İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’la süren gerilime ilişkin yaptığı açıklamalarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı. Dışişleri Bakanlığı ise sert bir açıklamayla Netanyahu’ya tepki gösterdi. Açıklamada, “İşlediği suçlar nedeniyle yaşadığımız çağın Hitler’i olarak nitelenen Netanyahu’nun kim olduğu ve sicili bellidir” ifadelerine yer verildi. Peki, İsrail Başbakanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak neyi amaçlıyor? Uzman isimler değerlendirdi.
Türkiye’nin Bölgesel Krizlerdeki Rolü
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran’la süren gerilime ilişkin yaptığı açıklamalarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı. Peki, Netanyahu neden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alıyor?
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Katar Lusail Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Muhammed Mazhar Şahin, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığında, bizim Türkiye olarak bu savaşta ve önceki savaşlarda ne kadar doğru bir pozisyon aldığımızı net bir şekilde görebiliyoruz.” dedi.
Şahin ayrıca, bölgede yaşanan gelişmelere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “İran sahasında İsrail’in hedeflediği Azerbaycan’a gönderilen kimliği belirsiz İHA’lar, ardından yine İran sahasından Türkiye’ye gönderilen füzeler ve Irak’taki bir kara harekâtı riski vardı. Bunların hepsi Türkiye’nin siyasi başarısı sayesinde engellendi. Zaten Netanyahu’nun ve bakanların vurguladığı nokta da daha çok, Türkiye’ye gelen füzelere verilmeyen cevap üzerine odaklanmış durumda. Yani Türkiye’nin İran ile savaşa girmesini ciddi biçimde beklemişler. Keza Azerbaycan’da da o saldırıların ardından bir savaş beklemişler. Tüm bunlarda Türkiye’nin oyunu bozduğunun farkındalar. Körfez’de aynı şekilde bir Arap-Fars, bir Şii-Sünni savaşının İran’a karşı çıkmasını Türkiye’nin engellediğinin de net biçimde farkındalar.”
İsrail’in Tarihsel Anlatıları ve Güvenlik Politikası
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Selim Han Yeniacun, İsrail’in Batı kamuoyuna yönelik söylemlerine dikkat çekerek, “İsrail, tarihsel olarak Batı kamuoyunu şekillendirmekte işe yaramış mitlerini son dönemlerde yeniden gün yüzüne çıkarmayı ve bunlar üzerinden bir güvenlik politikası geliştirmeyi âdet edindi.” dedi.
Yeniacun, bu stratejinin merkezinde Holokost anlatısının yer aldığını belirtti: “Bu meselenin başında birinci mit olarak Holokost miti geliyor. Özellikle bölgesel savaşlara meşruiyet kazandırmak amacıyla, İsrail’in İran ve İran’ın vekâlet unsurlarıyla karşılaşmalarında bu miti sıkça kullandığını ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı’dan destek aradığını görüyoruz.”
Türkiye’de Dahil Edildi!
Dr. Yeniacun, İsrail’in ikinci bir stratejiyi devreye soktuğunu vurgulayarak, “İkinci strateji olarak da Türkiye’yi meselenin içine dâhil ediyorlar. 1948’deki kuruluş sürecinden ve Arap devletlerinin kendisine karşı bir araya geldiği 1948 Savaşı’ndan hareketle, İsrail’in bölgede yalnız bırakıldığına dair bir anlatı üretiyorlar. Bu anlatıyı daha da modernleştirip Türkiye’yi içine katarak, pek çok farklı unsurun İsrail’in varlığına ve mevcudiyetine karşı olduğu algısını oluşturmaya çalışıyorlar. Türkiye’den gelen sert mesajları da bu çerçevede kullanarak dünya kamuoyuna sunmaya çalışan, aciz yönetim söz konusu.”
İlgili Haber
Dünyason Dakika... Müzakereler sonuçsuz kaldı, gözler kilit noktada: Hürmüz'de tansiyon yükseliyor! İran'dan ABD'ye: 4–5 dolarlık benzini bile ararsınız...



