardından da Pakistan'ı bombaladığını belirtti. Katar'da harekete geçtiklerini ve Hamas'ın sığınacak bir yer bulamadığını ileri sürdü. Bunun, Hamas'ın liderlerine ve İsrail'in her yerdeki düşmanlarına çok güçlü bir mesaj olduğunu ifade etti.
Netanyahu, Katar'la hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını ve bu konuyla hiç ilgilenmediğini kaydetti. İsrail ordusu, 9 Eylül'de Doha'da Hamas müzakere heyetinin bulunduğu binaya savaş uçaklarıyla saldırı düzenlemişti. Bu saldırıda 6 kişi yaşamını yitirmişti. Netanyahu, 10 Eylül'de yaptığı açıklamada, Katar'a, "Ya onları sınır dışı edersiniz ya da adalete teslim edersiniz. Bunu yapmazsanız, biz yapacağız." ifadeleriyle yeni saldırı tehdidinde bulunmuştu.





