Özlem SARSIN - İZMİR

Te­melleri 1927 yılında atılan ve bugün 99 yaşında olan Nurus’u, İzmir’de daha görünür kılma­yı hedeflediklerini kaydeden Nurus Yönetim Kurulu Başka­nı Güran Gökyay, “Nurus, ye­ni mağazasını başta mimarlar, proje yöneticileri, girişimciler ve profesyoneller olmak üzere tüm kullanıcılarının bir araya gelebileceği bir etkileşim alanı olarak konumluyor. Kullanıcı­lar, mağaza içindeki yenilikçi çalışma alanları ve özel tasarı­mı ile sessizlik ve akustik kon­foru sunan Calma ürünü saye­sinde podcast çekimi yapabi­liyor, dijital medya için içerik üretebiliyor ve ayrıca küçük ekipli toplantılarını ve networ­king buluşmalarını gerçekleş­tirebiliyor” dedi.

“Ege yatırımı stratejinin önemli bir parçası”

Nurus’un yaklaşık bir asır önce Ankara’da küçük bir atöl­yede başlayan yolculuğunun bugün uluslararası standart­larda mühendislik çözümleri üreten global bir başarıya ulaş­tığını vurgulayan Güran Gök­yay, “Ege Bölgesi’ndeki yeni yatırımımız, büyüme ve böl­gesel etki stratejimizin önemli bir aşamasını oluşturuyor. İz­mir’de de Nurus’u mühendis­lik gücünü tasarımla buluştu­ran, uzun vadeli değer yaratan akıllı yatırım ürünleri mar­kası olarak konumlandırıyo­ruz. Fabrikamızda bulunan 16 üretim hattımız ile yüzde 95’i aşan bir dikey üretim gücüne sahibiz. Bir ürünün tüm bile­şenlerini kendi tesislerimizde üretebiliyoruz. İzmir’deki ye­ni merkezimizle, bu deneyimi Ege Bölgesi’ne daha geniş kap­samlı taşıyacağız” dedi.

“Başarı güçlü iş ortaklıklarıyla mümkün”

Nurus’un ihracat başarısın­da güçlü bir iş ortaklığı ekosis­teminin kritik rol oynadığını vurgulayan Gökyay sözlerini şöyle tamamladı, “Ürün çeşit­liliğimizi ve teknolojik gücü­müzü, güçlü bir bayi ağı aracılı­ğıyla dünyaya taşıyoruz. Bugün 45’ten fazla ülkede ürünleri­miz kullanılıyor. Türkiye Oda­lar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre ‘İhracatını en hızlı geliştiren marka’ ödülü­ne layık görüldük. Türkiye’de özellikle pandemi ile ofis kol­tuklarının insan sağlığı üze­rindeki önemi iyice arttı. Tür­kiye’de uluslararası standart­larda hizmet veriyoruz. Bu başarımızı Türk sanayicisinin küresel arenadaki gücü olarak kabul edebiliriz. Bayilik kavra­mını da yalnızca belirli bir böl­geyi temsil eden geleneksel bir model olarak değil; yurt içi ve uluslararası başarılara ortak­lık, birlikte büyüme platformu olarak görüyor ve devam edi­yoruz.’’