Okul Saldırganları Önceden Tespit Edilebilir Mi, İşaretler Neler?
Türkiye, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta peş peşe gerçekleşen okul saldırılarının şokunu yaşıyor. Kahramanmaraş'taki ölümcül saldırının 14 yaşındaki çocuk fail tarafından önceden planlandığına dair belgeler olduğu açıklandı. Şanlıurfa saldırısının 19 yaşındaki failinin ise sosyal medyadan tehdit mesajı paylaştığı belirtildi. Olaylarla ilgili soruşturmalar devam ediyor.
Uzmanlar, bu tip saldırılarda faillerin bazı ortak yönleri olabileceğine dikkat çekiyor. İngiltere'deki University of Staffordshire'da Profesyonel Polislik Programı Yöneticisi Dr. Sarah Watson, saldırıların çoğunlukla öğrenciler ya da eski öğrenciler tarafından gerçekleştirildiğini belirtiyor. Ancak, nadiren okul dışından kişiler de bu saldırıları düzenleyebiliyor.
Kahramanmaraş'taki saldırganın babası ifade verdi: "Onu poligona götürdüm". Savcılık dosyasında 11 Nisan tarihli bir belge içeriğinde saldırının planlarına dair detaylar olduğu belirtiliyor. BBC Türkçe'nin gördüğü ve çocuk faile atfedilen 11 Nisan tarihli İngilizce yazılmış saldırı manifestosunda defalarca "yalnızım" ifadesi geçiyor.
Dr. Watson, saldırganlara ait tek tip bir psikolojik profil olmadığını vurguluyor. Bununla birlikte, sosyal izolasyon, yalnızlık ve haksızlığa uğrama duygusu gibi bazı yinelenen örüntüler tespit edildiğini belirtiyor.
Adli psikiyatrist Harold Schwartz, okul saldırganlarının çoğunun benlik algısının zayıf olduğunu ve kendilerini tanınma arayışı içinde bulduklarını ifade ediyor. Çoğu saldırgan, şiddeti yücelten çevrimiçi forumlarda uzun zaman geçiriyor ve bazıları intihara eğilimli.
Uzman adli psikolog Ebru Gürgezoğlu Yapar, akran zorbalığı, sosyal dışlanma, aile içi çatışmalar ve istismar gibi travmaların saldırganların geçmişlerinde öne çıktığını belirtiyor. Prof. James Densley ise, çocukluk travması ve ebeveyn ihmali ya da istismarının saldırganların biyografilerinde sıkça yer aldığını vurguluyor.
Okul saldırılarının ezici çoğunluğunu erkek öğrenciler düzenliyor. Densley, her 10 saldırgandan dokuzunun erkek olduğunu söylüyor ve toplumsal cinsiyet rollerinin etkili olduğunu belirtiyor. İnternette, geçmiş okul saldırganlarının anıldığı ve yüceltildiği bir alt kültürün yaygınlaştığına dikkat çekiyor.
Uzmanlar, saldırıların neredeyse hiçbir zaman sürpriz olmadığını vurguluyor. Saldırganların önemli bir bölümü planlarını çevresiyle paylaşma eğiliminde. Bazı uyarı işaretleri, geçmişte şiddet suçlarına karışmanın sonraki saldırılar konusunda en önemli işaret olduğu belirtiliyor. Ayrıca, silahlara yönelik aşırı ilgi ve başkalarına göstermek amacıyla okula silah getirilmesi de önemli uyarı işaretleri arasında.
Erken müdahaleler saldırıları önlemede belirleyici olabiliyor. Dr. Watson, sağlık, eğitim, emniyet ve çocuk koruma kurumları arasında bilgi paylaşımının sağlanması gerektiğini belirtiyor. Her okulda bir "davranışsal tehdit değerlendirme ekibi" bulunmalı ve bu ekipte psikolojik danışmanlar, sosyal hizmet uzmanları, okul yöneticileri ve gerektiğinde polis yer almalıdır.
Uzmanlar, silahların kilit altında tutulmasının ve riskli dönemlerde evden geçici olarak çıkarılmasının bu riski azaltabileceğini belirtiyor. Sorumluluğun sadece belirli bir kesimde olmadığını ve bu konunun toplumsal olarak hepimizin sorunu olduğunu ifade ediyorlar.





